Anayasayı ihlal suçu, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmektir. TCK m. 309’da düzenlenmiştir.
Aynı konudaki şu makaleyi okuyabilirsiniz.
Madde düzenlemesi şu şekildedir:
- Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
- Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
- Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.
TCK m. 309/2 hükmü gereği TCK m. 44’de düzenlenen fikri içtima hükmü bu suç için uygulama alanı bulmayacaktır.
Madde Gerekçesi
Anayasanın Başlangıç Kısmında aynen “Millet iradesinin mutlak üstünlüğü; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiç bir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk dışına çıkamayacağı; Hiç bir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerini, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;” şeklindeki ifade ile siyasal iktidarın kuruluş ve işleyişine egemen olması gereken ilkeler gösterilmiş bulunmaktadır.
Siyasal iktidarın kuruluşu ve işleyişine egemen olan bu ilkeleri içeren kuralların bütünü, Anayasal düzeni teşkil etmektedir. Bu madde ile korunmak istenen hukuki yarar, Anayasa düzenine egemen olan ilkelerdir.
Madde ile korunmak istenen hukuki yararın niteliği dikkate alınarak, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzen” ibaresi kullanılmış, böylece korunmak istenen hukuki yarara açıklık getirilmiştir.
Maddede tanımlanan suçun oluşabilmesi için, cebir veya tehdit kullanarak Anayasal düzenin değiştirilmesine teşebbüs edilmesi gerekir. Bu nedenle, cebir ve tehdit bu suçun unsurunu oluşturmaktadır. Cebir ve tehdit kavramlarının hukuki anlam ve içeriği, bilinen bir husustur. Bu nedenle, Anayasal düzenin değiştirilmesine yönelik teşebbüsün ancak cebir veya tehdit kullanılarak, yani bireylerin iradeleri zorlanmak suretiyle ifsat edilerek gerçekleştirilmesi gerekir. 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 146’ncı maddesinin kaynağını oluşturan 1889 İtalyan Ceza Kanununun 118 inci maddesi, 146’ncı maddede olduğu gibi, cebir (“Violentemente”) unsurunu taşımaktaydı. Ancak, 1930 faşist İtalyan Ceza Kanununun aynı konuyu düzenleyen 283 üncü maddesinde, suç tanımından cebir unsuru çıkarılmıştı. Faşizmin etkisiyle kaleme alınan bu 283 üncü madde, bilahare 11.11.1947 tarihinde yeniden değiştirilerek; suç tanımında tekrar cebir unsuruna yer verilmiştir.
Maddede, maddi unsur olarak “teşebbüs edenler” ibaresi kullanılmış olduğundan, Anayasanın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen üzerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edilmesi, cezalandırma için yeterlidir. Suç hem idare edenler hem de idare edilenler tarafından işlenebileceğinden teşebbüste aranılacak elverişlilik, suçun işleniş biçimi ve özellikle suçun bir tehlike suçu olduğu dikkate alınarak, kullanılan cebir veya tehdidin neticeyi elde etmeye elverişli olup olmadığının hakim tarafından takdir edilmesi gerekir.

Anayasayı İhlal Suçu Hakkında Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/9314 E. 2013/15900 K.
Sanıklar … ve … hakkında duruşmalı diğer sanıklar yönünden ise duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Maktul …’u ateşli silahla öldüren sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan her zaman dava açılması mümkün görülmüştür.
Katılan vekilinin, sanıklar …, …, … ve … hakkındaki hükümleri 06.01.2012 tarihinde süresinde verdiği süre tutum dilekçesi ile temyiz etmeyip süreden sonra verdiği gerekçeli temyiz dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşıldığından adıgeçen sanıklara yönelik temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Maktulün babası …’un sanık … hakkında Anayasayı İhlal ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından açılan davaya katılmaya dolayısıyla anılan suçlardan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından vekilinin bu suçlarla ilgili temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
1- Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile tüm sanıklar hakkında Anayasayı ihlal ve ayrıca sanıklar … ve … hakkında kasten öldürme suçlarında verilen beraat kararına ilişkin temyizlerin incelemesinde;
Sanıklara yüklenen suçların 5726 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında olması, koruma tedbiri altında bulunan tanığın duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar huzurunda dinlenmesi, tanığa sanıklar ve müdafilerinin uygun ve yeterli soru sorabilmeleri için gereken fırsatın verilmesi, tanığın gizliliğinin sağlanması hususundaki gereklilik ile savunmanın tanık beyanlarının güvenirliliğini sorgulamaları lüzumunun adil bir biçimde dengelenmiş olması karşısında, koruma tedbiri altında bulunan tanığın beyanının başka delillerle de doğrulanıp doğrulanmadığı dikkate alınarak kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, bu beyana yönelen temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanık …’ın kasten öldürme suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği taktir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, tüm sanıklar hakkında Anayasayı ihlal ve ayrıca sanıklar … ve … hakkında kasten öldürme suçlarından mahkumiyetlerine yeterli delil elde edilemediği kabul edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcıları ve sanık … müdafiinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık … müdafiinin ileri sürdüğü yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan beraat, sanık … hakkında kasten öldürme, sanık … hakkında ise 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyizlere gelince;
