Hükümete Karşı Suç Nedir?

Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek hükümete karşı suçu oluşturur. Hükümete karşı suç TCK m. 312‘de düzenlenmiştir. Madde düzenlemesi şu şekildedir:

  • Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
  • Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

TCK m. 312/2 gereği TCK m. 44’de düzenlemesi bulunan fikri içtima hükmü bu suç için uygulama alanı bulmayacaktır.

Madde Gerekçesi

Madde metninde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik unsurunun oluştuğu üç güçten yönetim gücünü temsil eden hükümetin ortadan kaldırılmasına veya böyle olmamakla birlikte görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç tanımında da, Anayasa düzeninin temel organlarından biri olan hükümetin ortadan kaldırılmasına veya görevlerinin engellenmesine yönelik teşebbüse ait icra hareketlerini tam suç gibi cezalandırılmaktadır.

Maddenin uygulamasına ilişkin diğer hususlar için Anayasayı ihlal ve Yasama organına karşı suça ilişkin maddelerin gerekçelerine bakılmalıdır.

Hükümete karşı suç Eskişehir avukat

Hükümete Karşı Suç Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/7908 Karar Numarası: 2023/1497 Karar Tarihi: 08.05.2023

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı 14.08.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; … Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığını, … C.Başsavcılığının 2016/64146 soruşturma sayılı evrakı ile FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya teşebbüs suçlaması ile 17.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, … 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih ve 2016/330 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını, … C.Başsavcılığının 2017/75452 soruşturma sayılı evrakı ile hakkında ek takipsizlik kararı verilerek 18.05.2017 tarihinde tahliye edildiğini, hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ek takipsizlik kararı verilirken iltisaklı olduğuna dair dedikodu duyduğu yönündeki tanık beyanına dayanarak silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması talebi ile hakkında … 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/228 Esas sırasına kayıtlı kamu davasının açıldığını, 21.07.2017 tarihinde silahlı terör örgütü üyeliği suçundan da tahliyesine karar verildiğini, haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığı bu süreler içerisinde madden ve manen mağdur olduğunu belirterek 105.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Davalı vekili 20.09.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminat istemlerinin yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
  2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2017/358 Esas, 2018/399 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
  3. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/3488 Esas, 2019/3125 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
  4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi;

Davacının anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan tutuklandığı ve tutuklama müzekkeresinin infaz edildiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

… Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/75452 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; 16.07.2016 tarihinde gözaltına alınan davacının … 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/330 sorgu sayılı kararı ile Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçlarından 19.07.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan soruşturma neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2017 tarih, 2017/75452 soruşturma sayılı kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçundan hakkında “ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verildiği ve davacının bu suçtan aynı günü tutukluluğu “resen” sonlandırılarak tahliye edildiği, kararın kesinleştiği, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan ise tutukluluğunun devam ettiği nihayetinde, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/75452 soruşturma, 2017/15136 esas ve 2017/2450 sayılı iddianamesi ile bu suçtan … 24. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, bu mahkemenin 21.07.2017 tarihinde verdiği bir karar ile anılan bu suçtan da tahliye edildiği davanın henüz karara bağlanmadığının anlaşıldığı, öte yandan; her iki suçtan tutuklanan davacı hakkında ayrı iki tevkif müzekkeresi bulunduğundan öncelik infaz durumlarının önem arz ettiği, zira, tazminat talebinin Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçuyla ilgili haksız tutuklamaya dayandırıldığı, davacının tutukluluğunu geçirdiği … 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 07.11.2017 tarihli cevabi yazılarından anlaşılacağı üzere davacı …’in anılan cezaevine 20.07.2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından … 7.Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih ve 2016/330 sayılı tevkif müzekkereleriyle giriş yaptığı, aynı günü Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçuna yönelik tevkif müzekkeresinin infazına başlandığı, 18.05.2017 tarihine gelindiğinde davacının … C.Başsavcılığının 18.05.2017 tarih, 2017/75452 sayılı re’sen tahliye kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçundan resen tahliye edilmesi üzerine aynı tarih ve sayılı tevkif müzekkeresi üzerinden bu defa Silahlı terör Örgütü Üyesi olmak suçuyla ilgili tutukluluğunun infazına başlandığı, davacının bilahare … 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.07.2017 tarih ve 2017/228 esas sayılı tahliye kararı ile bu suçtan tutukluluğunun sonlandırılması üzerine … 7.Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih ve 2016/330 sayılı tevkif müzekkeresinin tamamen infazına son verildiği tespit edilmiştir.

