Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçu (TCK m. 262)

Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etmek veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevin sürdürülmesi, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu oluşturur. Bu suç TCK m. 262’de düzenlenmiştir. Cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.

Şikayete tabi olmaksızın re’sen soruşturulup kovuşturulur. Uzlaştırma hükümleri bu suç bakımından uygulanmaz. Dava zaman aşımı 8 yıl, ceza zaman aşımı 10 yıldır. Bu suç ile ilgili yargılama yapmaya asliye ceza mahkemeleri görevlidir.

Bu suç ile ilgili şu yazımıza da bakabilirsiniz.

Madde Düzenlemesi

Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2008/5814 Karar Numarası: 2008/7994 Karar Tarihi: 25.06.2008

Dava Zamanaşımı Süresinin Dolması

Duruşma Tutanağının Hakim Tarafından İmzalanmaması

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi

ÖZETİ: Sanığın üzerine atılı suç için yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4. madde ve fıkrasına göre, davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı tarihten inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğu anlaşılmıştır.

Hürriyeti tahdit, resmi memuriyetin gasbı suçlarından sanıklar Mehmet Şahin ve İrfan Yağmur ile hürriyeti tahdit, resmi memuriyetin gasbı ve tehdit suçlarından sanık Hüsnü Söylemez’in yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar hakkında resmi memuriyetin gasbı suçundan ceza tayinine yer olmadığına, hürriyeti tahdit suçundan hükümlülüklerine ve sanık Hüsnü Söylemez’in tehdit suçundan beraatine dair ( ANKARA ) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.7.2006 gün ve 33 esas, 276 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi o yer C. Savcısı ile sanıklar Hüsnü Söylemez, Mehmet Şahin ve İrfan Yağmur müdafiileri ile sanık İrfan Yağmur tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 22.4.2008 günü daireye gönderilmekle incelendi:

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Hükmolunan hapis cezasının süresine göre sanık İrfan Yağmur müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin CMUK’un 318. maddesi uyarınca oybirliğiyle ( REDDİNE ),

Dosya üzerinde yapılan incelemede;

1- Sanık Mehmet Şahin hakkında mağdurlar Tuna Aymergen ve Emrah Kırkayak’ı hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı gözetilmeden verilen beraat kararı hukuki değerden yoksun, yok hükmünde bulunduğundan ve ayrıca, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan dolayı verilen “ceza tayinine yer olmadığı” kararını temyizde sanıkların hukuki yararı olmadığından müdafiilerinin bu suçlardan kurulan hükümlere ilişkin temyiz isteğinin CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi oybirliğiyle ( REDDİNE );

2- Sanık Hüsnü Söylemez hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan hükme ilişkin temyizlerin incelenmesinde;

Sanığın üzerine atılı suç için yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4. madde ve fıkrasına göre, davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 30.1.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğu anlaşılmakla, hükmün CMUK’un 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ancak bu hususta karar verilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. ve 765 sayılı TCK’nın 102/4. madde ve bentleri gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 66. ve CMK’nın 223. maddeleri de gözetilerek istem gibi oybirliğiyle ( DÜŞÜRÜLMESİNE ),

3- Sanıklar hakkında müdahil Dursun Karagöz’ü hürriyetinden yoksun kılma ve sanıklar Mehmet Şahin ve İrfan Yağmur haklarında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyizlere gelince;

Hüküm fıkrasının yer aldığı, 19.7.2006 tarihli duruşma tutanağının 2. sayfasının hükme katılan üye hakimler tarafından imzalanmaması suretiyle CMK’nın 232/4. madde ve fıkrası hükmüne aykırılık yapılması,

SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş C. Savcısı, müdahil, sanıklar Hüsnü Söylemez, Mehmet Şahin ve İrfan Yağmur müdafiileri ile sanık İrfan Yağmur’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebeplerden dolayı ( BOZULMASINA ), 25.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/27847 Karar Numarası: 2014/953 Karar Tarihi: 20.01.2014

