Kişisel Verileri Verme, Ele Geçirme, Yayma Suçu (TCK m. 136)

Kişisel verileri verme ele geçirme yayma suçu TCK m. 136’da düzenlenmiştir. Kişisel verileri bir başkasına hukuka aykırı olarak vermek, ele geçirmek veya yaymak bu suçu oluşturur. Cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

Ceza muhakemesi kanununun 236. maddesinin 5. ve 6. fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntülerin verilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması halinde bu suça göre hükmedilen ceza 1 kat artırılır.

Kişisel Verileri Verme, Ele geçirme, Yayma Suçu Madde Düzenlemesi

  1. Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236’ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Kişisel verileri ele geçirme, verme, yayma suçu Eskişehir avukat
Kişisel verileri ele geçirme, verme, yayma suçu

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2018/8466 Karar Numarası: 2019/9054 Karar Tarihi: 18.09.2019

Özeti: Sanığın, kişisel veri niteliğindeki katılana ait cep telefonu numarasını kaydedilmiş haliyle ve hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle arkadaşına vermesi şeklinde sübut bulan eyleminden dolayı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekir.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK’nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK’nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, evli olan sanık … ile kocasının il dışında yaşadığını beyan eden katılan … arasındaki komşuluk ilişkisinin zamanla duygusal birlikteliğe dönüştüğü ve bir süre sonra taraflar arasındaki arkadaşlığın sona ermesinin ardından, sanık …’in, köylerde seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan ve katılanın köydeki evini bilen arkadaşı Nihat’a, katılana ait cep telefonu numarasını verdiği ve adı geçen arkadaşının 15.05.2014 tarihinde katılanı ısrarla telefonla arayarak, 2012 yılında patates satması nedeniyle alacağı olan 90,00 TL’yi ödemesi bahanesiyle onu cinsel amaçlı olarak taciz ettiği iddialarına konu olayda;

Sanık … ile arkadaşı olan diğer sanık …’ın cinsel taciz suçundan beraatlerine ilişkin hükümlerin temyiz edilmeksizin kesinleştiği, temyizin kapsamının; sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede:

Soruşturma evresinde katılana ait cep telefonu numarasını kimseye vermediğini ifade eden sanık …’in, kovuşturma evresinde, arkadaşı Nihat’ın köyde borcu olanların telefon numaralarını istemesi nedeniyle katılana ait cep telefonu numarasını arkadaşına verdiğine dair ilk ifadesiyle çelişen tutarsız savunmalarına itibar edilemeyeceği ve arkadaşı olan Nihat’ın da evini ve adresini bildiği katılanla doğrudan iletişim kurmak yerine 2012 yılından beri tahsil etmediği 90,00 TL’lik borcun ödenmesi için katılanı iki yıl sonra aynı gün birden fazla defa telefonla aramasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gözetildiğinde, sanık …’in, katılana ait GSM numarasını arkadaşına vermesini gerektiren makul, meşru ve mantıklı bir sebep bulunmaması nedeniyle katılanın rızası dışında hareket ettiğinin açıkça anlaşılması karşısında,

Sanık …’in, kişisel veri niteliğindeki katılana ait cep telefonu numarasını kaydedilmiş haliyle ve hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle arkadaşına vermesi şeklinde sübut bulan eyleminden dolayı TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, “… sanığın katılana ait cep telefonunu … verme şeklinde gerçekleşen ve sabit olan eylemin, cep telefonu numarasının kolaylıkla ulaşılabilmesi ve bilinmesi mümkün olan kişisel veri niteliğinde olduğu değerlendirilerek maddede belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat hükmü kurulması,

2- Kabul ve uygulamaya göre de:

Sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun maddesinin fıkra ve bendinin CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi olarak yazılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle aynı Kanunun 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/19526 Karar Numarası: 2015/3184 Karar Tarihi: 23.02.2015

Kişisel verileri verme ele geçirme yayma suçu

Özeti: Mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, onun rızası dışında, facebook hesabı üzerinden, başkalarının görgüsüne sunan sanığın sübut bulan eyleminden dolayı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sanığın kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilip, genel kastla işlenen suçta, sanığın saikinin önemli olmadığı da gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi Kanuna aykırıdır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılanın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dosya kapsamına göre; sanık … ile katılan mağdur …’ın bir müddet aynı kargo firmasına ait iş yerinde birlikte çalışmalarından dolayı birbirlerini tanıdıkları, sanığın iş yerinden ayrıldığı dönemde, profil resmi olarak sanığın resminin kullanıldığı … adlı facebook hesabından, mağdurun facebook hesabına, “Selam … Hanım, nasılsınız?” ve “İnsan bu kadar güzel olunca cevap vermiyor, haklısın da.” şeklinde 16.09.2013 tarihli iki mesaj gönderilmesini müteakip, mağdurun, iş yeri sahibi olan tanık …’den sanığı telefonla arayıp, olayla ilgisinin bulunup bulunmadığını öğrenmesini istediği, mağdurun talebi doğrultusunda, 17.09.2013 günü saat 10.00 sularında, sanığı telefonla arayan tanık …’in konuyu sanığa ilettiği ve sanığın … adlı facebook hesabı ile bir ilgisinin bulunmadığını ifade ettiği; ancak, bu telefon görüşmesinden yaklaşık 2 saat sonra, … adlı facebook hesabındaki sanığa ait profil resminin kaldırılıp, profile manzara resmi konulduğu ve aynı gün saat 13.00 sularında, mağdurun iş yerine giderek, onunla tartışan sanığın, … adlı facebook hesabının sahibi olmadığını ve facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde başkalarına ait resimlerle rahatlıkla sahte hesaplar açılabileceğini mağdura ispatlama saikiyle mağdurun facebook profilindeki resmini kullanarak “…” adıyla yeni bir facebook hesabı açtığı olayda,

Mağdurun, sanığın resminin kullanıldığı … adlı facebook hesabı ile ilgili olarak öncelikle iş yeri sahibi olan tanık …’den sanığı telefonla arayıp, olayla bir ilgisinin bulunup bulunmadığını öğrenmesini istediği dikkate alındığında, facebook kullanıcısı olan ve herkese açık olan profil resmi kullanılarak sahte facebook hesapları açıldığını bilen mağdurun aşamalarda özde değişmeyen samimi beyanlarına ve işyerindeki tartışmadan sonra sanığın kendisine “Senin resminle 10 tane ayrı facebook hesabı açacağım, sen göreceksin.” şeklinde sözler söylediğine dair ifadelerine üstünlük tanınarak, herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunmadığı somut olayda, mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, onun rızası dışında, “…” adlı facebook hesabı üzerinden, başkalarının görgüsüne sunan sanığın sübut bulan eyleminden dolayı TCK’nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sanığın kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilip, genel kastla işlenen suçta, sanığın saikinin önemli olmadığı da gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle sanık hakkında CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!