Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya bu devir olgusunu inkar etmek güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.

Güveni kötüye kullanma suçu TCK m. 155’de düzenlenmiştir. Madde düzenlemesi şu şekildedir:

  1. Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
  2. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Daha net anlaşılması için şu örneği verebiliriz: Kuru temizlemeye bırakılan montun cebindeki paranın, kuru temizlemeci tarafından, montun ve paranın sahibinin rızası olmaksızın alınması durumunda bu suç oluşur.

Güveni kötüye kullanma suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 2.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/7361 Karar Numarası: 2014/982 Karar Tarihi: 20.01.2014

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

ÖZETİ: Sanığın hattı tarafından kullanıldığının tespiti halinde eylemin 5237 sayılı TCK. nun 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilerek, bu suçtan cezalandırılması gerekirken suç vasfının hatalı değerlendirilmesiyle yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Karar: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

Yakınanın aşamalardaki beyanında çocukluk arkadaşı olan sanıkla birlikte olay günü kendisine ait araçla gezdikleri sırada cep telefonunu, bir yeri arayacağını söylemesi üzerine rızası ile sanığa verdiğini beyan etmesi ve sanığın atılı suçu kabul etmemesi karşısında; yakınanın cep telefonunu sanığa vermesi üzerine sanığın kaçtığına dair başkaca delil bulunmadığı gözetilerek, söz konusu telefona ait imei numarasına göre, suç tarihinden sonra kimler tarafından kullanıldığının araştırılarak, sanığın hattı ile kullanılıp kullanılmadığına ilişkin telefon görüşme kayıtları çıkartılarak sonucuna göre, sanığın hattı tarafından kullanıldığının tespiti halinde eylemin 5237 sayılı TCK. nun 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilerek, bu suçtan cezalandırılması gerekirken suç vasfının hatalı değerlendirilmesiyle yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 20.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 15.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2011/25922 Karar Numarası: 2013/10539

Karar Tarihi: 05.06.2013

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

ÖZETİ: Sanığın cep telefonunu müzik dinlemek için aldığını birlikte bulundukları alanda müzik dinlerken diğer arkadaşıyla konuşurken sanığın telefonu iade etmeden gitmiş olduğunu, belirtmesi karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında açıkça belirtildiği gibi, sanığın, kullanıp kısa sürede iade edilmek üzere, şikayetçi tarafından zilyedliği devredilmeksizin kendisine verilen cep telefonunu geri vermeyip olay yerinden uzaklaşmaktan ibaret eyleminin “hırsızlık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde “güveni kötüye kullanmak” suçundan hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı. kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.

Sanığın cep telefonunu müzik dinlemek için aldığını birlikte bulundukları alanda müzik dinlerken diğer arkadaşıyla konuşurken sanığın telefonu iade etmeden gitmiş olduğunu, belirtmesi karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.6.2012 gün ve 2011/15-440 E; 2012/229 K sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi, sanığın, kullanıp kısa sürede iade edilmek üzere, şikayetçi tarafından zilyedliği devredilmeksizin kendisine verilen cep telefonunu geri vermeyip olay yerinden uzaklaşmaktan ibaret eyleminin “hırsızlık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde “güveni kötüye kullanmak” suçundan hüküm tesisi.

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasının 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326 /son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!