Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu (TCK m. 258)

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu, bir kamu görevlisinin; görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklaması veya yayınlaması veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırmasıdır.

Bu suç Türk Ceza Kanunu madde 258’de düzenlenmiştir. Cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

Kamu görevi sona erdikten sonra dahi yukarıda yazan fiilleri işlemesi halinde sanık hakkında aynı şekilde cezaya hükmedilecektir.

Bu suç ile ilgili şu yazımıza da bakabilirsiniz.

Madde Düzenlemesi

TCK m. 258 düzenlemesi şu şekildedir:

  1. Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
  2. Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.

Şikayet, Uzlaştırma, Görevli Mahkeme

Bu suç şikayet aranmaksızın re’sen soruşturlup kovuşturulur. Uzlaştırma hükümleri bu suç bakımından uygulama alanı bulmaz. Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu ile ilgili yargılama yapmaya asliye ceza mahkemeleri görevlidir.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/3949 Esas 2012/9140 Karar

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun 3628 sayılı Yasada sayılan suçlardan olmadığı gözetilerek Hazinenin sanık hakkında bu suçtan açılmış bulunan kamu davasına katılma olanağı olmadığından Hazine vekilinin bu suça yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 317. maddesi uyarınca reddiyle sanık hakkında göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan kurulan hükmün sanık müdafiin temyiz talebi ile sınırlı incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan kurulan hükmün ONANMASINA,

Sanık hakkında irtikaba teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Sanık hakkında rüşvet almaya teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 14 ve 18. maddelerine göre Hazinenin bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nin 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanık müdafii, O Yer C. Savcısı ve Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/7806 Esas 2024/10213 Karar

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

İddianame ile duruşma gün ve saati tebliğ edilmesine rağmen usulüne uygun katılma talebinde bulunmayan …’nın katılan sıfatını kazanmadığı ve bu itibarla hükmü temyiz hakkının da olmadığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2019 tarihli ve 2018/254 Esas, 2019/317 sayılı Kararı ile sanık hakkında göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası kararı verilmiştir.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2020/1620 Esas, 2021/1131 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; atılı suçun yasal unsurlarının oluşması sebebiyle hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280. maddesinde;
“(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, …. karar verir” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Aynı Kanun’un “Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” başlıklı 303. maddesinde ise;

“(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse,” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında “Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen … sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği” belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükümleri ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

İlk Derece Mahkemesince sanığın göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmaması gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek sanık ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Hükmün düzeltilmesi sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi ve kendi arasında çelişki oluşturması nedenleriyle kararın 5271 sayılı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkartılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkûmiyetine dair anlatım içeren gerekçenin hükümden çıkartılmaması suretiyle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle … vekilinin temyiz isteğinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2)Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık hakkında göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2020/1620 Esas, 2021/1131 sayılı Kararına yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b madde-bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!