Kaçakçılık Suçu ve Cezası

Kaçakçılık Suçu 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu madde 3’de 23 fıkra halinde düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 4. maddesinde suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir.

Kaçakçılıkla mücadele kanunu madde 3 hükmü şu şekildedir:

  1. Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.
  2. Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  3. Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  4. Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  5. Birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  6. Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsis eden, satan veya devreden ya da bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  7. İthali kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeye sokan kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İthali yasak eşyayı, bu özelliğini bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, aynı ceza ile cezalandırılır.
  8. İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  9.  İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile gerçekte ihraç edilen eşya arasında yüzde onu aşmayan bir fark bulunması halinde, sadece 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır.
  10. Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.
  11. Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;
    • Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
    • Satışa arz eden veya satan,
    • Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.

  1. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üreten veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Akaryakıt yerine kullanılan diğer ürünler yönünden de bu fıkra uyarınca cezaya hükmolunur.
  2. Her türlü üretim, iletim ve dağıtım hatları dahil olmak üzere sıvı veya gaz halindeki hidrokarbonlarla, hidrokarbon türevi olan yakıtları nakleden boru hatlarından, depolarından veya kuyulardan kanunlara aykırı şekilde alınan ürünleri satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  3. Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulunduranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  4. Ulusal markeri yetkisiz olarak üreten, satışa arz eden, satan, yetkisiz kişilerden satın alan, kabul eden, bu özelliğini bilerek nakleden veya bulunduranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ulusal markerin kimyasal özelliklerini taşımasa bile, bu madde yerine kullanılmak amacıyla üretilen kimyasal terkipler hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.
  5. Tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin ambalajlarına kamu kurumlarınca uygulanan bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretlerin taklitlerini imal eden veya ülkeye sokanlar ile bunları bilerek bulunduran, nakleden, satan ya da kullananlar üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  6. Tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin ambalajlarına kamu kurumlarınca uygulanan bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri; ilgili mevzuatta belirlenen şekilde temin etmesine rağmen belirlenen ürünlerde kullanmaksızın bedelli veya bedelsiz olarak yayanlar, bunları alma veya kullanma hakkı olmadığı halde sahte evrak veya dokümanlarla veya herhangi bir biçimde ilgili kurum ve kuruluşları yanıltarak temin edenler, bunları taklit veya tahrif ederek ya da konulduğu üründen kaldırarak, değiştirerek ya da her ne suretle olursa olsun tedarik ederek amacı dışında kullananlar üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  7. Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;
    • Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
    • Satışa arz eden veya satan,
    • Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin, makaron, yaprak sigara kâğıdı,etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.

  1. Ticari amaçla; makaron veya yaprak sigara kâğıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
  2. Tarım ve Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  3. Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.
  4. Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.
  5. Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu madde 4’de düzenlenen nitelikli haller şunlardır:

  1. Bu Kanunda tanımlanan suçların, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza iki kat artırılır.
  2. Bu Kanunda tanımlanan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  3. Bu Kanunda tanımlanan suçların, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde veya yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
  4. Bu Kanunda tanımlanan suçların, kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve soruşturmakla görevli kişiler tarafından veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  5. Bu Kanunda tanımlanan suçların, belgede sahtecilik yapılarak işlenmesi halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da cezaya hükmolunur.
  6. Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmakla görevli olup da bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesine kasten göz yuman kişi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.
  7. Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın, Devletin siyasî, iktisadî veya askerî güvenliğini bozacak ya da çevre veya toplum sağlığını tehdit edecek nitelikte olması halinde, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, verilecek hapis cezası on yıldan az olamaz.
  8. Kaçak akaryakıt satışının, 3 üncü maddenin on dördüncü fıkrasında belirtildiği şekilde sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman kullanılarak gerçekleştirilmesi halinde verilecek cezalar iki kat artırılır.
  9. Tütün ve tütün mamulleri, alkollü içkiler, akaryakıt, uyuşturucu, silah ve mühimmat, elektronik eşya ve canlı hayvan, et, çay, şeker, zeytin gibi gıda maddeleri ile gerekli görülen hallerde diğer kaçakçılık türleri ile ilgili mahkûmiyet hükmü kesinleşenler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca kamuoyuna ilan edilebilir. Bu ilanın süresi, nasıl yapılacağı ve ilan edilecek kaçakçılık türleri gibi hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Kaçakçılık suçu Eskişehir ceza avukatı

