Karşılıksız yararlanma suçu üç farklı durumda oluşur bunlar şunlardır:
- Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanılması karşılıksız yararlanma suçudur. Bu durumda suçun cezası 2 aydan 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.
- Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanılması karşılıksız yararlanma suçudur. Bu durumda suçun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
- Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi karşılıksız yararlanma suçudur. Bu halde ise cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
TCK m. 163 Düzenlemesi
- Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
- Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
- Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2006/5036 Karar Numarası: 2007/250 Karar Tarihi: 25.01.2007
Karşılıksız Yararlanma Suçu
Ceza Yargılamasında Lehe Olan Hükümlerin Uygulanmasında Usul
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık Recep T.’nin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/2. maddesi gereğince 250 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ZONGULDAK 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.09.2005 tarihli ve 2004/40 esas, 2005/873 sayılı kararını, dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. madde ve fıkrasında “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenlemeye nazaran 765 Sayılı Kanun ile 5237 Sayılı Kanun’un suç ve yaptırımlara ilişkin hükümleri karşılaştırılarak lehe Kanun’un tespiti ve ondan sonra lehe hüküm belirlenmesi gerektiği nazara alınmaksızın,
Kabule göre, Telekom’a ait kablolu TV yayınından kaçak ve karşılıksız olarak yararlandığı için, Mahkemece 5237 Sayılı Kanun hükümlerinin daha lehe olduğu kabul edilerek anılan Kanun’un 163/2. maddesi gereğince sanığın cezalandırılmasına, karar verilmiş ise de,
Telekom’a ait kablolu TV yayınına ilişkin hizmetinden yayın kablolarına bağlantı yapmak suretiyle bedelsiz ve kaçak yararlanmanın Türk Ceza Kanun’un açısından hırsızlık fiilini oluşturduğu gözetilmeksizin, karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 15.06.2006 gün ve 26097 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 10.07.2006 gün ve YE.2006143429 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
KARAR VE SONUÇ: İddianamedeki nitelendirmeye ve Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine göre, yasa yararına bozma isteminin inceleme görevi Yüksek 6. Ceza Dairesine ait bulunduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.01.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/37149 Karar Numarası: 2014/3729 Karar Tarihi: 12.02.2014
Karşılıksız Yararlanma Suçu
İnşaatta Kolon Borusuna Musluk Takılarak Sayaçsız Doğrudan Su Kullanıldığının Belirlendiği
ÖZETİ: Toplanan kanıtlar şüpheliler hakkında iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphe oluşturduğu gibi 5.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun ile 5237 Sayılı TCK’nın 168. maddesine eklenen 5. fıkrada, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde kamu davası açılmayacağı düzenlenmiş ise de, soruşturmayı yapan C. Savcısının zararın tazmini hakkında bildirimde bulunması gerektiğine dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı halde, bu konuda bildirimde bulunulmadan dava açıldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmesi karşısında, itiraz merciince itirazın kabulü yerine aynı gerekçeyle reddine karar verilmesi sebebiyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle ( Bakırköy ) 3. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 27.9.2013 gün ve 2013/1114 D.İş sayılı kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheliler H. Y. ve İ. V. Y. haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.8.2013 tarihli ve 2013/60291 soruşturma, 2013/33837 esas, 2013/12499 Sayılı iddianamenin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.9.2013 tarihli ve 2013/378 iddianame değerlendirme sayılı kararma yönelik itirazın reddine dair Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.9.2013 tarihli ve 2013/1114 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 2.12.2013 gün ve 2013/17866-72622 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2013 gün ve 2013/383161 Sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince şüphelilerin savunmalarına başvurulmadığı ve 6352 Sayılı Kanun’un 84. maddesiyle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesine eklenen 5. fıkra hükmünün şüphelilere hatırlatılmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5.7.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun’un 83. maddesiyle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesine; “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde 3. fıkra eklenmiş, aynı Kanunun 84. maddesiyle de, 5237 Sayılı TCK’nın 168. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve karşılıksız yararlanma” ibaresi madde metninden çıkarılarak, maddeye “Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz” şeklindeki 5. fıkra ilave edilmiştir. Yapılan değişiklikle karşılıksız yararlanma suçunu işleyen fail hakkında, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlamadan önce gidermesi halinde kamu davası açılmayacağı şeklinde bir düzenleme getirilmiş ise de, Cumhuriyet savcılığınca bu hususun faile hatırlatılması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c bendinde iddianamenin iadesi sebebi olarak ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi suçlarda, ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceğinin hüküm altına alındığı, bu durumun Cumhuriyet savcısına bir yükümlülük getirdiğinde şüphe bulunmadığı, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma aşamasında uygulanması bakımından Cumhuriyet savcısının şüpheliye bu hususu hatırlatmasının gerekmediği, zira 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmü nazara alındığında, Cumhuriyet savcısının yapacağı araştırmanın sadece zararın giderilip giderilmediği yönünde olacağı, nitekim dosya kapsamına göre İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün cevabi yazısıyla şüpheliler tarafından her hangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiği anlaşıldığından, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
KARAR : 5271 Sayılı CMK’nın 170/2. maddesinde, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyeceği belirtilip, 174. maddesinde hangi hallerde iddianamenin iade edileceği sınırlı olarak sayılmıştır. 13.12.2012 tarihli tespit tutanağıyla inşaatta, kolon borusuna musluk takılarak, sayaçsız doğrudan su kullanıldığının belirlenmesi üzerine, inşaat şirketi yöneticileri olan şüpheliler hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmakla, toplanan kanıtlar şüpheliler hakkında iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphe oluşturduğu gibi 5.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun ile 5237 Sayılı TCK’nın 168. maddesine eklenen 5. fıkrada, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde kamu davası açılmayacağı düzenlenmiş ise de, soruşturmayı yapan C. Savcısının zararın tazmini hakkında bildirimde bulunması gerektiğine dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı halde, bu konuda bildirimde bulunulmadan dava açıldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmesi karşısında, itiraz merciince itirazın kabulü yerine aynı gerekçeyle reddine karar verilmesi sebebiyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle,
SONUÇ : ( Bakırköy ) 3. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 27.9.2013 gün ve 2013/1114 D. İş sayılı kararın, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.