Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB) kurulan hükmün sanık hakkında müsadereye ilişkin hükümler dışında herhangi bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder (CMK 231).
HAGB kararının çıkmasıyla beraber müsadere hükmü de hukuki sonuç doğuracaktır.
Uygulamada, dosya kapsamında müsadereye tabi uyuşturucu, ruhsatsız silah, dijital materyallerin müsadereye tabi tutulması söz konusu ise bunlar HAGB hükmü verilse dahi iade edilmeyecektir.
CMK 231 hükmü, Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile tekrar değişikliğe uğramıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının verilmesi sonucunda söz konusu suça konu fiili işleyen kişi hakkında her hangi bir mahkumiyet hükmü kurulmamış olur. Yani daha doğru bir tabir ile söz konusu fiilden önce nasıl her hangi bir suç oluşmamışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı sonucunda da her hangi bir suç oluşmamış olur. Bu suç ancak 5 yıllık denetim süresi içerisinde tekrar suç işleme halinde oluşacaktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Şartları
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) koşullarını, objektif koşullar, subjektif koşullar, olarak ikiye ayırmak mümkündür. Objektif koşulları da kendi içerisinde suça, cezaya ve sanığa ilişkin koşullar olarak üçe ayırmak mümkündür.
Objektif Koşullar
Suça ilişkin koşullar:
- Suç uzlaştırmaya tabi ise uzlaştırma yolu denenmiş ve sonuç alınamamış olmalıdır.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için, suçun işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlardan olmaması gerekir. (CMK 231/14)
- Suçun 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü Ve Disiplin Suç Ve Cezaları Hakkında Yasa kapsamında yer alan suçlardan olmaması gerekir.
Cezaya ilişkin koşullar:
- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmalı ve hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olmalıdır (CMK 231/5).
Hükmedilen adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörülen adli para cezası olmayıp, doğrudan hükmedilen adli para cezası olmalıdır.
Sanığa ilişkin koşullar:
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması gerekir (CMK 231/6-a).
- Sanık suçun işlenmesi sebebiyle mağdurun ve kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen gidermelidir (CMK 231/6-c).
- Sanık bu koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararın denetim süresi boyunca aylık taksitler halinde ödeyerek tamamen gidermesi koşuluyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir (CMK 231/9).
- Sanığın başka bir suçtan dolayı verilmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararından dolayı denetim süresi içerisinde olmaması gerekir.
7499 Sayılı kanun (8. Yargı paketi) ile sanığın HAGB’yi kabul etmesi şartı kanun metninden kaldırılmıştır.
Uygulamada Hakimin sanığa “Hakkında HAGB hükmü verilmesini kabul ediyor musun?” şeklinde sorusu neticesinde hakime, avukatına ve mahkeme salonuna şaşkın şaşkın bakıp ne diyeceğini bilemeyen sanıkla çok sık karşılaşılıyordu. Sanık bu soruya ne cevap vereceğini bilemediği için uygulamada zaman zaman sanık müdafii, sanık yerine cevap vererek, “müvekkil HAGB’yi kabul ediyor.” şeklinde cevap veriyordu.
Nitekim HAGB hükmünün hukuki mahiyetini bilen bir sanığın bunu kabul etmemesi olağan dışıdır.
HAGB hükmünün koşullarının oluşması halinde re’sen uygulanacağının 7589 sayılı yasa ile kanunen düzenlenmesi yoluna gidilerek uygulamada ortaya çıkan bu tür sorunlara çözüm bulunmuştur.
Subjektif Koşul
- Mahkeme tarafında, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması gerekir (CMK 231/6-b)
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Uyarınca Denetimli Serbestlik
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde mahkum 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Hakim 1 yıldan fazla olmamak üzere denetimli serbestlik tedbiri olarak:
- Sanığın bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
- Sanığın bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
- Sanığın belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verebilir.
Denetim süresi içerisinde dava zaman aşımı süresi durur.