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2008/7-259 Karar Numarası: 2009/14 Karar Tarihi: 03.02.2009

Kaçakçılık Suçu

Sigara Kaçakçılığı

ÖZETİ: Gerek Yerel Mahkemece bozma kararına uyulmuş olması, gerekse toplanan yeni kanıtların Özel Dairece incelenmemiş olması karşısında, bir konunun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün görülmediğinden Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, “direnme kararı” değil, “yeni hüküm” olarak değerlendirilen hükmün temyiz davasına bakmakla görevli olan Özel Dairece incelenmesi icap edeceğinden, dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

Kaçakçılık suçundan sanık U….. Camiye’nin 4926 sayılı Yasanın 3/a-4 maddesi delaletiyle 4/a-2, 4/2. maddeleri uyarınca sonuçta 1.013.561.000 lira tazmini nitelikte ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, kaçak sigaraların aynı Yasanın 4/3 ve olayda kullanılan 33 P. 8.. plakalı otomobilin ise 20. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesince 25.08.2004 gün ve 297-235 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.03.2007 gün ve 11969-1367 sayı ile;

“Dava konusu sigaralardan iki kartonun taşıma aracının torpido denilen kısmında, geri kalan 203 kartonun ise bagajında ele geçtiği gözetilerek, 4926 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmüne göre olayda aracın zoralımını gerektirir bir durumun mevcut bulunmadığı düşünülmeden ve aracın zoralımını gerektiren durumun nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılıp gösterilmeden yazılı şekilde aracın zoralımına karar verilmesi” isabetsizliğinden, Daire Üyelerinden O…. K….’ın, zoralım kararının isabetli olduğu yönündeki karşı oyu ile hükmün oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 17.10.2007 gün ve 100-150 sayı ile;

“Bozma ilamına uyularak araç üzerinde keşif yapılmış ve aracın tahsisli olduğu görülmüştür. Bu nedenle önceki şekilde karar verilmiştir. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5607 sayılı Yasada öngörülen ceza miktarı daha çok ve hapis cezası içerdiğinden sanık aleyhine olup uygulanmamıştır” gerekçesiyle önceki hükümde olduğu şekilde sanığın 4926 sayılı Yasanın 3/a-4 maddesi delaletiyle 4/a-2 ve 4/2. maddeleri uyarınca sonuçta 1.013,00 YTL tazmini nitelikte ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, kaçak sigaraların aynı Yasanın 4/4 ve olayda kullanılan 33 .. 812 plakalı otomobilin ise 20. maddesi uyarınca zoralımına karar verilmiştir.

Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istekli, 25.11.2008 gün ve 118893 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçta kullanılan aracın zoralımına karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, daha sonra araç üzerinde keşif yapılarak bilirkişi de dinlenmek suretiyle soruşturma genişletilmiş ve sonucunda bu kanıtlara da dayanmak suretiyle, aracın kaçakçılık suçunda kullanılmak üzere tahsis edildiğinden bahisle zoralımına karar verilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a)Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

b)Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

c)Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d)İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

Suretiyle verilen hüküm; özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür.

Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

O halde, gerek Yerel Mahkemece bozma kararına uyulmuş olması, gerekse toplanan yeni kanıtların Özel Dairece incelenmemiş olması karşısında, bir konunun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün görülmediğinden Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, “direnme kararı” değil, “yeni hüküm” olarak değerlendirilen hükmün temyiz davasına bakmakla görevli olan Özel Dairece incelenmesi icap edeceğinden, dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Saptanan uyma ve eylemli uyma sebebiyle, Yerel Mahkemenin son uygulamasının yeni hüküm niteliğinde olduğu nazara alınarak dosyanın, temyiz incelemesi için Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2009 günü oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/7-359 Karar Numarası: 2014/23 Karar Tarihi: 21.01.2014

Kaçakçılık Suçu

Taşıma Satma Satın Alma Saklama Satışa Arz Etme Ya Da Alınıp Satılmasına Aracılık Etme Seçimlik Hareketlerinden Birinin Gerçekleştirilmesiyle Suç Oluşmaktadır

ÖZETİ: Sanığın suça konu eşyaların kaçak olduğunu bildiğinin kabulü mümkün değildir. Nitekim sanığın kendisini de sorumluluk altına sokacak şekilde olayı ayrıntılı şekilde anlatması, suça konu eşyaların kaçak olduğunu bilmediğini göstermektedir.

Bu nedenle, sanığın beraatine ilişkin yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece onanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Kaçakçılık suçundan sanık Y. K.’ın beraatine ilişkin, Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2008 gün ve 318-847 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.04.2012 gün ve 2425-7382 sayı ile; oyçokluğuyla onanmasına karar verilmiş,

Daire üyeleri O. K. ve T. E.; “Sanık Y.’un 25.05.2007 tarihli, dosya içeriğine ve oluşa uygun ikrar içerikli beyanları dikkate alındığında bu sanık hakkında sübuta eren eylem nedeni ile; yerinde olmayan oluşa aykırı mahkeme tarafından verilen beraat kararı usul ve yasaya aykırı olduğu” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Yargıtay C. Başsavcılığı ise 02.07.2012 gün ve 167941 sayı ile;

“Sanık Y.’un 25.05.2007 tarihli oluşa ve dosya içeriğine uygun ikrar içerikli beyanları ve mahkumiyetine karar verilen diğer sanık H. D.’ın beyanları değerlendirildiğinde, sanık Y.’un sübuta eren Gümrük Kaçakçılığı suçundan mahkumiyeti cihetine gidilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek, oluşa aykırı ve yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında verilmiş beraat kararının, yasaya ve hukuka uygun olmadığı” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK’nun 308 inci maddesi uyarınca dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19.03.2013 gün ve 22555-6630 sayı ile; oyçokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Karar: İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık Y. K. hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık Y. K.’ın üzerine atılı kaçakçılık suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık Y. K.’ın da içerisinde bulunduğu, hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen H. D.’ın sevk ve idaresinde olan ve hız ihlali yaptığı gerekçesiyle trafik ekiplerince durdurulan araç içerisinde ve bagaj kısmında toplam 194 şişe çeşitli markalarda gümrük kaçağı viski ele geçirildiği,

Hakkında hüküm itiraza konu olmayan sanık H. D.’ın kollukta; aracı iki gün önce gezmek amacıyla arkadaşından aldığını, olay günü Mersin iline gittiğini, tekrar Adana’ya doğru hareket ettiği sırada Mersin ili çıkışında birlikte yakalandığı ismini Y. olarak bildiği şahsın yolda arabayı durdurduğunu, kendisini Adana’ya getirmesini istediğini, yanında bulunan koliler içindeki içkileri aracın bagajına ve arka koltuklarına bıraktığını, yolda aldığı Y. isimli şahsın nerede ikamet ettiğini bilmediğini, daha önceden kesinlikle tanımadığını, uzaktan yakından akrabası olmadığını, daha önceden de hiç görmediğini, ifadesi alınırsa içkilerin kendisine ait olduğunu kabul edeceğini beyan ettiği,

