İş Kazasında Cezai Sorumluluk: Kimler Yargılanır, Kusur Raporu, Uzlaşma ve HAGB

İş kazasında bir çalışan ölürse taksirle öldürme (TCK m. 85), yaralanırsa taksirle yaralama (TCK m. 89) suçundan soruşturma yapılır. Şirketin kendisine ceza verilmez. Kazada kusuru bulunan gerçek kişiler yargılanır: işveren veya şirket yetkilisi, işveren vekili, şantiye şefi, ustabaşı, iş güvenliği uzmanı ve kazaya yol açan diğer kişiler. Her biri yalnızca kendi kusurundan sorumludur ve cezası kusur oranına göre belirlenir.

Bu dosyaların sonucunu çoğu zaman kusur bilirkişi raporu belirler. Ceza dosyasında alınan rapor, aynı kaza nedeniyle açılan tazminat davasında ve Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) rücu davasında da önüne gelir. Bu yüzden soruşturmanın ilk günlerinde toplanan belgeler ve rapora yapılan itirazlar, ceza davasının yanında şirketin mali yükünü de etkiler. Bu yazı, Kasım 2026 itibarıyla yürürlükteki metinlere göre hazırlanmıştır.

Ceza yargılamasına ilişkin genel bilgi için ceza davaları sayfamıza bakabilirsiniz.

İş Kazasında Cezai Sorumluluk Eskişehir Ceza Avukatı

İçindekiler

İş kazası hangi suçu oluşturur?

İş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve çalışanın ölümüne ya da bedenen veya ruhen engelli hale gelmesine yol açan olaydır (6331 sayılı Kanun m. 3; 5510 sayılı Kanun m. 13). Ceza hukuku bakımından bu olaylar çoğunlukla taksirli suç olarak ele alınır. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması sonucunda öngörülmeyen bir neticenin gerçekleşmesidir (TCK m. 22/2).

İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür (6331 sayılı Kanun m. 4). Risk değerlendirmesi yapmak, eğitim vermek, gerekli ekipmanı sağlamak ve kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek bu yükümlülüğün parçasıdır. Kazaya bu yükümlülüklerden birinin yerine getirilmemesi yol açmışsa taksirli suç gündeme gelir.

Kazanın sonucuHükümCeza
Bir kişinin ölümüTCK m. 85/12 yıldan 6 yıla kadar hapis
Birden fazla kişinin ölümü veya ölümle birlikte yaralanmaTCK m. 85/22 yıldan 15 yıla kadar hapis
Bir kişinin yaralanmasıTCK m. 89/14 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası
Kemik kırılması, yaşamı tehlikeye sokan durum, organ işlevinin sürekli zayıflaması gibi ağır sonuçlarTCK m. 89/2Ceza yarı oranında artırılır
İyileşmesi mümkün olmayan hastalık, organ işlevinin yitirilmesi gibi daha ağır sonuçlarTCK m. 89/3Ceza bir kat artırılır
Birden fazla kişinin yaralanmasıTCK m. 89/49 aydan 5 yıla kadar hapis

Taksirle yaralama cezaları, 7571 sayılı Kanunla Aralık 2025’te artırıldı. Önceki metinde basit yaralanmanın cezası üç aydan bir yıla, birden fazla kişinin yaralanmasının cezası ise altı aydan üç yıla kadardı.

Birden fazla kişinin öldüğü veya ölümle birlikte yaralanmanın da olduğu kazalarda cezanın üst sınırı on yılı aştığı için dava ağır ceza mahkemesinde görülür. Tek kişinin öldüğü kazalarda ve yalnızca yaralanma olan kazalarda ise asliye ceza mahkemesi görevlidir. Taksirle öldürme suçunun ayrıntıları için taksirle öldürme yazımıza bakabilirsiniz.

Kişi neticeyi öngördüğü halde istememişse bilinçli taksir vardır ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m. 22/3). Bilinçli taksir kabul edilirse, aşağıda anlatılan adli para cezasına çevirme imkanı da ortadan kalkar.

Kimler şüpheli veya sanık olur?

Ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişilere ceza verilemez (TCK m. 20). Bu nedenle şirket, ceza davasında sanık olmaz. Kanundaki güvenlik tedbirleri de yalnızca tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlarda uygulanır; taksirli bir iş kazası dosyasında şirket hakkında bu tedbirlere hükmedilmez (TCK m. 60). Buna karşılık şirket, tazminat ve SGK rücu davalarında taraftır.