Kasten öldürme suçundan zarar gördüğü anlaşılan ve sanık … hakkındaki hükmü de vekili aracılığıyla temyiz etmek suretiyle davaya katılma iradesini ortaya koyan maktulün babası …’un CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
a- Sanıklar … ile …’ın maktulü öldürmek amacıyla kar maskeli olarak maktulün bulunduğu kahvehaneye girdikleri, içeride maktulle yaşadıkları boğuşma sırasında sanık …’ın ateş ederek maktulü yaraladığı, yaralı vaziyette dışarı kaçıp saklanmaya çalışan maktulün takip eden sanıklarca açılan ateş sonucu öldürüldüğü; oluş, koruma tedbiri altındaki tanığın anlatımı, olay esnasında maktulle birlikte kahvehanede oyun oynayan tanıklar …, … ve …’ün bu anlatımı doğrulayan beyanları ve tüm dosya içeriği ile sübut bulduğu gözetilmeden, sanık …’ın tasarlayarak kasten öldürme suçundan mahkumiyeti yerine dosya içeriğine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi,
b- Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; öldürme eylemine doğrudan iştirak ettiği kanıtlanamayan sanık …’un maktul …’u ateşli silah ile öldüren sanıklar … ve …’ı eylemin gerçekleştirildiği kahvehane önüne kullandığı araç ile getirip bırakmaktan ibaret eyleminin, suçun icrasını kolaylaştırma niteliğinde bunduğu ve hakkında TCK’nın 39/2-c maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
c- Sanık …’in ikametgahında yapılan arama sırasında ele geçirilen 7.65 mm çapındaki suça konu 3 adet merminin atışa elverişli olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … müdafileri, Cumhuriyet savcıları ve katılan vekilinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık … müdafiinin ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, beraat ve mahkumiyete ilişkin hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
17.12.2013 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı …’un huzurunda, duruşmada sanık …’un savunmasını yapmış bulunan Av. … ve sanık …’ın savunmasını yapmış bulunan Av. …’in yokluklarında, 18.12.2013 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/7776 E. 2022/122 K.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.11.2019 tarih ve 2018/4797-2019/7819 sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Katılan … Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının, hükûmete karşı suç ve Anayasayı ihlal suçları dışında kalan tüm suçlardan; katılan TBMM’nin ise yasama organına karşı suç dışında kalan diğer tüm suçlardan, suçların niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmedikleri ve bu nedenle de davaya katılma haklarının bulunmadığı ve davaya katılmalarına ilişkin verilen kararlar da hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden katılanlar … ve TBMM vekillerinin bu suçlara yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile tüm sanıklar hakkında Yasama Organına karşı suç ve Hükümete karşı suç yönünden ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak ilk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; konumları rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’in savunmalarına itibar edilemeyeceği cihetle, sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkının tek başına vahamet arzetmediği gibi neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması nedeniyle müsnet suç yönünden TCK’nın 37. maddesi kapsamında fail olarak sorumlu tutulamayarak, suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan hareketlerin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğunun, adı geçen sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturduğunun kabulünde ve konumları, üstlendikleri vazife nazara alınarak TCK’nın 61. maddesi uyarınca yapılan ceza tayini kapsamında verilen mahkumiyet hükümleri ile yine tüm sanıklar hakkında Yasama Organına karşı suç ve Hükümete karşı suç yönünden ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla; O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri, sanık … ile sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II-) Sanıklar …, … ve … hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.11.2019 tarih ve 2018/4797 E 2019/7819 K sayılı ilamının sanıklarla ilgili bozmaya ilişkin bölümünün; sanıkların eylem sırasındaki davranışları ve pişmanlıkları nedeniyle takdiri indirim hükümlerinin uygulanması cihetine yönelik olduğu da gözetilerek;
Mensup oldukları örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek emir doğrultusunda 2. Zırhlı Birlikler Tugayında silah ve techizat kuşanıp 1 Land Rover, 1 UNİMOG araç, 4 tank, 2 ZMA, 2 GZPT araçla Sabiha Gökçen Havalimanına giderek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren sanıkların suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesinden mahkumiyetleri yerine yanılgılı değerlendirme neticesinde TCK madde 39/2-c maddesi uyarınca Anayasayı ihlal suçuna yardım eden olarak mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedeni, tutuklulukta geçirilen süre ve mevcut delil durumu dikkate alınarak sanık … ile sanıklar sanıklar …, … ve … müdafilerinin tahliye taleplerinin reddine, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi
uyarınca dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.