Rüşvet Suçu (TCK m. 252) Nedir?

Rüşvet suçu, bir kişinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıdır. Cezası 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır.

Rüşvet suçunda, hem rüşvet veren hem de rüşvet alan suçu işlemiş olur.

Bu suç şikayete tabi değildir, re’sen soruşturulup kovuşturulur. Uzlaştırma hükümleri bu suç bakımından uygulama alanı bulmaz. Dava zaman aşımı 15 yıl, ceza zaman aşımı 20 yıldır. Bu suç ile ilgili yargılama yapmaya ağır ceza mahkemeleri görevlidir.

Rüşvet Suçu Madde Düzenlemesi

  1. Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
  3. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
  4. Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
  5. Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
  6. Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
  7. Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
  8. Bu madde hükümleri;
    • a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
    • b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
    • c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
    • d) Kamu yararına çalışan dernekler,
    • e) Kooperatifler,
    • f) Halka açık anonim şirketler,

adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.

  1. Bu madde hükümleri;
    • a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,
    • b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,
    • c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,
    • d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,
    • e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
    • f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine,

görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.

  1. Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte;
    • a) Türkiye’nin,
    • b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,
    • c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,
    • d) Türk vatandaşının,

tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Türk Ceza Kanunu’nun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Rüşvet Suçu Etkin Pişmanlık

  1. Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
  2. Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.
  3. Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
  4. Bu madde hükümleri, yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz.
Rüşvet suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2007/2754 Karar Numarası: 2011/23229 Karar Tarihi: 02.11.2011

Rüşvet Suçu

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Kararların Gerekçeli Olması

Ceza Yargılamasında Lehe Olan Hükümlerin Uygulanmasında Usul

ÖZETİ: 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verilmesi, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarılması, kamu görevlilerinin görevlerinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama fiillerinin aynı Yasanın 257/3. maddesine uyan suçu oluşturması ve polis memuru olan sanıkları olay günü ehliyetsiz olarak araç kullandığını tespit ettikleri müşteki Semih ‘dan işlem yapmama karşılığı 100.000.000 lira rüşvet aldıklarının iddia ve kabul edilmesi karşısında, sürücü belgesiz araç kullanmaktan dolayı müşteki hakkında yapılan işlem sonucu araştırıldıktan sonra suç niteliğinin ve sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine noksan araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

İrtikap suçundan sanıklar Tuncer , Turgay , Mahmut ve Serdal ‘in yapılan yargılanmaları sonunda; sanıklar Tuncel ve Turgay ‘in eylemleri basit rüşvet alma niteliğinde görülerek mahkumiyetlerine, diğer sanıklar Mahmut ve Serdal ‘in ise beraatlarına dair, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.12.2005 gün ve 2003/11 Esas, 2005/265 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar Tuncer , Turgay ve Serdal müdafii ile O Yer C. Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:

Sanıklar Tuncer , Turgay ve Serdal müdafii ile O Yer C. Savcısının dilekçelerinin içeriğine göre temyizlerinin beraat eden sanıklar Mahmut ve Serdal haklarında kurulan hükümleri kapsamadığı ve sanık Turgay ‘in ise müdafiin temyizinden sonra verdiği 22.05.2006 havale tarihli dilekçeyle temyiz başvurusundan vazgeçtiğini bildirdiği anlaşıldığından, sanıklar Mahmut ve Serdal ile ilgili hükümlerin inceleme dışı bırakılmasına, müdafiin sanık Turgay ‘in açık arzusuna aykırı temyiz isteminin CMK’nın 261 ve CMUK’un 317. maddeleri uyarınca reddiyle, sanık Tuncer müdafii ve O Yer C. Savcısının temyizleri dikkate alınarak incelemenin sanıklar Tuncer ve Turgay haklarında verilen hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı olarak hükmün başında suç tarihinin gösterilmemesi,

