Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu “kamu güvenine karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Kamu güvenine karşı suçlardan olan, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve resmi veya özel belgeyi bozmak yok etmek gizlemek suçları için ilgili makalelerimize bakabilirsiniz.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Tanımı

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, bir kimsenin belirli bir tarzda doldurup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir biçimde doldurmasıdır. Bu suçun cezası 3 ay ile 1 yıl arasında hapis cezasıdır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 209. maddesi, “Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” diyerek bu suça yer vermiştir.

Bu suçun hukuksal konusu, ispat araçlarının her türlü sahtecilikten uzak olduklarının düşünülmesini sağlayan kamu güvenidir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçun Unsurları

Bu suç, genel bir suçtur. Herkes bu suçun faili olabilir. Suçun mağduru ise bir başkasına belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı teslim eden veya imzaladığı bu nitelikteki bir belge zararına olarak başkaları tarafından hukuksal sonuç doğuracak biçimde doldurulan kişidir.

Suçun Maddi Konusu

Suçun maddi konusunu, imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıt oluşturmaktadır. İmza sahibi kendi isteğiyle faile boş bir kağıt vermektedir. Bu boş kağıt, faile verildiği andaki durumu bakımından bir belge oluşturmayan bir kağıttır.

Suçun Manevi Unsuru

Bu suç kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için failin “saiki veya amacı” önem taşımaz.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Eylem Unsuru

Suçun hareket ögesini, boş bir kağıdı verilme nedeninden farklı bir biçimde doldurmak oluşturmaktır. Bu suçun oluşması için bir kişinin diğerine belirli bir tarzda doldurmak üzere imzalı, ancak boş bir kağıt vermesi, bu kişinin yani failinde bu boş kağıdı veriliş amacından farklı bir şekilde doldurması gerekmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için imzanın gerçek olması gerekir. Bu suçun daha iyi anlaşılabilmesi için “açığa imza” teriminden ne anlaşılması gerektiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Açığa imza, hiçbir yazı içermeyen ya da hukuken hükümsüz olan bazı yazıların bulunduğu kağıt üzerindeki imzadır.

Özel belgede sahtecilik suçu veya resmi belgede sahtecilik suçuyla açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu birbirine karıştırmamak gerekir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda verilen kağıdın hukuken geçerli bir belge olmaması gerekir. Belgede sahtecilik suçlarında ise hukuken geçerli bir kağıt söz konusu olup bu resmi veya özel belge niteliğinde olan kağıdın tahrif veya tağyiri ile suç meydana gelmektedir.

İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurulup da hukuksal sonuç doğuracak biçimde dolduran kişi, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan değil, belgede sahtecilik suçundan dolayı cezalandırılır. Dikkat edilirse burada imzalı kağıt teslim veya tevdi edilmemiştir, fail bunu hukuka aykırı suretle ele geçirerek doldurmuştur.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

  • Teşebbüs: Bu suça teşebbüs mümkündür. Suç boş kağıdın doldurulduğu anda tamamlanmaktadır.
  • İştirak: İştirak konusunda genel kurallar uygulanır.
  • İçtima: Fail doldurduğu boş kağıtla dolandırcılık suçunu işlemişse, gerçek içtima hükümleri uygulanır.

Muhakeme

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, şikayete bağlıdır.

Eskişehir Ceza Avukatı Açığa imzanın kötüye kullanılması

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Madde Gerekçesi

Birinci Fıkra

Maddeyle, belirli bir tarzda doldurulup kullanılması için verilmiş boş bir kağıdı, teslim edenin isteğine ve imzalı boş kağıdı veriş nedenine aykırı olarak dolduran kimse cezalandırılmaktadır.

Suçun yapısı şu suretle ortaya çıkmaktadır: Bir kişi diğerine belirli bir tarzda doldurmak üzere imzalı ve fakat boş bir kağıt verecektir; böylece suçun oluşması için imzanın gerçek olması temel koşuldur. Ayrıca verilen kağıt hukuken geçerli bir belge oluşturmayacaktır; suç böylece gerçek bir belgenin tahrif veya tağyiri şeklinde işlenecek olursa, belgede sahtecilik suçu söz konusu olur.

Suçun oluşması için söz konusu imzalı kağıdın, tevdi ve teslim nede­ninden farklı bir şekilde doldurulması gereklidir.

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması, şikayete bağlıdır. İmzalı boş kağıt ancak taraflar arasında belirli bir ilişki şeklinin varlığı halinde söz ko­nusu olabileceğinden, kovuşturmanın şikayete bağlı tutulması uygun görül­müştür.

İkinci Fıkra

İkinci fıkrada, imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişinin, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırıl­ması öngörülmüştür. Dikkat edilmelidir ki, bu durumda, imzalı kağıt teslim veya tevdi edilmemiş, suçlu bunu hukuka aykırı bir suretle ele geçirerek doldurmuştur.