Davacının tazminat talebi ele alındığında, bu talebin şimdilik süre yönünden reddi gerektiği, zira, tutuklama her iki suçla ilgili olmasına rağmen müzekkerelerinin tek bir sayı üzerinden düzenlendiği gözetildiğinde hangi tutukluluğun daha önce infaz edildiğinin pratikte bir önem arzetmediği (zira; kişi bir suçtan tahliye olsa dahi diğer suçtan da tutuklu olduğu için bırakılmayacağı) zaten bu hususta yasal bir düzenleme bulunmadığı (diğer deyişle; Silahlı Terör Örgütü Üyesi olmaktan dolayı tutukluluğunun daha önce infaz edildiğinin kabulüne mani bir hal bulunmadığı), davacının tazminat istemi bu aşamada ele alındığında ileride şu şekilde sorunlarla karşılaşılabileceği; davacı Silahlı Terör Örgüt Üyeliği ile ilgili davada mahkum olduğu takdirde “ek soruşturmaya yer olmadığına dair” karar verilen Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçu ile ilgili tutukluluk süresinin mahkumiyetten mahsubu gündeme gelebileceği, öte yandan Yargıtay 12. CD’nin kökleşmiş içtihatlarına göre, mahsubun tazminata engel teşkil etmediği ama bunun “tam” değil “sembolik” bir tazminat olduğu, şu an zaten “sembolik” tazminat verilmesinin düşünülemeyeceği, hem mahsup hem de tazminat yönünden “tam” kabul söz konusu olmaması ve de davacının tazminat talebine gerekçe gösterdiği sair tüm hususların ancak Silahlı Terör Örgüt Üyeliğinden açılan davanın kesinleşmesinden itibaren sağlıklı değerlendirilebileceği adına, davacının işbu davasının şimdilik süre yönünden reddi gerektiği takdir ve kanaatine varılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talepli davaların niteliği gereği davacıdan harç alınamayacağının gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c ve 303/1-f maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte eksiklik olduğundan, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin hükümden tamamen çıkartılması suretiyle CMK’nın 280/1-c ve 280/1 (a) madde delaletiyle CMK 303/1-f maddeleri gereğince istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/75452 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçundan 19.07.2016-18.05.2017 tarihleri arasında 303 gün tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Dava dosyası incelendiğinde davacının Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.08.2016 tarihinde tutuklandığı, her iki suç için ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlendiği, … 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 07.11.2017 tarihli cevabi yazısında davacının 20.07.2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından … 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.07.2016 tarih ve 2016/330 sayılı tevkif müzekkereleriyle giriş yaptığı, aynı gün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçuna yönelik tevkif müzekkeresinin infazına başlandığı, 18.05.2017 tarihinde davacının … Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2017 tarih, 2017/75452 sayılı re’sen tahliye kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan resen tahliye edilmesi üzerine aynı tarih ve sayılı tevkif müzekkeresi üzerinden bu defa silahlı terör örgütü Üyesi olmak suçuyla ilgili tutukluluğunun infazına başlandığı anlaşılmıştır.

Dairemizce UYAP üzerinden yapılan incelemede silahlı terör örgütüne üye olmak suçuna ilişkin olarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/75452 soruşturma numaralı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, bu mahkemenin 21.07.2017 tarihinde verdiği kararla bu suçtan tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda … 24. Ağır Mahkemesinin 2017/228 Esas, 2019/265 Karar numaralı kararı ile davacının beraatine karar verildiği, beraat kararının 03.07.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İncelenen dosyada, dava açıldığında ve hüküm kurulduğunda henüz dava açma süresi başlamamış ise de, yargılama sırasında, tazminat davasına konu dayanak kararın kesinleştiği, dolayısıyla hükmün kesinleşmesine ilişkin dava şartının yargılama aşamasında gerçekleştiği anlaşıldığından, “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması”nı yargıya bir görev olarak yükleyen Anayasa’nın 141 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/3488 Esas, 2019/3125 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2023 tarihinde karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!