1) Erteleme ve Seçenek Yaptırım Yasağı (CMK m.231/7)
Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez; kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m.231/7).
Bunun sebebi kurumun mantığındadır: ortada hukuki sonuç doğuran bir hüküm bulunmadığından, ertelenecek veya çevrilecek bir ceza da yoktur. Erteleme ve seçenek yaptırım, ancak denetim süresi ihlal edilip hüküm açıklandığında ve yalnızca m.231/11’de belirtilen sınırlı hâlde gündeme gelebilir.
Uygulamada sık karşılaşılan bir yanılgı da şudur: HAGB, erteleme ve seçenek yaptırımlardan önce değerlendirilir. Ceza Genel Kurulu istikrarlı biçimde, objektif şartların varlığı hâlinde HAGB’nin diğer kişiselleştirme kurumlarından önce ele alınması gerektiğini kabul etmektedir.
2) Denetim Süresinin Sonu: Davanın Düşmesi (CMK m.231/10)
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir (CMK m.231/10).
Bu sonucun pratik anlamı şudur:
- Kurulan hüküm ortadan kalkar; askıda kalan mahkûmiyet hiçbir zaman varlık kazanmaz.
- Kamu davası düşer. Ceza Genel Kurulu HAGB’yi, sanık ile Devlet arasındaki cezai ilişkiyi sona erdiren şartlı bir düşme nedeni olarak nitelendirmektedir.
- Suç kasıtlı değil taksirli ise denetim süresi ihlal edilmiş sayılmaz. Ceza Genel Kurulu, bilinçli taksirle işlenen suçta dahi hükmün açıklanamayacağını kabul etmektedir.
Denetim süresi ne zaman başlar? HAGB kararının kesinleştiği tarihte. Karara karşı kanun yoluna başvurulması hâlinde, merci kararı kaldırabileceğinden denetim süresi başlamaz. Dava zamanaşımı da aynı anda durur.
Emsal: Ceza Genel Kurulu, 2018/108 E., 2021/561 K. — Dava zamanaşımı, HAGB kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlar; denetim süresi sorunsuz geçerse sürenin sonunda, ihlal hâlinde ise yeni suçun işlendiği veya yükümlülüğe aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlar.
3) Denetim Süresinin İhlali: Hükmün Açıklanması (CMK m.231/11)
Denetim süresinin ihlali iki şekilde gerçekleşir:
- Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi,
- Denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması.
Bu hâllerde mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkemenin yetkisi her iki hâlde aynı değildir.
Kural: Hüküm aynen açıklanır
Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemiş veya yükümlülüklerini bilerek yerine getirmemişse, mahkeme açıklanması geri bırakılan hükmü aynen açıklamakla yükümlüdür. İlk hükümde fark edilmeyen veya uygulanması unutulan bir husus, hüküm açıklanırken sanık aleyhine düzeltilemez.
Emsal: Ceza Genel Kurulu, 2015/330 E., 2019/8 K. — Açıklanması geri bırakılan hükümde değişiklik yapılarak sanık aleyhine daha ağır ceza belirlenmesi hukuka aykırıdır. İlk hükümdeki hukuka aykırılıklar ancak aleyhe başvuru hâlinde istinaf veya temyiz yoluyla giderilebilir.
İstisna: Yükümlülüğü yerine getiremeyen sanık
Mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek;
- cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine,
- koşulları varsa hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine,
- veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine
karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Buradaki ayrım kritiktir: bu takdir yetkisi, yükümlülüğü bilerek ihlal eden sanık için değil, elinde olmayan sebeplerle yerine getiremeyen sanık için öngörülmüştür.
İkinci suçun kesinleşmesi şartı
Masumiyet karinesi gereği, denetim süresi içinde işlendiği ihbar olunan kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması gerekir. Mahkeme, kesinleşmeyi beklemeden hükmü açıklayamaz.