765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verilmesi, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarılması, kamu görevlilerinin görevlerinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama fiillerinin aynı Yasanın 257/3. maddesine uyan suçu oluşturması ve polis memuru olan sanıkları olay günü ehliyetsiz olarak araç kullandığını tespit ettikleri müşteki Semih ‘dan işlem yapmama karşılığı 100.000.000 lira rüşvet aldıklarının iddia ve kabul edilmesi karşısında, sürücü belgesiz araç kullanmaktan dolayı müşteki hakkında yapılan işlem sonucu araştırıldıktan sonra suç niteliğinin ve sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine noksan araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,

5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi lüzumuna uyulmaması,

Kabule göre de;

Sanıkların işledikleri kabul edilen ehliyetsiz olarak araç kullandığını belirledikleri müştekiden işlem yapmama karşılığı para alma eylemlerinin 765 sayılı TCK’nın 212/2. maddesine temas eden nitelikli rüşvet alma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, basit rüşveti düzenleyen 212/1. madde uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi,

Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK’nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık Tuncer müdafii ile O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2007/10506 Karar Numarası: 2011/21971 Karar Tarihi: 13.10.2011

Rüşvet Suçu

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Ceza Hukukunda Zaman Bakımından Uygulama

Hükmün Açıklanması Ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

ÖZETİ: SSK İl Müdürlüğü’nde sağlık karnesi servisinde görevli memur olan sanığın, sağlık karnesi almak için müracaat eden mağdurlardan karne başına 500.000 TL alması gerekirken 1.000.000 TL alması eyleminde; sanığın çalıştığı yerde karne ücretinin yazılı olduğuna, mağdurların sırada beklememek için bu parayı verdiklerine ilişkin tanık anlatımları, müşteki ve mağdurların beyanları, sanığın savunması ile tüm dosya içeriğine göre irtikabın ikna ve icbar unsurunun bulunmadığı, sanığın İ.’a ve mağdurlara yönelik eylemlerinin yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçuna vücut vereceği, ancak 765 sayılı Yasa’nın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde ‘‘rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır’‘ denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde aynı Yasa’nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve lehe kanun değerlendirmesinin bu suçlar arasında yapılması gerektiği gözetilmeyerek 765 sayılı TCK’nın 240/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 257/1 ve 257/3. maddelerinin karşılaştırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

İrtikap, rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından sanıklar A. ve İ.’ın yapılan yargılanmaları sonunda; İ.’ın rüşvet vermek suçundan beraetine, A.’in irtikap ve rüşvet almak eylemleri görevi kötüye kullanma niteliğinde görülerek bu suçtan mahkumiyetine dair, Adana İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nden verilen 13.03.2006 gün ve 2005/173 Esas, 2006/125 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Sanık İ.’ye isnat olunan suçun 765 sayılı TCK’nın 213/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Yasa’nın 102/4. maddesinde belirlenen beş yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, en son zamanaşımını kesen işlem olan sorgusunun yapıldığı 28.07.2005 tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Sanık A. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

SSK İl Müdürlüğü’nde sağlık karnesi servisinde görevli memur olan sanığın, sağlık karnesi almak için müracaat eden mağdurlardan karne başına 500.000 TL alması gerekirken 1.000.000 TL alması eyleminde; sanığın çalıştığı yerde karne ücretinin yazılı olduğuna, mağdurların sırada beklememek için bu parayı verdiklerine ilişkin tanık anlatımları, müşteki ve mağdurların beyanları, sanığın savunması ile tüm dosya içeriğine göre irtikabın ikna ve icbar unsurunun bulunmadığı, sanığın İ.’ye ve mağdurlara yönelik eylemlerinin 765 sayılı Yasa’nın 212/1. maddesine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçuna vücut vereceği, ancak 765 sayılı Yasa’nın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde ‘‘rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır’‘ denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde aynı Yasa’nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve lehe kanun değerlendirmesinin bu suçlar arasında yapılması gerektiği gözetilmeyerek 765 sayılı TCK’nın 240/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 257/1 ve 257/3. maddelerinin karşılaştırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK’nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınarak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu ve 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile TCK’nın 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan ‘‘kazanç’‘ sözcüğünün ‘‘menfaat’‘ olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas olunması karşısında TCK’nın 7/2. madde ve fıkrasındaki ‘‘suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur’‘ hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!