Nüfuz ticareti suçu, kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kişinin kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmesidir.(TCK m. 255/1 1. cümle)
Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle menfaat temin eden kişinin kamu görevlisi olması halinde verilecek hapis cezası yarı oranında artırılarak hüküm kurulur. (TCK m. 255/1 2. cümle)
İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaati sağlayan yani menfaati veren kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK m. 255/1 3. cümle)
Nüfuz ticareti suçuyla ilgili şu makalemizi de okuyabilirsiniz.
Nüfuz Ticareti Suçu Madde Düzenlemesi
- Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
- Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
- Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
- Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
- İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır.
- Bu madde hükümleri, 252 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında sayılan kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması halinde de uygulanır. Bu kişiler hakkında, Türkiye’de bulunmaları halinde, vatandaş veya yabancı olduklarına bakılmaksızın, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/11701 Karar Numarası: 2024/1351 Karar Tarihi: 13.02.2024
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 11.09.2018 tarihli ve 2018/422 Esas, 2018/2032 … Kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılarak zincirleme şekilde nüfuz ticareti suçundan mahkumiyet.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 … Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 … Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2016 tarihli ve 2016/20388 Soruşturma, 2016/13353 Esas, 2016/1199 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet alma ve icbar suretiyle irtikap suçlarından, 5237 … Türk Ceza Kanunu’nun (5237 … Kanun) 252. maddesinin ikinci fıkrası, 250. maddesinin birinci fıkrası ve 53. maddesi uyarınca cezalandırılması ile hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2017 tarihli ve 2016/328 Esas, 2017/395 … Kararı ile sanığın eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü ile tarafların uzlaşma sağlamaları nedeniyle kamu davasının 5271 … Kanun’un 254. maddesinin ikinci fıkrası ve 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının düşürülmesine hükmedilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.09.2018 tarihli ve 2018/422 Esas, 2018/2032 … Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde nüfuz ticareti suçunu oluşturduğunun kabulü ile 5237 … Kanun’un 255. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri, 43. ve 62. maddelerinin birinci fıkraları ile 52. maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 312 tam gün karşılığı 6.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık ile mağdurun önceden tanıştıklarına, mahkemenin mağdurun aşamalardaki çelişkili ifadelerini gidermesi gerekirken subjektif değerlendirme ile mahkumiyet kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın kendi görev alanına girmeyen bir iş konusunda vaatte bulunması mümkün olmadığından nüfuz ticareti suçunu işlemesinin mümkün olmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A.İlk Derece Mahkemesince;
Mağdur …’ın, 01.09.2015 tarihinde işletmeye başladığı “…’ın Yeri” isimli kahvehanenin denetlenmesinde sigara içilen bölümün mevzuata uygun olmaması nedeniyle görevliler tarafından uyarılması sonrası zabıta olarak görev yapan sanık ile tanıştığı, sanığın mağdurdan denetlemeleri durduracağından bahisle öncelikle 1.750 TL, daha sonra 6.000 TL para aldığı, sanığın bu eylemlerinin kahvehaneleri denetleme görevinin sanığa verilmemiş olması nedeniyle rüşvet ve irtikap suçlarını oluşturmadığı, nüfuz ticareti suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı, buna karşılık eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek uzlaşma nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
B.Bölge Adliye Mahkemesince;
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm kaldırılarak sanığın kamu görevlisi olması ve yetkili kişiler üzerinde nüfuzu bulunduğu izlenimini yaratmış olması nedeniyle eyleminin nüfuz ticareti suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve dolandırıcılık suçuna göre daha özel düzenleme niteliğinde olan 5237 … Kanun’un 255 inci maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun bağlı hareketli bir suç tipini oluşturduğu, bu suçta hareket öğesi sınırlandırıldığından dolandırıcılık suçuna nazaran özel hüküm niteliğinde bulunduğu, suçun oluşabilmesi için gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olması, işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması ve işi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerektiği, 5237 … Kanun’un 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunda ise işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının zorunlu olmadığı, somut olayda sanık …’nın kamu görevlileri üzerinde nüfuzunun bulunmaması nedeniyle eyleminde nüfuz ticareti suçunun unsurlarının bulunmadığı, sanığın “müdürüm maddi yönden sıkıntıda, paraya ihtiyacı var, 6.000 TL verirsen kontroller tamamen azalacak. Ceza yazılsa bile müdür vasıtasıyla iptal edilecek” şeklindeki sözleri de dikkate alındığında oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemin 5237 … Kanun’un 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, bu suçtan uzlaşma nedeniyle verilen düşme kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde nüfuz ticareti suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar … ilamında belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de nüfuz ticareti suçundan hüküm kurulurken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 gün olarak tayin edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 11.09.2018 tarihli ve 2018/422 Esas, 2018/2032 … Kararının 5271 … Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere 5271 … Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.
YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2020/6746 Karar Numarası: 2023/9477 Karar Tarihi: 05.10.2023
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2015 tarihli ve 2015/4735 Soruşturma, 2015/2067 Esas, 2015/1871 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 255. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53. maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2…. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/578 Esas, 2016/470 sayılı Kararı ile sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun’un 255. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62., 50. ve 52. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyiz sebeplerinin yerinde olmadığından bahisle hükmün onanması görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz dilekçesi, cezaevinde olması sebebiyle savunmasını yapamadığına, borç aldığı paranın tamamını ödediğine, suçsuz olduğuna ve resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın memur olduğunu ve 5.000,00 TL vermesi halinde mağduru da işe aldırabileceğini söyleyerek mağdurdan para aldığı iddia ve kabul edilerek nüfuz ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Hükmün tefhim edildiği 17.05.2016 tarihinde … Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmadığı anlaşılan sanık hazır edilmeden yokluğunda mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 6352 sayılı Kanun’un 89. maddesiyle değişik 255. maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun bağlı hareketli bir suç tipini oluşturduğu, bu suçta hareket öğesi sınırlandırıldığından, dolandırıcılık suçuna nazaran özel hüküm niteliğinde bulunduğu, nüfuz ticareti suçunun oluşabilmesi için gördürülecek işin mutlaka haksız bir iş olması, işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunması ve işi yapacak kamu görevlisinin belli olmasının gerektiği, 5237 sayılı Kanun’un 157. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçunda ise işi göreceğini söyleyen failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzunun bulunmasının gerekmediği, somut olayda sanığın kamu görevlileri üzerinde nüfuzunun bulunmadığı, buna göre eyleminin nüfuz ticareti suçuna uymadığı, basit dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 02.12.2016 tarihli Resmi gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6763 sayılı Kanun) 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve 5237 sayılı Kanun’un 157. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232. maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya devam edilmemesi durumunda hapis cezasının aynen infazına karar verileceğine hükmolunması,
Hukuka aykırı görülmüştür
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/578 Esas, 2016/470 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi ve 326. maddesinin son fıkrası gereği, tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.
YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2018/5042 Karar Numarası: 2021/7033 Karar Tarihi: 22.12.2021
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan kurumun gerekçeli karar başlığında müşteki olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Suç tarihinde … denklik biriminin … masasında memur olarak çalışan sanığın, nüfuz ticareti suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen …’dan denklik başvurusunun olumlu sonuçlanması için bu hususta karar vermeye yetkisi olmadığı halde işin gördürüleceği vaadiyle 1.500 TL menfaat sağlayarak nüfuz ticareti suçunu işlediği kabulüyle hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın denklik başvurusunda bulunan şahısların gerekli koşullara sahip olup olmadığı hususunda inceleme yaparak rapor düzenleme yetkisinin olması ve bu rapora dayanılarak başvurunun değerlendirilmesi karşısında yapılan işin sanığın görevi kapsamında olduğu, rüşvet suçunun menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanacağı ancak kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılmasının da suçun oluşumu için yeterli olduğu, …’ın tüm aşamalardaki beyanlarında sanık …’ın kendisinden borç para istediğini bildirdiği, sanığın ise …’ın kendisinin bilgisi olmadan kızının hesabına para yatırdığını savunduğu, söz konusu paranın hesaba yatırıldığı tarihin iddiaya konu raporun düzenlendiği tarihten sonra olması da nazara alındığında tüm dosya kapsamına göre rüşvet anlaşmasının her türlü kuşkudan uzak ve kesin bir şekilde ispatlanamadığı, diğer yandan TCK’nin 255. maddesinde düzenlenen nüfuz ticareti suçunun haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmak üzere, kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olan kişi ile bu kamu görevlisine bir iş gördürecek olan kimse arasında ancak kamu görevlisinin bilgisi dışında gerçekleşen doğrudan ya da aracılar vasıtasıyla nüfuz sahibine veya bir başkasına menfaat temin edilmesi yahut bu doğrultuda menfaat temini hususunda anlaşılması veyahut da reddedilmiş olmasına rağmen menfaat talebi, teklifi veya vaadinde bulunulması olarak tanımlanabileceği, somut olayda sanığın anılan maddenin aradığı biçimde nüfuzunun da bulunmadığı, bu haliyle sanığın rapor düzenlendikten sonra …’dan para almak suretiyle mağduriyetine sebebiyet vermek şeklindeki eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde nüfuz ticareti suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında TCK’nin 255/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca sadece hapis cezasında artırım yapılması gerekirken adli para cezasında da artırım yapılarak 3 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası yerine 3 yıl hapis ve 7 gün adli para cezası, takdiri indirim yapılırken de 2 yıl 6 ay hapis ve 4 gün adli para cezası yerine 2 yıl 6 ay hapis ve 5 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle sonuç adli para cezasının fazla tayini,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nin 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Suçun 5237 sayılı TCK’nin 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasa’nın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 22/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.