Mahkemede ise; daha önceden tanıdığı Y. K. isimli şahısla Mersin ilinde karşılaştığını, Adana’ya gittiğini duyunca kendisini de götürmesini istediğini belirttiği,

Sanık Y. K.’ın savcılıkta; suça konu 194 adet viskiyi Mersin’de gümrükten mal taşıyan tır şoförlerinden amcasının oğlunun düğününde kullanmak için aldığını, kaçak olduğunu bilmediğini savunduğu,

Mahkemede ise; amcasının oğlunun düğününde misafirlere ikram etmek için viski ihtiyacı olduğunu, ucuz viski bulma düşüncesiyle amcasının akrabası olan H. D.’la birlikte Mersin Limanına gittiklerini, burada bulunan tır şoförlerinden viskileri alıp arabaya yüklediklerini, içkilerin parasını H. D.’ın ödediğini, daha sonra birlikte Adana’ya doğru yola çıktıklarını beyan ettiği,

Anlaşılmaktadır.

Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesi; “Aşağıda yazılı fiilleri işlemek kaçakçılıktır:

a) 1 – Herhangi bir eşyayı belirlenen gümrük kapılarından geçirmeksizin Türkiye’ye ithal veya buna teşebbüs etmek.

2 – Herhangi bir eşyayı gümrük işlemine tabi tutmaksızın Türkiye’ye ithal veya buna teşebbüs etmek.

3 – Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakmak veya buna teşebbüs etmek.

4 – Yukarıdaki alt bentlerde belirtilen eşyayı bilerek; taşımak, satmak, satın almak, saklamak, satışa arz etmek ya da alınıp satılmasına aracılık etmek…”,

4 üncü maddesi ise; “a) 3 üncü maddesinin (a) bendinin;

…2 – (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde belirtilen fiilleri işleyenler hakkında eşyanın gümrüklenmiş değerinin üç katından az, altı katından fazla olmamak üzere adli para cezasına hükmolunur.

…Bu Kanunda öngörülen suçların işlendiği tarihte, suça konu eşyanın girişte gümrüklenmiş değeri, çıkışta FOB değeri pek fahişse fiile ilişkin olan ceza yarısına kadar artırılır, hafif ise yarısına, pek hafif ise üçte birine kadar indirilir. Eğer fail bu Kanunda yazılı suçlardan mükerrir ise cezası indirilmez” şeklinde düzenlenmişken;

4926 sayılı Kanunun 31.03.2007 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde ise; “…(5) Birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır” hükmüne yer verilmiştir.

4926 sayılı Kanunun 3/a-4 üncü maddesinde, bu kanunun yürürlükten kalkmasıyla da 5607 sayılı Kanunun 3/5 inci maddesinde düzenlenen kaçakçılık fiili uygulamada en çok karşılaşın kaçakçılık suç tipi olup, anılan maddelerde belirtilen taşıma, satma, satın alma, saklama, satışa arz etme ya da alınıp satılmasına aracılık etme seçimlik hareketlerinden birinin gerçekleştirilmesiyle suç oluşmaktadır.

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Oluşa uygun samimi beyanıyla olayın tüm açıklığıyla ortaya çıkmasına yardımcı olan sanık Y.’un viskilerin kaçak olduğunu bilmediğini beyan etmesi, viski almaya mahkumiyet hükmü onanmak suretiyle kesinleşmiş olan inceleme dışı sanık H. D.’ın aracıyla gitmeleri, viski paralarının H. D. tarafından ödenmiş olması ve sanığın yaşı da dikkate alındığında, sanığın suça konu eşyaların kaçak olduğunu bildiğinin kabulü mümkün değildir. Nitekim sanığın kendisini de sorumluluk altına sokacak şekilde olayı ayrıntılı şekilde anlatması, suça konu eşyaların kaçak olduğunu bilmediğini göstermektedir.

Bu nedenle, sanığın beraatine ilişkin yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece onanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi; “sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2014 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!