SUÇ : Silahla tehdit, konut dokunulmazlığını bozma, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Üst C. Savcısının temyiz isteminin sanık A.. A.. hakkında silahla tehdit suçundan, sanık R.. A.. hakkında ise konut dokunulmazlığını bozma ve kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçlarından verilen kararlara yönelik olduğu, sanık A.. A.. hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-Katılan Hatice’nin tüm evrelerde bütünlük arzeden ve TCK’nın 106/1-1.cümlesinde düzenlenen suçu oluşturacak şekilde sanık Abdil’in kendisini “kızı bulacaksın yoksa seni öldürürüm” şeklinde tehdit ettiğine ilişkin iddiasının sanık Rüştü’nün kovuşturma evresindeki savunmasıyla doğrulanması karşısında anılan beyanlara neden itibar edilmediği kararda tartışılmadan sanık Abdil’in yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

2-Sanık R.. A.. hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçları yönünden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, CYY’nın 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın sabıkasız olması nedeniyle CYY’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı maddenin (c). bendinde gösterilen ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, konut dokunulmazlığını bozma ve kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçlarının zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilerek, sanıklar hakkında CYY’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken “sanığın geçmişi, suç işleme hususundaki eğilimleri göz önünde bulundurularak bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından ve müştekinin zararını gidermedikleri anlaşıldığından” biçimindeki gerekçeyle sanık R.. A.. hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, Üst C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/2478 Karar Numarası: 2018/2399 Karar Tarihi: 02.04.2018

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan (iki kez) kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki kanuni düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3.000 TL’ye kadar (3.000 TL dahil) para cezaları kesin nitelikte olup, sanık hakkında kasten yaralama suçundan doğrudan verilen 2.400’er TL adli para cezalarının miktarları itibariyle kesin olmasından dolayı temyizi mümkün bulunmadığından, sanığın anılan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. Maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Oluşa uygun kabule göre; olay tarihinde sanıklarla gece boyunca eğlence mekanlarında vakit geçiren katılan mağdurelerin sabaha karşı eve gitmek istediklerinde sanıkların çorbacıya gitme bahanesiyle araçla dolaşmaya başladıkları, sanıklardan Atakan’ın tuvalet ihtiyacını gidermek istediğinden bahisle sanayi içerisinde yer alan iş yerinin önünde aracı durdurduğu, bu esnada mağdureleri de hakkında kasten yaralama (iki kez), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık …’le birlikte zorla işyerine soktukları, mağdure Gizem’in, kardeşi Özlem’e mesaj göndererek adresi tarif edip başlarının belada olduğunu bildirdiği, bu sırada Atakan’ın mağdure Gizem’in babası Vedat’ın telefon numarasını alıp onu arayarak kızları teslim alması için çağırdığı ve olay yerine gelen Vedat’la çıkan tartışmada polise haber verilmesini isteyen Vedat’a Atakan’ın “bizzaten polisiz” diyerek karşılık verdiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, mevcut haliyle Atakan’ın birden fazla kişiyle ve zorla mağdureleri alıkoymasından dolayı eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 109/2-3b. maddeleri gereğince ve mağdur sayısınca mahkûmiyeti yerine suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde belirlenen cezada 5237 sayılı TCK’nın 109/5. fıkrası ile arttırım yapılması,

Hakkında hapis cezasına hükmedilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

5237 sayılı TCK’nın 262. maddesinin birinci cümlesinde düzenlenen kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun oluşması için ortada yapılması gereken bir kamu görevi bulunmalı ve fail bu görevi mevzuata aykırı biçimde üstlenip yerine getirmeye teşebbüs etmelidir. Burada kamu görevini yerine getirmeye çalışma fiilinin neticeye ulaşması, yani üstlenilen görevin tamamlanmış olması gerekmemekte ve teşebbüs aşamasında kalmakla suç tamamlanmaktadır. Bu suç bakımından failin kamu görevlisi olmaması veya üstlenmek istediği kamu görevini yapmaya yetkili ve görevli bulunmayan bir kamu görevlisi olması gerekir. Suç memuriyet sıfatını değil kamu görevini üstlenmeye (yerine getirmeye) teşebbüs edilmesi halinde oluşur. Başka bir deyişle failin kendisine memur süsü vermesi yetmemekte, ayrıca üstlenilen görevin yapılmasına kalkışılması gerekmektedir.

Somut olay değerlendirildiğinde ise sanığın, olay yerine gelen katılan …’ın polise haber vermek istemesi üzerine kendisini zor durumdan kurtarmak için polis olduğunu söylemesi şeklindeki eyleminde üstlenilen memuriyete ait bir görevin yapılmaya kalkışılmadığı anlaşıldığından, kanuni unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!