Tefecilik Suçu (TCK m. 241)

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına borç para verilmesi tefecilik suçudur. Tefecilik suçu Türk Ceza Kanunu madde 241’de düzenlenmiştir. Cezası 2 yıldan, 6 yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Madde düzenlemesi şu şekildedir:

  • Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
tefecilik suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/2873 Karar Numarası: 2014/6505 Karar Tarihi: 11.06.2014

TEFECİLİK YAPMAK SUÇU

ÖZETİ: Sanıklar Ö. ve A.’nin savunmaları, katılanlar G. C. ve M. B.’nun aşamalardaki anlatımları, Nazilli 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2371 Esas sayılı icra takip dosyası, bu takibe konu senet içerikleri, Vergi Denetmeni tarafından düzenlenen 16/05/2011 gün ve VDENR-2011-80/6 sayılı suç duyurusu raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; sanık Ö.’in diğer sanık A.’nin üzerine atılı tefecilik suçuna, katılan mağdurlar G. ve M.’i sanık A.’den faiz karşılığı borç para alma konusunda ikna etme, ödenmekte olan faiz miktarını artırma hususunda katılan Metin ile görüşme yapma, senetleri A.’nin kendisine ciro etmesini sağlayıp katılanlar hakkında icra takibinde bulunma şeklindeki eylemleriyle, müşterek fail olarak katıldığı ve üzerine atılı tefecilik suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hakkında beraet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.

Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanıklardan H. ve C.’e atılı diğer katılanlara yönelik tehdit suçundan doğrudan zarar görmediği anlaşılan bu nedenle katılma ve temyiz hakkı bulunmayan Vergi Dairesi Başkanlığının vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan idare vekili ile katılanlar G. ve M. vekilinin sanıklar H., C. ve Ö. haklarında tefecilik suçlarından verilen beraet, A. hakkında ise tefecilik suçundan verilen mahkumiyet, katılanlar G. ve M. vekilinin sanıklardan H. ve C. haklarında tehdit suçundan verilen beraet, sanık A. müdafiin ise adı geçen sanık hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklardan H ve C. haklarında tefecilik ve tehdit suçlarından verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan idare vekili ile katılanlar G. ve M. vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık A. hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık hakkında hükmolunan ancak ertelenmesine rağmen kısa süreli olmayan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesi gereğince 53/3. maddesi de gözetilerek hak yoksunluğuna hükmedilmemiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28/04/2009 gün ve 2008/5-202 Esas, 2009/102 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakka konu olamayacağından, kararda uygulanmamış olması yalnız başına bozma nedeni teşkil etmeyeceğinden ve infaz sırasında nazara alınması mümkün görüldüğünden, bozma sebebi sayılmamıştır.

Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen katılan idare vekili, katılanlar G. ve M. vekili ile sanık A. müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen husus dışında usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

Sanık Ö. hakkında tefecilik suçundan verilen beraet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanıklar Ö. ve A.’nin savunmaları, katılanlar G. C. ve M. B.’nun aşamalardaki anlatımları, Nazilli 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2371 Esas sayılı icra takip dosyası, bu takibe konu senet içerikleri, Vergi Denetmeni tarafından düzenlenen 16/05/2011 gün ve VDENR-2011-80/6 sayılı suç duyurusu raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; sanık Ö.’in diğer sanık A.’nin üzerine atılı tefecilik suçuna, katılan mağdurlar G. ve M.’i sanık A.’den faiz karşılığı borç para alma konusunda ikna etme, ödenmekte olan faiz miktarını artırma hususunda katılan Metin ile görüşme yapma, senetleri A.’nin kendisine ciro etmesini sağlayıp katılanlar hakkında icra takibinde bulunma şeklindeki eylemleriyle, müşterek fail olarak katıldığı ve üzerine atılı tefecilik suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hakkında beraet kararı verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, katılan idare vekili ile katılanlar G. ve M. vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 11.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/6474 Karar Numarası: 2015/1927 Karar Tarihi: 29.01.2015