Yargıtay Kararları

YARGITAY 4.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/11486 Karar Numarası: 2013/12172 Karar Tarihi: 18.04.2013

AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU

TEFECİLİK SUÇU

ÖZETİ: Tanık A…’ın, aşamalarda, katılanın aldığı tarım aletleri karşılığında sanığa senet verdiğini ifade etmesi, diğer tanıklar A… ve M…’nın ise, senet verme konusunda görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını belirtmeleri karşısında, sanığa yüklenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun, hangi kanıtlara ve anlatımlara üstünlük tanınıp sabit kabul edildiği açıkça gösterilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanıp, pişmanlığı ve bir daha suç işlemeyeceği kanaatiyle cezası ertelenen sanık hakkında hükümde çelişkiye neden olunması hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Karar: A-Tefecilik suçundan zarar görmediği halde mahkemece, Kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün, mağdura bu niteliği ve dolayısıyla Kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisini kazandırmadığı, .

Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMK’nın 317. maddeleri uyarınca mağdur O. K.’nın, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

B-Tefecilik ve açığa imzanın kötüye kullanılması hükümlerine yönelik diğer temyizlere gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1- Sanığa yüklenen tefecilik suçundan, doğrudan zarar gören Maliye Hazinesi’nin yöntemince duruşmadan haberdar edilip kanuni haklarını kullanma ve davaya katılma olanağı sağlanmayarak CMK’nın 233, 224 ve 237. maddelerine uyulmaması,

2- Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden ise;

a- Tanık A…’ın, aşamalarda, katılanın aldığı tarım aletleri karşılığında sanığa senet verdiğini ifade etmesi, diğer tanıklar A… ve M…’nın ise, senet verme konusunda görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını belirtmeleri karşısında, sanığa yüklenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun, hangi kanıtlara ve anlatımlara üstünlük tanınıp sabit kabul edildiği açıkça gösterilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,

b- Sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanıp, pişmanlığı ve bir daha suç işlemeyeceği kanaatiyle cezası ertelenen sanık hakkında, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken, aynı hususlar bu kez olumsuz değerlendirilerek, hükümde çelişkiye neden olunması,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanık M…, katılan O…. ve müşteki Hazine vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden, tefecilik suçu açısından sair yönler incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/9533 Karar Numarası: 2015/25597 Karar Tarihi: 21.04.2015

AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU

SANIĞA YÜKLENEN AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇUNUN 1086 SAYILI HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNUNUN CEVAZ VERDİĞİ AYRIK DURUMLAR DIŞINDA TANIKLA İSPAT OLUNAMAYACAĞI

ÖZETİ: Sanığa yüklenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat olunamayacağı, yazılı delille ispatının gerekeceği ve katılan tarafından yazılı delil sunulamadığı cihetle; sanığın beraati yerine mahkumiyetine kaar verilmesi yasaya aykırıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1/2 sayılı kararı gereğince; sanığa yüklenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat olunamayacağı, yazılı delille ispatının gerekeceği ve katılan tarafından yazılı delil sunulamadığı cihetle; sanığın beraati yerine mahkumiyetine kaar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2006/635 Karar Numarası: 2008/150 Karar Tarihi: 23.01.2008

AÇIĞA ATILAN İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI

TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI SUÇLAR

ŞİKAYET SÜRESİNİN GEÇMESİ

KAMU DAVASININ DÜŞÜRÜLMESİ

ÖZETİ: Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun takibi şikayete bağlı olup katılanın 25.07.2000 tarihinde öğrenmesine karşın şikayetini 28.01.2002 tarihli dilekçe ile 765 Sayılı TCK. nun 108/1. maddesinde öngörülen 6 aylık şikayet süresinden sonra yaptığı gözetilerek, kamu davasının düşürülmesi yerine yargılamaya devamla sanığın beraatına karar verilmesi yasaya aykırıdır.

DAVA: Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve tehdit suçlarından sanık Sadık Kavran’ın yapılan yargılaması sonunda; Beraatına dair İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 07.12.2004 gün ve 2004/481 Esas, 2004/1012 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığının onama isteyen 19.01.2006 tarihli tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

1- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında; sanığa yüklenen “tehdit” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 Sayılı TCK. nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanık hakkında kesici son işlem olan sorgusunun yapıldığı 09.09.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK. nun 102/4. maddesi uyarınca ortadan KALDIRILMASINA,

2- Katılan vekilinin, “Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması” suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince:

Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun takibi şikayete bağlı olup katılanın 25.07.2000 tarihinde öğrenmesine karşın şikayetini 28.01.2002 tarihli dilekçe ile 765 Sayılı TCK. nun 108/1. maddesinde öngörülen 6 aylık şikayet süresinden sonra yaptığı gözetilerek, kamu davasının düşürülmesi yerine yargılamaya devamla sanığın beraatına karar verilmesi,

SONUÇ: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan 765 Sayılı TCK’nın 108/1. maddesi ve hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nın 73 ve 5271 Sayılı CMK’nın 223. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine 23.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.


Eskişehir Avukat Mahmut UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!