Soruşturma, kazaya yol açan eksiklik üzerinde görev ve yetkisi bulunan kişilere yöneltilir. Bu dosyalarda şüpheli olarak sıkça karşılaşılan kişiler şunlardır:

  • İşveren gerçek kişiyse işverenin kendisi; şirketse iş sağlığı ve güvenliği konusunda karar yetkisi bulunan yönetici veya yetkili
  • İşveren vekilleri: işletme veya fabrika müdürü, şantiye şefi, vardiya amiri, ustabaşı
  • İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi
  • Alt işveren varsa alt işverenin yetkilileri ile asıl işverenin yetkilileri
  • Kazaya kendi hareketiyle yol açan çalışma arkadaşı, makine operatörü veya ekipmanı sağlayan kişi

Birden fazla kişinin kusuru varsa herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her birinin cezası ayrı ayrı belirlenir (TCK m. 22/5). İşverenin dışarıdan iş güvenliği hizmeti alması kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (6331 sayılı Kanun m. 4/2). İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, tespit ettikleri eksiklikleri işverene yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür; eksikliklerin giderilmesinden ise işveren sorumludur (6331 sayılı Kanun m. 8/2). Uzmanın yazılı olarak bildirdiği bir eksiklik giderilmemişse ve kaza bu eksiklik yüzünden olmuşsa, işverenin taksirli sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu yazılı bildirimler, kusurun uzman ile işveren arasında nasıl dağıtılacağında da belirleyici olur.

Şirket yöneticisinin sorumluluğu, unvanından çok kazaya yol açan konu üzerinde gerçekten karar verme yetkisi olup olmadığına göre değerlendirilir. Bu nedenle şirket içindeki görev ve yetki dağılımını gösteren belgeler savunmanın temelidir: imza sirküleri ve yetki belgeleri, görevlendirme yazıları, iş tanımları ve iş güvenliği harcamalarına ilişkin kararlar.

Kazazedenin kendi kusuru da değerlendirilir. Çalışanlar, aldıkları eğitim ve talimatlara uygun davranmak ve kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmakla yükümlüdür (6331 sayılı Kanun m. 19). Kazazedenin kusurlu bulunması işverenin önlem alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (6331 sayılı Kanun m. 4/3). Ancak raporda kazazedeye de kusur verilmesi, diğer kişilere düşen kusur oranını azaltır ve ceza bu orana göre belirlenir.

Kazadan sonraki ilk günler

İşveren, iş kazasını o yerin kolluğuna derhal, SGK’ya ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır (5510 sayılı Kanun m. 13; 6331 sayılı Kanun m. 14). Süresinde bildirim yapılmazsa, bildirim tarihine kadar çalışana ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir (5510 sayılı Kanun m. 21). Kurum, olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını kendi denetim memurları veya iş müfettişleri aracılığıyla da araştırabilir.

Ölümlü veya ağır yaralanmalı kazalarda Cumhuriyet savcısı soruşturmaya hemen başlar. Olay yeri incelenir, tanıkların ifadesi alınır, kamera kayıtları ve belgeler istenir. Bu aşamada şirketin elindeki şu belgelerin eksiksiz ve düzenli biçimde hazır olması önemlidir:

  • Risk değerlendirmesi raporu ve acil durum planı
  • Çalışanın iş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları ve işe giriş sağlık raporu
  • Kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları
  • İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin yazılı tespit ve önerileri ile bunlara verilen cevaplar
  • Makine ve ekipmanların bakım, kontrol ve periyodik muayene kayıtları
  • Alt işveren sözleşmesi, görevlendirme yazıları ve vardiya çizelgeleri
  • Kamera kayıtları

Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişi, müdafi yardımından yararlanabilir ve müdafi ifadede hazır bulunabilir (CMK m. 147). İlk ifadede tahmine dayanan açıklamalar veya kusuru üstlenen sözler, sonradan bilirkişi raporunda aleyhe değerlendirilebilir. Bu nedenle ifadeden önce dosyadaki belgelerin gözden geçirilmesi gerekir.

Kusur bilirkişi raporu ve itiraz

Savcılık, kazanın nasıl olduğunu ve kimin ne oranda kusurlu olduğunu belirlemek için iş güvenliği alanında bilirkişi incelemesi yaptırır. Raporda kazazede dahil kazaya karışan herkese bir kusur oranı veya asli ve tali kusur nitelendirmesi verilir. Savcılığın dava açıp açmayacağı ve mahkemenin kararı büyük ölçüde bu rapora dayanır.

Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Bilirkişi yalnızca uzmanlık gerektiren konularda görüş bildirebilir; hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmeyi yapamaz (CMK m. 67/3). Rapor tamamlandığında taraflara, itirazlarını bildirmeleri ve yeni bilirkişi incelemesi istemeleri için süre verilir. Bu istemler reddedilirse üç gün içinde gerekçeli bir karar verilir (CMK m. 67/5). Şüpheli veya sanık, rapor hakkında kendi seçtiği bir uzmandan bilimsel mütalaa da alabilir (CMK m. 67/6). Ancak uzman mütalaası sunulmak üzere ayrıca süre istenemez.