TEFECİLİK SUÇU

TEFECİLİK SUÇUNUN KANUNDA ÖNGÖRÜLEN CEZASININ ÜST SINIRI İTİBARİYLE YEDİ YIL ALTI AYLIK EKLEMELİ ZAMANAŞIMI SÜRESİNE TABİ OLDUĞU

ÖZETİ: Sanığa yüklenen tefecilik suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık eklemeli zamanaşımı süresine tabi olduğu, son suç tarihi olan 2003 yılı Aralık ayı ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanık müdafii ve C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulması gerekmektedir.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanığa yüklenen tefecilik suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık eklemeli zamanaşımı süresine tabi olduğu, son suç tarihi olan 2003 yılı Aralık ayı ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanık müdafii ve C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, 29.01.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/1154 Karar Numarası: 2014/4871 Karar Tarihi: 02.05.2014

Tefecilik Suçu

Tefecilik Suçunun Kazanç Elde Etmek Amacıyla Borç Para Verilmesiyle Oluşacağı Bunu Meslek Haline Getirmenin Suçun Unsurları İçerisinde Yer Almadığı

Değişik Zamanlarda Ve Farklı Kişilere Karşı Tefecilik Eylemini Zincirleme Olarak İşleyen Sanık Hakkında Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği

ÖZETİ: Tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı da gözetilerek, değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesi uygulanmamak suretiyle eksik cezaya hükmolunması kanuna aykırıdır.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Yargılama sırasında yaptırılan vergi incelemesinde M. vd. isimli şahısların da 2006, 2007 ve 2008 yıllarında sanıktan faiz karşılığı ödünç para aldıklarını belirttikleri, bu husustaki evrakın Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 19.1.2010 tarihli tefrik kararı uyarınca 2010/219 soruşturma numarasına kaydının yapıldığı, temyize konu dosyadaki iddianame tarihinin de 24.7.2008 olduğu gözetilerek, anılan soruşturma akıbetinin araştırılması, dava açılmış ise birleştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise onaylı örnekleri dosya içine alınarak davaya konu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığı, suç ve dava tarihleri nazara alınarak hukuki kesinti olup olmadığı, suçların teselsül edip etmediği üzerinde durulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi,

5237 Sayılı TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya dair hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

Kabule göre de:

5237 Sayılı TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı da gözetilerek, değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesi uygulanmamak suretiyle eksik cezaya hükmolunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/10304 Karar Numarası: 2015/11981 Karar Tarihi: 01.06.2015

Tefecilik Suçu

Aralarında Yakın Akrabalık Bağı Veya İş İlişkisi Bulunmayan Kişiler Arasında Günün Ekonomik Koşulları Nazara Alındığında Bu Miktar Paranın Karşılıksız Verilmesinin Hayatın Olağan Akışına Ve Genel Hayat Tecrübelerine Uygun Düşmediği

ÖZETİ: Müşteki S.Y’ın aşamalardaki beyanlarında sanıktan kazanç karşılığı ödünç para aldığını ve karşılığında senet verdiğini belirtmesi karşısında, sanığın tefecilik yapıp yapmadığına dair kolluk marifetiyle araştırma yaptırılmasından, ilgili vergi dairesine yazı yazılarak bu konuda vergi inceleme raporu düzenlettirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi kanuna aykırıdır.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar: 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,…” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği,

Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Yasanın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin kazanç karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için kazancın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında bu miktar paranın karşılıksız verilmesinin de hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği anlaşılmakla;

Müşteki S.Y’ın aşamalardaki beyanlarında sanıktan kazanç karşılığı ödünç para aldığını ve karşılığında senet verdiğini belirtmesi karşısında, sanığın tefecilik yapıp yapmadığına dair kolluk marifetiyle araştırma yaptırılmasından, ilgili vergi dairesine yazı yazılarak bu konuda vergi inceleme raporu düzenlettirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/06/2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!