Haberleşmenin Engellenmesi Suçu (TCK m. 124)

Haberleşmenin engellenmesi suçu, TCK m. 124’de düzenlenmiştir. Düzenleme şu şekildedir:

  1. Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
  2. Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  3. Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde, ikinci fıkra hükmüne göre cezaya hükmolunur.

Bu suçun temel halinin cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Kamu kurumları arasındaki haberleşmenin veya basın ve yayın organlarının yayınının hukuka aykırı şekilde engellenmesi halinde ise 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Bu suç hakkında şu makalemizi de okuyabilirsiniz.

Haberleşmenin engellenmesi suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/1650 Karar Numarası: 2018/3820 Karar Tarihi: 21.05.2018

Özeti: Somut olayda; Adli Tıp Kurumunca beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin kesin rapor düzenlenebilmesi için yetişkinlerde olay tarihinden itibaren en az bir yıllık sürenin geçmesi koşulu arandığı halde bir yıl geçmeden alınan rapora istinaden sanık hakkında anılan maddenin tatbik edildiği , sanığın, olay günü mağdureyi uzun süre darp edip zorla cinsel ilişkiye girdikten sonra evden ayrılırken mağdureye ait cep telefonunu alarak götürmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmediği ,ikilinin olaydan kısa süre öncesine dayanan birliktelikleri bulunup zaman zaman mağdureye ait evde birlikte kaldıkları , olay günü de çıkan tartışma üzerine sanığın, mağdureye eziyet ederek rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği ve mağdurenin bu süreçte evden ayrılmak istediğine ilişkin bir anlatımının da bulunmadığı göz önünde tutularak sanığın hangi eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu hususu gerekçede tartışılmaası gerekir.

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında eziyet suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Hükümden sonra 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve haberleşmenin engellenmesi suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçu yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Adli Tıp Kurumunun istikrar kazanmış uygulamasına göre, TCK’nın 102/5. maddesi kapsamında beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin kesin rapor düzenlenebilmesi için yetişkinlerde olay tarihinden itibaren en az bir yıllık sürenin geçmesi koşulu arandığı halde suç tarihi olan 12.11.2012’den itibaren bir yıl geçmeden … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 11.12.2012 tarihli rapora istinaden sanık hakkında anılan maddenin tatbik edilmesi,Sanığın, olay günü mağdureyi uzun süre darp edip zorla cinsel ilişkiye girdikten sonra evden ayrılırken mağdureye ait cep telefonunu alarak götürmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde haberleşmenin engellenmesi suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

Sanık ile mağdurenin olaydan kısa süre öncesine dayanan birliktelikleri bulunup zaman zaman mağdureye ait evde birlikte kalmaları olay günü de yemekten sonra çıkan tartışma üzerine sanığın, mağdureye eziyet ederek rızası dışında cinsel ilişkiye girmesi ve mağdurenin bu süreçte evden ayrılmak istediğine ilişkin bir anlatımının da bulunmaması karşısında, sanığın hangi eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu hususu gerekçede tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,

Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık ile müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2008/3154 Karar Numarası: 2009/4558 Karar Tarihi: 04.03.2009

5271 s. CMK/238, 283, 307

ÖZETİ: Suç tarihinde 11 ve 14 yaşlarında olan katılanlar M. K. ve Ü. K.’ın beden ve ruh bakımından kendilerini savunamayacak durumda olduklarına ilişkin kanıtlar karar yerinde gösterilip, mahkemenin gözlemleri de tutanağa yansıtılıp tartışılmadan, sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin e fıkrası ile de uygulama yapılması,

Yağma eylemini tamamladıktan sonra sanığın, dükkanda bulunan telefonun kablosunu çekip koparmak suretiyle telefona zarar verdiğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 151/1. maddesine uyduğu gözetilmeyerek, aynı Yasanın 124/1. maddesi ile yazılı biçimde uygulama yapılması bozmayı gerektirmiştir.

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Katılanlar M. K. ve Ü. K. vekilinin temyiz isteminin sanık R. A. hakkında mala zarar verme ile yağma suçlarından kurulan hükümlere yönelik olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;

A- Sanık E. A. hakkında yağma ile haberleşme özgürlüğünü kısıtlama suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Suç tarihinde 11 ve 14 yaşlarında olan katılanlar M. K. ve Ü. K.’ın beden ve ruh bakımından kendilerini savunamayacak durumda olduklarına ilişkin kanıtlar karar yerinde gösterilip, mahkemenin gözlemleri de tutanağa yansıtılıp tartışılmadan, sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin e fıkrası ile de uygulama yapılması,

2- Sanık E. A.’ın yer göstermesi sonucu bir kısım eşyanın soruşturma aşamasında katılan Bahri Kılıç’a teslim edilmiş olması karşısında; kısmi iade nedeniyle katılandan rızası sorularak, 5237 sayılı TCK.nun 168/4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- Yağma eylemini tamamladıktan sonra sanığın, dükkanda bulunan telefonun kablosunu çekip koparmak suretiyle telefona zarar verdiğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 151/1. maddesine uyduğu gözetilmeyerek, aynı Yasanın 124/1. maddesi ile yazılı biçimde uygulama yapılması,

B- Sanık R. A. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Katılma istemi hakkında, C. Savcısı, sanıklar ve savunmanlarının görüşü alındıktan sonra yakınanların katılan, yakınanlar M. K. ve Ü. K. vekilinin de katılan M. K. ve Ü. K. vekili olarak duruşmalara kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 238/3. maddesine aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanı ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sanık R. A. yönünden diğer yönleri incelenmeyen ve her iki sanık hakkında yağma suçu yönüyle kendiliğinden de incelenen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 04.03.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!