Rapora itirazda sık kullanılan noktalar şunlardır:

  • Olay yerinin incelenmeden, yalnızca dosya üzerinden rapor hazırlanması
  • Risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları ve uzmanın yazılı bildirimleri gibi belgelerin raporda değerlendirilmemesi
  • Kazazedenin talimata aykırı davranışının veya koruyucu donanımı kullanmamasının dikkate alınmaması
  • Kusurun, kazaya yol açan eksiklik üzerinde yetkisi bulunmayan kişilere unvanına bakılarak verilmesi
  • Bilirkişinin uzmanlık alanının kazanın türüne uygun olmaması
  • Raporda hukuki nitelendirme yapılması, örneğin olayda bilinçli taksir bulunduğunun yazılması

Şikayet, uzlaşma ve şikayetten vazgeçme

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması şikayete bağlıdır. Ancak suç bilinçli taksirle işlenmişse ve yaralanma birinci fıkradaki basit yaralanmadan ağırsa şikayet aranmaz (TCK m. 89/5). Şikayet süresi, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlayarak altı aydır (TCK m. 73). Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davayı düşürür. Ayrıntılar için şikayetten vazgeçme yazımıza bakabilirsiniz.

Taksirle yaralama, şikayete bağlı olsun ya da olmasın uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b). Kazada birden fazla çalışan yaralanmışsa uzlaştırma için hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir (CMK m. 253/7). Uzlaşma sağlanır ve kararlaştırılan edim bir defada yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim taksitle veya ileri bir tarihte yerine getirilecekse kamu davasının açılması ertelenir (CMK m. 253/19).

İşveren tarafı için önemli bir sonuç daha vardır. Uzlaşma sağlanınca, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında, aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış bir dava varsa ondan feragat edilmiş sayılır (CMK m. 253/19). Bu nedenle uzlaşma metninde ödenecek tutar ve neyi karşıladığı açıkça yazılmalıdır. Uzlaştırmanın işleyişi için uzlaştırma yazımıza bakabilirsiniz.

Taksirle öldürme ise şikayete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz. Ölen çalışanın yakınlarının şikayetçi olmadığını söylemesi veya şirketle anlaşması soruşturmayı ve davayı sona erdirmez. Ancak zararın giderilmiş olması, aşağıda anlatılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından önem taşır.

Ceza nasıl belirlenir: adli para cezası, erteleme ve HAGB

Taksirli suçta ceza failin kusuruna göre belirlenir (TCK m. 22/4). Hâkim temel cezayı belirlerken kusurun ağırlığını ve meydana gelen zararın ağırlığını da gözetir (TCK m. 61). Bu yüzden raporda verilen kusur oranı, cezanın alt sınırdan mı yoksa daha yukarıdan mı belirleneceğini doğrudan etkiler.

Ceza belirlendikten sonra şu imkanlar değerlendirilir:

  • Adli para cezasına çevirme: Taksirli suçlarda verilen hapis cezası uzun süreli olsa bile adli para cezasına çevrilebilir. Bilinçli taksirde bu imkan yoktur (TCK m. 50/4).
  • Erteleme: İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir (TCK m. 51).
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): Ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa mahkeme HAGB’ye karar verebilir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve zararın giderilmesi gerekir. Zarar hemen giderilemiyorsa, denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir (CMK m. 231/5, 231/6, 231/9).

HAGB kararında sanık için beş yıllık denetim süresi belirlenir. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa dava düşer (CMK m. 231/8, 231/10). HAGB hükümleri 7589 sayılı Kanunla Temmuz 2026’da yeniden düzenlendi. Ayrıntılar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazımıza bakabilirsiniz.

Taksirle öldürmede cezanın alt sınırı iki yıldır. Alt sınırdan belirlenen cezaya takdiri indirim uygulanırsa ceza iki yılın altına iner (TCK m. 62). Böylece erteleme ve HAGB mümkün hale gelir. Kusur oranının yüksek bulunması, bilinçli taksir kabul edilmesi veya birden fazla kişinin ölmesi ise cezayı bu sınırın üzerine çıkarabilir.

Meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle mahkumiyet halinde, üç aydan üç yıla kadar o meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına da karar verilebilir (TCK m. 53/6). Bu yasak özellikle iş güvenliği uzmanı, mühendis ve teknik sorumlular için önemlidir.

Kazanın sonucu failin kendisini de ceza vermeyi gereksiz kılacak ölçüde mağdur etmişse ceza verilmez; örneğin ölen kişi failin yakını olabilir. Bilinçli taksirde ise bu durumda ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir (TCK m. 22/6). Bu hüküm özellikle aile şirketlerinde gündeme gelir.

