Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu TCK m. 233’de düzenlenmiştir. Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi bu suçu oluşturur. Temel halinin cezası 1 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.
Suçun temel hali şikayete tabi iken nitelikli halleri şikayet aranmaksızın re’sen soruşturulup kovuşturulur. Uzlaştırma hükümleri yalnızca TCK m. 233/1 için uygulanacakken, TCK m. 233/2 ve 233/3 için uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Dava zaman aşımı 8 yıl, ceza zaman aşımı 10 yıldır.
TCK m. 233 düzenlemesi şu şekildedir:
- Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
- Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/4819 Karar Numarası: 2014/29331 Karar Tarihi: 11.09.2014
Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu
ÖZETİ: Mağdurdan sanık hakkındaki şikayetinin devam edip etmediği hususunun sorulması, ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 73/6. maddesi gereğince mağdurun şikayetten vazgeçmesinin sanık tarafından kabul edilmesine bağlı olduğu nazara alınarak, bu hususların gereği mahkemesince yerine getirilip sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: 1) Sanık hakkında basit yaralama suçundan kurulanhükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tayin edilen cezanın tür ve miktarına göre, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. madde ile yapılan değişiklik uyarınca sanığa verilen doğrudan verilen adli para cezasının kesin olup temyizi mümkün bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı CMK’nin 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygunolarak REDDİNE,
2) Sanık hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan kurulanhükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Soruşturma aşamasındaki ifadesinde “sanığın saçından tutarak tartakladığını” ifade eden mağdurun kovuşturma aşamasında 08/02/2013 tarihli ikinci oturumdasoruşturma aşamasındaki kolluk ifadesinin doğru olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan etmesi karşısında, mağdurdan sanık hakkındaki şikayetinin devam edip etmediği hususunun sorulması, ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 73/6. maddesi gereğince mağdurun şikayetten vazgeçmesinin sanık tarafından kabul edilmesine bağlı olduğu nazara alınarak, bu hususların gereği mahkemesince yerine getirilip sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 11.09.2014 gününde oybirliğiyle, karar verildi.
YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/3705 Karar Numarası: 2012/5540 Karar Tarihi: 16.05.2012
Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçunun Şikayete Bağlı Olmaması
ÖZETİ: Sanığın eylemlerinin TCK. nın 233/3 üncü maddesindeki takibi şikayete bağlı bulunmayan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi yerine, eylemin vasıflandırılmasında yanılgıyla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan sanık M. N. K.’ın yapılan yargılaması sonunda; şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine dair Malazgirt Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 04.05.2011 gün ve 2010/377 Esas, 2011/345 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın kızı olan Ö. K.’ın aşamalarda değişiklik göstermeyen beyanları, sanığın eşi A.le kızı F.’nın ise soruşturma evresindeki anlatımları, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 16.02.2010 tarihli tutanak ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın eylemlerinin TCK. nın 233/3 üncü maddesindeki takibi şikayete bağlı bulunmayan suçu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi yerine, eylemin vasıflandırılmasında yanılgıyla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK. nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/27571 Karar Numarası: 2024/4344 Karar Tarihi: 02.04.2024
SAYISI : 2015/358 E., 2016/421 K.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında; aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 233 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü verildiğinden, Yerel Mahkemenin usul ve Yasaya aykırı kararının bozulmasına vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın şikâyetçi … ile evli olduğu, birlikte kaldıkları evden 6 aylık bebeğini yanına almadan tedavi amacıyla ayrılarak baba evine gittiği ve aile hukukundan … bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, katılan beyanı, sanık savunması dikkate alındığında, diğer temyiz sebeplerinin reddi ile yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
- Şikâyetçi babanın kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde şikâyetinden vazgeçtiği, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete tabi olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanığa, şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
- Kabule göre; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2024/1970 Karar Numarası: 2024/4284 Karar Tarihi: 02.04.2024
SAYISI : 2015/371 E., 2016/331 K.
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Şikâyet ve davaya katılma hakkı kendisinde olan 15 yaşından büyük mağdur …’a duruşma gününü bildirir davetiyenin tebliğ edilmediğinin anlaşılması üzerine şikayet ve temyiz hakkını kullanabilmesi için gerekçeli kararın usulünce tebliğ edildiği, ancak buna rağmen mağdurun katılma ve temyiz isteminde bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, annesi olan …’ın bu mağdura yönelik kurulan hükmü de aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 15 yaşından küçük olan mağdur … ve katılan …’a yönelik aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan, katılan …’a yönelik hakaret suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında; hakaret ve aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçlarından beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ile sanığın resmi nikahlı olarak evli oldukları, sanığın suç tarihinde eşi olan katılana “Eşşek, o…” diyerek hakarette bulunduğu ve sanığın eşi olan katılan ve çocuklarına maddi açıdan bakmayarak aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünü ihlal ettiği iddia edilen olayda; sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı somut delil elde edilemediği gerekçesiyle Yerel Mahkemece beraat kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Şikâyet ve davaya katılma hakkı kendisinde olan 15 yaşından büyük mağdur …’a duruşma gününü bildirir davetiyenin tebliğ edilmediğinin anlaşılması üzerine şikayet ve temyiz hakkını kullanabilmesi için gerekçeli kararın usulünce tebliğ edildiği, ancak buna rağmen mağdurun katılma ve temyiz isteminde bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, annesi olan …’ın bu mağdura yönelik kurulan hükmü de aynı Kanun’un 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmakla katılanın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Katılan …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
- Sanığın yargılama konusu hakaret ve aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali eylemleri için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci ve 233 üncü maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
- 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 21.01.2016 tarihli savunması olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C. Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın altsoyu olan mağdura yönelik işlediği suçta zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mağdurun 18 yaşını bitirdiği gün olan 06.02.2020’den itibaren başlaması nedeniyle zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın bozma sebebi dışındaki temyiz isteği ve vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın mağdurun maddi açıdan ihtiyaçlarını karşılamadığı iddia edilen olayda, bu hususa ilişkin bilgi ve görgüsü bulunan komşuların tanık sıfatıyla ve mağdurun dinlenilip araştırma yapılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik mağdur …’ın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Katılan …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanık Hakkında Mağdur …’a Yönelik Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde belirtilen nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 02.04.2024 tarihinde karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.