Duruşma ve savunma hakkı
Hüküm açıklanırken yeniden duruşma açılır ve sanığın savunması alınır. Sanığa, duruşmaya katılmadığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı ihtarını içeren usulüne uygun çağrı kâğıdı gönderilmesi zorunludur.
Emsal: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024/3196 E., 2025/888 K. — CMK m.193 uyarınca ihtarat içeren usulüne uygun davetiye gönderilmeden, sanığın yokluğunda hüküm açıklanması savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir ve bozma nedenidir.
Açıklanan hükme karşı kanun yolu
Uygulamada en sık karışan nokta, HAGB kararının kanun yolu ile açıklanan hükmün kanun yolunun aynı şey olmamasıdır. Üstelik açıklanan hükme karşı hangi yola başvurulacağı, hükmün açıklandığı tarihe değil, HAGB kararının verildiği tarihe göre belirlenir.
CMK m.231/11 uyarınca açıklanan veya yeni kurulan hükme karşı itiraz yoluna başvurulabilir; itiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. Yani inceleme, hükmün açıklanmasını gerektiren şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlıdır; mahkûmiyetin esasına girilmez.
Ancak bu kural, 7499 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi uyarınca yalnızca 1/6/2024 ve sonrasında verilen HAGB kararları bakımından geçerlidir. Bu tarihten önce verilen HAGB kararlarıyla ilgili olarak hüküm açıklandığında veya yeniden kurulduğunda, değişiklikten önceki kanun yolu hükümleri uygulanır ve istinaf yoluna başvurulur.
| HAGB kararının verildiği tarih | Açıklanan hükme karşı kanun yolu |
|---|---|
| 1/6/2024 öncesi | İstinaf |
| 1/6/2024 ve sonrası | İtiraz (fıkradaki koşullarla sınırlı inceleme) |
Bu ayrımın pratik ağırlığı, denetim süresinin beş yıl olmasından kaynaklanır. Hâlihazırda açıklama aşamasına gelen dosyaların büyük bölümü 1/6/2024 öncesinde verilmiş HAGB kararlarından doğduğu için, bugün fiilen istinaf yolu işlemektedir. İtiraz kuralı ise 1/6/2024 sonrasında verilmiş kararların denetim sürelerinin ihlal edilmesiyle birlikte kademeli olarak devreye girecektir.
Dosyanın hangi kategoriye girdiği tespit edilmeden yapılan başvuru süre kaybına yol açabileceğinden, önce HAGB kararının tarihine bakılması gerekir.
4) HAGB Kararına Karşı Kanun Yolu (CMK m.231/12)
CMK m.272/3 hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında m.286 uygulanır. HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir.
İnceleme kapsamı da kanunda belirlenmiştir: istinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
1 Haziran 2024 ayrımı
Kanun yolu bakımından tarih belirleyicidir. 7499 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi uyarınca:
| Karar tarihi | Kanun yolu | Sanığın kabulü |
|---|---|---|
| 1/6/2024 ve sonrası | İstinaf | Aranmaz |
| 1/6/2024 öncesi | İtiraz | Aranmaya devam olunur |
1/6/2024’ten önce verilen HAGB kararlarına ilişkin itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır. Aynı şekilde, bu tarihten önce verilen kararlarla ilgili olarak hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde de önceki kanun yolu hükümleri uygulanır.
5) HAGB Adli Sicile İşlenir mi? (CMK m.231/13)
HAGB kararı adli sicile değil, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir (CMK m.231/13). Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yalnızca maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
Kaydın tutulma amacı, sanığın denetim süresi içinde olup olmadığının ve daha önce hakkında HAGB kararı verilip verilmediğinin tespit edilebilmesidir. Nitekim denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez (CMK m.231/8).
Bu kaydın mahkûmiyet niteliği yoktur. Adli sicil kaydında görünen bir HAGB kararı, sonraki bir yargılamada “daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olma” şartının ihlali sayılamaz.