Ceza dosyasının tazminat ve SGK rücu davalarına etkisi

Aynı kaza nedeniyle çalışan veya yakınları işverene karşı tazminat davası açabilir. SGK da kazazedeye yaptığı ödemeler için işverene rücu edebilir. Kaza, işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse Kurum, yaptığı ödemeleri ve bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini işverenden ister. Bu talep, sigortalının veya hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tutarla sınırlıdır (5510 sayılı Kanun m. 21). Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse bu tutarın yarısı o kişiye ve kusuru varsa onu çalıştıran kişiye rücu edilir.

Ceza hâkiminin kusura ve zarara ilişkin değerlendirmesi ile beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74). Yani ceza davasında beraat edilmesi, tazminat veya rücu davasında sorumluluk olmayacağı anlamına gelmez. İş mahkemesi kendi kusur raporunu alır; bu nedenle iki dosyada birbiriyle çelişen bilirkişi raporları çıkabilir. Böyle bir durumda taraf, rapora itiraz dilekçesinde diğer dosyadaki rapora dayanarak çelişkiyi ileri sürebilir. Ceza dosyasında şirket lehine alınmış bir rapor hukuk dosyasındaki rapora itirazda dayanak yapılabilir; aleyhe bir rapor ise karşı tarafın elinde aynı işi görür.

Tazminat ve işçilik davalarına ilişkin genel bilgi için tazminat davaları ve iş hukuku davaları yazılarımıza bakabilirsiniz.

İş kazasında şirkete ceza verilir mi?

Hayır. Ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişilere ceza verilemez (TCK m. 20). Ceza davasında kusuru bulunan gerçek kişiler yargılanır. Şirket ise tazminat ve SGK rücu davalarında taraf olur.

İş kazasında işçi ölürse işverene ne ceza verilir?

Kusuru bulunan kişi taksirle öldürmeden iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası alır. Birden fazla kişi ölmüşse veya ölümle birlikte yaralanma da varsa ceza iki yıldan on beş yıla kadardır (TCK m. 85). Ceza kusur oranına göre belirlenir; bilinçli taksirde ise artırılır.

İş kazasında yaralanma şikayete bağlı mı?

Kural olarak evet. Taksirle yaralama şikayete bağlıdır ve şikayetten vazgeçme davayı düşürür. Ancak suç bilinçli taksirle işlenmişse ve yaralanma basit yaralanmadan ağırsa şikayet aranmaz (TCK m. 89/5).

İş kazası davası uzlaşmaya tabi mi?

Yaralanmalı kazalarda evet; taksirle yaralama uzlaştırma kapsamındadır. Birden fazla çalışan yaralanmışsa hepsinin kabul etmesi gerekir. Ölümlü kazalarda uzlaştırma uygulanmaz.

İş güvenliği uzmanı iş kazasından sorumlu tutulur mu?

Kusuru varsa evet. Uzman, tespit ettiği eksiklikleri işverene yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür. Eksikliklerin giderilmesinden ise işveren sorumludur (6331 sayılı Kanun m. 8). Bu nedenle yazılı bildirim yapılıp yapılmadığı, kusurun uzman ile işveren arasında dağıtılmasında belirleyicidir.

Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?

Rapor tamamlandığında taraflara itiraz ve yeni bilirkişi incelemesi istemek için süre verilir. İstem reddedilirse üç gün içinde gerekçeli karar verilir (CMK m. 67/5). Şüpheli veya sanık, rapor hakkında kendi seçtiği bir uzmandan bilimsel mütalaa da alabilir.

İş kazası davasında HAGB verilir mi?

Ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa verilebilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması ve zararın giderilmesi gerekir; zarar denetim süresi içinde taksitle de ödenebilir (CMK m. 231).

Ceza davasında beraat edilirse tazminat ödenmez mi?

Hayır, beraat tek başına yeterli değildir. Ceza hâkiminin beraat kararı ve kusur değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m. 74). Tazminat ve rücu davalarında kusur ayrıca incelenir.

İş kazası kaç gün içinde bildirilmelidir?

Kaza o yerin kolluğuna derhal, SGK’ya ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilir. Süresinde bildirilmezse, bildirim tarihine kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir (5510 sayılı Kanun m. 13 ve 21).

Bu yazı, iş kazasından doğan ceza sorumluluğuna ilişkin genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her dosyada kazanın oluş biçimi, şirket içindeki görev ve yetki dağılımı ve bilirkişi raporunun içeriği ayrıca değerlendirilmelidir.

Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Hazırlayan: Avukat Mahmut Rasul Uyanık, Eskişehir Barosu.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!