Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu (TCK m. 213)

Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu Türk Ceza Kanunu m. 213’de düzenlenmiştir. Cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

Suçun silahla işlenmesi halinde kullanılan silahın niteliğine göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hüküm kurulabilir.

TCK m. 213 düzenlemesi şu şekildedir:

  1. Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.

Bu suç ile ilgili şu yazımızı da okuyabilirsiniz.

Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2024/14931 Karar Numarası: 2024/5133 Karar Tarihi: 12.06.2024

SAYISI : 2020/56 E. 2021/409 K.

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 213 üncü maddesinin birinci fıkrası; halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

  1. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/769 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararıyla sanığın halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 213 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
  2. Sanık tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/56 Esas, 2021/409 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; suç işleme kastının bulunmadığına, paylaşımının düşünce özgürlüğü kapsamında bulunduğuna ve diğer nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;

  1. Dava konusu olay, sanığın twitter hesabından; 05.08.2019 günü ”Allah ile kavgalı olduğum için küskünüm ve ona hergün küfrediyprum, bir gün huzuruna çıktığımda da bunu ona yapacağım, Kibirli egoist bir varlık bizim Allahımız olamaz.” yazılı paylaşımı yaptığı yine 05.08.2019 günü ” Adaletsiz olan Allah olduğu için dinden imandan çıktık, Allah peygamberde tanımıyoruz, Cami kilise tanımıyoruz, Allah Allah olsaydı bize savaşma imkanı sunardı en azına madem ki çarpmıyorsun zalimi o halde senin Allahlığın niye Adalet yoksa.” 06.08.2019 günü ” listemizde kimler varsa tek tek öldürüp infaz edecegiz, cesetlerini bulamayacağınız için peşine de düşmeyin, Düşen Savcı bile olsa gelir o Savcıyıda bulurum adliyede ofisine girer boynunuda bir kıraker gibi kırarım, senin polisini de tınlamıyoruz artık bunu bilin.” şeklinde paylaşımlar yaparak atılı suçları işlediğine ilişkindir.
  2. Sanık aşamalarda paylaşımları kendisinin yaptığını, Alman savcılarına yönelik olduğunu, dini değerler hakkındaki paylaşımının ise şahsi inancına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu anlaşıldığından; yerel Mahkemece yapılan kesinleştirme işlemi ve takip eden infaz işlemlerin hukuki değerden yoksun bulunduğu belirlenerek yapılan incelmede ;

A-Sanık hakkında halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden;

Basın yayın yoluyla atılı suçu işlediği anlaşılan sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 218 inci maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

  1. 5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesi ” (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır şeklindedir.
  2. 5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunda korunan hukuki yarar, halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığının, dolayısıyla, bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygunun korunmasıdır. Bu suçun mağduru ise, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla halk tabiri, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir.
  3. Bu açıklamalar ışığında; oluş, tüm dosya kapsamı, sanığın 06.08.2019 günü twitter hesabından ”listemizde kimler varsa tek tek öldürüp infaz edecegiz,cesetlerini bulamayacağınız için peşine de düşmeyin, Düşen Savcı bile olsa gelir o Savcıyıda bulurum adliyede ofisine girer boynunuda bir kıraker gibi kırarım, senin polisini de tınlamıyoruz artık bunu bilin” şeklindeki paylaşımı ile belirsiz sayıdaki insanların hayatlarına yönelik tehditte bulunduğu anlaşıldığından mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
  4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B-Sanık hakkında halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan kurulan hüküm yönünden;

Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.

Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir.

V. KARAR

I-Sanık hakkında halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden ;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/56 Esas, 2021/409 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

II-Sanık hakkında halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/56 Esas 2021/409 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2009/20490 Karar Numarası: 2011/28869 Karar Tarihi: 22.11.2011

ÖZETİ: Sanığın eylemlerinin olası kastla mala zarar verme ve kişilerin hayatı ve vücut dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle silahla tehdit suçlarını oluşturacağı ve TCK’nın 152/1-a, 21/2 ve 106/1, 2-a maddeleri ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden kasten mala zarar verme ve halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

DAVA: 1- Sanığın nüfus kaydının dosyada bulundurulmaması,

2- Sanığın olay gecesi köy içinde sokak kenarından geçen elektrik tellerinin altında saçmaların tellere isabet edip zarar verebileceğini öngörecek biçimde av tüfeği ile iki el havaya ateş açarak elektrik tellerinin kopmasına neden olmak ve aynı esnada köylüsü mağdur M.’nın ismini seslenip küfrederek onu kastetmek suretiyle ‘‘bu köyde bu gece çok canlar yanacak’‘ şeklinde söz söylemesi eylemlerinin olası kastla mala zarar verme ve kişilerin hayatı ve vücut dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle silahla tehdit suçlarını oluşturacağı ve TCK’nın 152/1-a, 21/2 ve 106/1, 2-a maddeleri ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden kasten mala zarar verme ve halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, üst Cumhuriyet Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı bozulmasına, cezanın süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/12363 Karar Numarası: 2016/5788 Karar Tarihi: 06.04.2016

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Tazminat davasının dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2012 tarihli ve 2011/372 esas, 2012/252 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz incelemesinde onanarak 19.12.2013 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 14.07.2014 tarihinde, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1) Davacının … Sulh Ceza Mahkemesinin 16.05.2011 tarihli ve 2011/125 sorgu numarasına istinaden “suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit ve kamu hizmetine tahsisli mallara zarar verme” suçlarından tutuklandığı, ancak dosya kapsamında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucuna ilişkin bir bilgi bulunmadığı, UYAP kayıtlarından yapılan araştırmada suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçuna ilişkin evrakın CMK’nın 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve 2011/1488 soruşturma sayısını aldığı, halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/199727 sayısında kayıtlı olduğu, ayrıca davacının adli sicil kaydına göre de aynı tarihte işlediği kamu hizmetine tahsisli mallara zarar verme suçundan … Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2013 tarihli ve 2011/1212 esas, 2013/505 sayılı kararı ile 1 yıl 6 ay 22 gün erteli hapis cezasına mahkum edildiği görülmekle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçuna ilişkin soruşturma sonucunun araştırılması, … Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/1212 esas, 2013/505 karar sayılı dosyasının incelenerek, mahkumiyete konu kamu hizmetine tahsisli mallara zarar verme suçunun … Sulh Ceza Mahkemesinin 16.05.2011 tarihli ve 2011/125 sorgu sayılı tutuklama kararında geçen suç ile aynı olup olmadığının belirlenmesi, aynı suç olduğunun belirlenmesi halinde açılan tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2) Kabule göre de;

a) Davacının … Sulh Ceza Mahkemesinin 16.05.2011 tarihli ve 2011/125 sorgu numarasına istinaden “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve kamu hizmetine tahsisli mallara zarar vermek” suçlarından tutuklandığı, … H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 09.09.2011 tarihli yazısında, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçuna ilişkin tevkifin 12.08.2011-08.09.2011 tarihleri arasında infaz gördüğünün belirtilmesi karşısında, davacı hakkında sadece gözaltında kaldığı 2 gün ile bu suça ilişkin tevkifin infaz gördüğü 27 gün dikate alınmak suretiyle maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, gözaltında geçen iki gün dikkate alınmadan ve tutuklu kaldığı toplam 115 gün üzerinden maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesi suretiyle fazla tazminata hükmedilmesi,

b) Gerekçeli karar başlığında, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası olan dava türünün 466 sayılı Kanun gereğince tazminat davası, 14.07.2014 olan dava tarihinin 17.07.2014 olarak yazılarak karışıklığa neden olunması,

Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!