Zimmet Suçu ve Cezası Nedir?

Zimmet suçu, bir kamu görevlisinin, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesidir.

TCK m. 247’de düzenlenmiş olan zimmet suçunun temel halinin cezası 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır.

Zimmet suçu özgü bir suçtur sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Bu suç fail olan kamu görevlisine devredilmiş veya yine fail olan kamu görevlisinin korumak veya gözetmekle yükümlü olduğu bir mal hakkında işlenebilir.

2860 Sayılı Yardım Toplama Kanununun 28. maddesine göre, yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraları zimmete geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nun zimmete ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.

Zimmet Suçu Madde Düzenlemesi

  1. Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  3. Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Zimmet Suçu Nitelikli Halleri

Hileli Davranışlarla İşlenmesi

Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılarak hüküm kurulur.

Kullanma Zimmeti

Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

Zimmet Suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2007/8053 Karar Numarası: 2009/5014 Karar Tarihi: 29.04.2009

Zimmet Ve Zimmete Sebebiyet Verme Suçu

Soruşturmadan Sonra Kuruma Ödeme Yapılması

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

Zimmet Suçunda Etkin Pişmanlık

5271 s. CMK/302

ÖZETİ: Zimmete geçirilen meblağın sanık tarafından kuruma ödendiği, dava konusu eylemin soruşturma makamı olan C. Savcılığına 13.12.2002 tarihinde intikal ettiği, bu nedenle ödemenin soruşturmadan sonra yapıldığı anlaşılmakla sanığın cezasından TCK. 248/2 maddesi ile indirim yapılması gerekirken 248/1 ile indirim yapılması,

Suçu 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında 53/5 maddenin uygulanmaması bozmayı gerektirmiştir.

Zimmet ve zimmete sebebiyet vermek suçlarından sanıklar Barbaros E., Zinnur K., Sedat A., İsmet S., Erkan K. ve Eyüp K.’nın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Barbaros E.’in zimmet suçundan mahkumiyetine, diğer sanıkların zimmete sebebiyet vermek suçundan beraetlerine dair İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.12.2005 gün ve 2003/280 Esas, 2005/512 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ve sanık Barbaros E. müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıklar hakkında 25.04.2002 günlü soruşturma raporuna dayanılarak 26.994.042.000 TL’yi zimmete geçirmek ve zimmete sebebiyet vermek suçlarından 05.08.2003 günlü iddianameyle dava açılmış olup; yargılama sırasında alınan 29.06.2004 günlü bilirkişi raporunda ise 30.723.881.000 TL.nin mal edinildiği belirtilmiş olduğundan; sanık Barbaros E. hakkında ayrıca zimmet suçu nedeniyle düzenlenen 26.07.2002 ve 03.09.2002 günlü soruşturma raporları, hazırlık aşamasında C. Savcılığında birleştirildiği halde bu iki soruşturma raporunda belirtilen eylemlere iddianamede yer verilmediğinin anlaşılması karşısında bu konuda ek iddianame tanziminden sonra ödeme iradesi de dikkate alınarak hükme varılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Ağaçlandırma Fon Yönetmeliği ile Maliye Bakanlığı Bütçe Uygulama Talimatı ve Genelgesinde; fon yetkililerince fon gelir hesabından hiçbir surette para çekilemeyeceği, bankaca da bu hesaptan para çekilmesine izin verilmeyeceği şeklinde düzenleme yapıldığı halde; sanıklarca imzalanan 31 adet banka ödeme talimatı ile bu hesaptan para çekildiği ve yine fonun gider hesabından 6 adet çek karşılığında sanık Barbaros E.’ye ödeme yapıldığı görülmekle, Ağaçlandırma Fon Yönetmeliği ile Maliye Bakanlığı Bütçe Uygulama Talimatı ve Genelge hükümleri nazara alınarak fon hesaplarından hangi usul ve esaslar dahilinde para çekileceği, buna ilişkin olarak da sanıkların verilen talimatlardaki sorumluluklarının ne şekilde olduğu hususlarında yeniden bilirkişiler kurulundan rapor alınarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yeterli olmayan bilirkişi raporu ile hükme varılması,

Kabule göre de;

Zimmete geçirilen meblağın 22.261.559.242 TL.si 05.07.2002 ve 5.000.000.000 TL’nin ise 15.07.2003 tarihinde sanık tarafından kuruma ödendiği, dava konusu eylemin soruşturma makamı olan C. Savcılığına 13.12.2002 tarihinde intikal ettiği, bu nedenle ödemenin soruşturmadan sonra yapıldığı anlaşılmakla sanığın cezasından TCK. 248/2 maddesi ile indirim yapılması gerekirken 248/1 ile indirim yapılması,

Suçu 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında 53/5 maddenin uygulanmaması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık Barbaros müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/8771 Karar Numarası: 2015/8283 Karar Tarihi: 16.03.2015

Zimmet Suçu

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Raporlar Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği

ÖZETİ: Bilirkişi heyetine iddiaya konu çeşmelerin suç tarihindeki maliyetleri ayrıntılı şekilde tespit ettirilerek önceki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilip iddianameye konu eylemler değerlendirilmek suretiyle sanığın zimmetinde para bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve ne şekilde gerçekleştiği hususlarında denetime elverişli bir rapor alınması, eylemin zimmet suçunu oluşturmaması halinde 5237 Sayılı TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının da karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup hükmün BOZULMASI gerekmiştir.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar: Suç tarihinde Banaz belediye başkanı olan sanığın, hayırseverlerin yakınları adına yaptırmak istedikleri hayrat çeşmeleri için belediye meclisince karar alınmadan ve karşılığında herhangi bir makbuz veya belge vermeden anılanlardan aldığı toplam 21.000 Alman Markını belediye hesaplarına intikal ettirmediği, yaptırılmak istenen çeşmeler için gereken malzeme bedellerini ise belediye bütçesinden aldığı 8.133 TL ile karşıladığı, bu suretle hayırseverlerden topladığı paraları zimmetine geçirdiği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın beraatine karar verilmiş ise de;

Yargılama aşamasında alınan 25.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda 10 adet çeşmenin maliyetinin 9.085,12 TL; 13.6.2007 tarihli raporda 5 adet çeşmenin maliyetinin 7.848,00 TL, 12.10.2008 tarihli raporunda ise belediye tarafından yapılan 10 adet çeşmenin maliyetinin 18.340 TL olarak tespit edilmesi sebebiyle raporlar arasında çelişkiler bulunduğu ve Sayıştay Uzman Denetçilerinin de bu raporlara dayanarak görüş bildirdikleri, bu itibarla mevcut delillerin hüküm kurmaya yeterli olmadığı gözetilerek; inşaat mühendislerinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetine iddiaya konu çeşmelerin suç tarihindeki maliyetleri ayrıntılı şekilde tespit ettirilerek önceki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilip iddianameye konu eylemler değerlendirilmek suretiyle sanığın zimmetinde para bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve ne şekilde gerçekleştiği hususlarında denetime elverişli bir rapor alınması, eylemin zimmet suçunu oluşturmaması halinde 5237 Sayılı TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının da karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi,

Sonuç: Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 16.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 5.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/4320 Karar Numarası: 2013/11510 Karar Tarihi: 28.11.2013

Zimmet Suçu

Sahtecilik Suçu

ÖZETİ: Suç tarihinde, E… A… İlköğretim Okulunda müdür vekili olarak görev yapan sanığın ilçe Kaymakamlığınca yardıma muhtaç öğrencilerin ailelerine verilmek üzere gönderilen bir kısım parayı hak sahiplerine ödemediği halde onların yerine sahte imza atarak, okula boya-badana yaptırılmadığı halde yaptırılmış ve ilgilisine elden ödeme yapılmış gibi tutanak düzenleyerek, kömür taşıma işi karşılığında ödenen para miktarını ise tutanakta fazla göstermek suretiyle zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli hareketlerle mal edindiği eylemlerinin ihbar dilekçesi ve tanıkların anlatımlarıyla ortaya çıktığı, dosya kapsamındaki diğer eylemlerle birlikte kül halinde zincirleme nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarını oluşturduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK uygulamasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK uygulamasında ise aynı Kanunun 212. maddesinin “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek ve kullanmak suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK’nin 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri, 5237 sayılı TCK’nin ise 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerekir.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar: CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğundan, CMK’nın 237/2. maddesi ile 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasına katılmasına ve Ceza Genel Kurulunun 12.02.2008 günlü 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı gereğince sanık A. müdafiin duruşmalı inceleme isteminin sonuç ceza miktarı itibariyle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık Recep hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;

Hükümden sonra temyiz incelemesi sırasında sanığın öldüğü UYAP ortamından temin edilen güncel nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiş ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322, 5237 sayılı TCK’nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının sanığın ölümü sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,

Sanık A. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde ise;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suç tarihinde, E… A… İlköğretim Okulunda müdür vekili olarak görev yapan sanığın ilçe Kaymakamlığınca yardıma muhtaç öğrencilerin ailelerine verilmek üzere gönderilen bir kısım parayı hak sahiplerine ödemediği halde onların yerine sahte imza atarak, okula boya-badana yaptırılmadığı halde yaptırılmış ve ilgilisine elden ödeme yapılmış gibi tutanak düzenleyerek, kömür taşıma işi karşılığında ödenen para miktarını ise tutanakta fazla göstermek suretiyle zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli hareketlerle mal edindiği eylemlerinin ihbar dilekçesi ve tanıkların anlatımlarıyla ortaya çıktığı, dosya kapsamındaki diğer eylemlerle birlikte kül halinde zincirleme nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarını oluşturduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK uygulamasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK uygulamasında ise aynı Kanunun 212. maddesinin “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek ve kullanmak suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK’nin 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri, 5237 sayılı TCK’nin ise 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,

Kabule göre ise;

5237 sayılı TCK’nin 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin sanık hakkında altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

Suçun 5237 sayılı TCK’nin 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!