Emsal: Ceza Genel Kurulu, 2018/26 E., 2020/396 K. — Adli sicil kaydında yer alan kasıtlı suçtan verilmiş HAGB kararı, suç tarihi itibarıyla yeni bir HAGB kararı verilmesine yasal engel oluşturmaz; bu karar yalnızca sanığın suç işleme eğilimini belirlemek yönünden değerlendirmeye tabi tutulabilir.
Ceza Genel Kurulu, 2019/442 K. — Sanığın kişiliğindeki hangi somut olumsuzluğun esas alındığı gösterilmeden, yasal ve yeterli gerekçe içermeyen bir değerlendirmeyle HAGB uygulanmaması hukuka aykırıdır.
Ceza Genel Kurulu, 2019/116 K. — Hapis cezası ile birlikte adli para cezasına hükmolunan hâllerde HAGB şartlarının oluşup oluşmadığı hapis cezasına göre belirlenir; hüküm bölünerek yalnızca adli para cezası bakımından HAGB kararı verilemez.
Yüksek Mahkeme Kararları
Y.4.H.D. E. 2017/2801 K. 2017/4714 K.T. 18.09.2017
HAKARET EYLEMİNE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNDE HAGB KARARININ HUKUK HAKİMİ YÖNÜNDEN BAĞLAYICILIĞI OLMAMASI Ceza Yargılamasında Davalının 2 Ay 27 Gün Hapis Cezası İle Cezalandırıldığı ve Hagb’na Karar Verildiği – Ceza Mahkemesince Verilen Hagb Kararı Kesinleşmiş Bir Mahkumiyet Niteliğinde Olmadığı Gibi Tbk. Md. 74 Anlamında Hukuk Hakimi Yönünden Bağlayıcılığı Olmadığından Davalı Yönünden Davanın Reddine Karar Verilmesi Gereği
Özeti: Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Mahkemece yukarda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 27/05/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davalı …’un temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı …’un yerinde bulunmayan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer davalı …’un temyiz itirazları yönünden;
Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, olay tarihinde davalı … S.Kuş’un taziye evinin bahçesinde kendisine hakaret etmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu olay sebebiyle davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/533 esas, 2014/657 karar sayılı ilamı ile 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur.
Ceza dosyasının incelenmesinde, ceza mahkemesince hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu, davalının leh ve aleyhine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanındığı, hangi tanık beyanına neden itibar edildiği de tartışılmadan, genel ifadelerle davalının cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olayın akabinde sıcağı sıcağına Savcılık soruşturmasında alınan ilk tanık ifadeleri ve yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalı …’un davacıya yönelik hakaret mahiyetinde söz ve davranışının varlığının sübut bulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı da yoktur.
Şu halde, mahkemece yukarıda açıklanan olgular gözetilerek davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA, davalı …’un temyiz itirazlarının ise ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davalı …’tan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/09/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Y.18.C.D. E. 2015/20025 K. 2016/10202 K.T. 11.05.2016
HÜKMÜN AÇIKLAMASININ GERİ BIRAKILMASI Kasıtlı Suçtan Mahkumiyeti Bulunmayan Sanık Hakkında Yasal Olmayan Gerekçe İle Hagb Uygulanmaması – Sanığın Suç Tarihi İtibarıyla Adli Sicil Kaydında Yer Alan Hagb Kararının Mahkumiyet Hükmü Sayılamayacağı
Özeti: Sanığın suç tarihi itibarıyla, adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, mahkumiyet hükmü sayılamayacağından, kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmaması, Kanuna aykırıdır.
5271k/231
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR : 1- Hakaret suçuna ilişkin, kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilmez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 (geçici 2.) ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık B. T.’un tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi itibarıyla, adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, mahkumiyet hükmü sayılamayacağından, kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında yasal olmayan gerekçe ile, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmaması,
SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık B. T.’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eskişehir Avukat Mahmut UYANIK saygıyla sunar.