Taksirle başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak taksirle yaralama suçudur. Bu suçun temel halinin cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Bu konu ile ilgili şu makalemize de bakabilirsiniz.
Taksirle Yaralama Suçu Madde Düzenlemesi
- Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
- Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
- Vücudunda kemik kırılmasına,
- Konuşmasında sürekli zorluğa,
- Yüzünde sabit ize,
- Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
- Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
- Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
- İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
- Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
- Yüzünün sürekli değişikliğine,
- Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
- Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 12.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/18906 Karar Numarası: 2014/2677 Karar Tarihi: 05.02.2014
Taksirle Yaralama Suçu
ÖZETİ: Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrederken, dört yönlü, ışık kontrollü kavşağa, kendisine hitaben kırmızı ışık yandığı halde giriş yaptığı sırada, sağından gelen katılan idaresindeki otomobil ile çarpışması üzerine aracından inen katılanın, aracının ön ve arka kısımlarını kontrol ettikten sonra eşinin bağırması üzerine dengesini kaybedip, yere düşerek kafasını zemine çarpması ile yaralandığı olayda, sanığın eylemi ile katılanın yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığından, taksirle yaralama suçunun oluşmayacağı, ancak sanığın eyleminin trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu oluşturacağı nazara alınarak, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrederken, dört yönlü, ışık kontrollü kavşağa, kendisine hitaben kırmızı ışık yandığı halde giriş yaptığı sırada, sağından gelen katılan idaresindeki otomobil ile çarpışması üzerine aracından inen katılanın, aracının ön ve arka kısımlarını kontrol ettikten sonra eşinin bağırması üzerine dengesini kaybedip, yere düşerek kafasını zemine çarpması ile yaralandığı olayda, sanığın eylemi ile katılanın yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığından, taksirle yaralama suçunun oluşmayacağı, ancak sanığın eyleminin trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu oluşturacağı nazara alınarak, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YARGITAY 12.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/28691 Karar Numarası: 2013/11610 Karar Tarihi: 29.04.2013
Taksirle Yaralama Suçu
Taksir Derecesi
ÖZETİ: Olayın gerçekleşme şeklinde alkolün etkili olduğuna, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin, dosya içeriğine başkaca bilgi belge yansımadığı, salt ehliyetsiz araç kullanmanın tek başına bilinçli taksirin koşullarını oluşturmayacağı, dolayısıyla bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, eylemin bilinçli taksirle gerçekleştiği kabulü ile mağdurun anne babasının ve vekilinin şikayetten vazgeçtikleri halde düşme yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi; Kabule göre de; Hükmün gerekçe kısmında, sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edildiği halde, cezada artırım yapılmayarak çelişkiye neden olunması kanuna aykırıdır.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın saat 19:45 te idaresindeki motosikletle, çift yönlü yolda seyri sırasında, yol içinde yaya vaziyette bulunan yaşı küçük mağdura çarptığı, mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; sanık hakkında düzenlenen adli rapora ve alkolmetre sonucuna göre saat 21:35 te 67 promil alkollü olduğu, vücuttaki alkol seviyesinin geçen her 1 saatte 15 promil azalacağı dikkate alındığında, sanığın olay esnasında yaklaşık 94 promil alkollü olacağı, 100 promilin üzerine çıkıldığında güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği bilindiğine göre; olayın gerçekleşme şeklinde alkolün etkili olduğuna, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin, dosya içeriğine başkaca bilgi belge yansımadığı, salt ehliyetsiz araç kullanmanın tek başına bilinçli taksirin koşullarını oluşturmayacağı, dolayısıyla bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, eylemin bilinçli taksirle gerçekleştiği kabulü ile mağdurun anne babasının ve vekilinin şikayetten vazgeçtikleri halde düşme yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi;
Kabule göre de;
Hükmün gerekçe kısmında, sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edildiği halde, TCK’nın 22/3 maddesi gereğince cezada artırım yapılmayarak çelişkiye neden olunması,
Sonuç: Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.04.2013tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YARGITAY 12.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/11712 Karar Numarası: 2014/378 Karar Tarihi: 15.01.2014
TAKSİRLE YARALAMA SUÇU
ÖZETİ: Sanığın taksirli eylemi sonucu, katılan A. Ö.’in basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralanmasına rağmen katılanın yaralanmasının hatalı nitelendirilmesi sonucu sanığa verilen cezadan 89/2-b maddesi ile artırım yapılarak fazla ceza tayini kanuna aykırıdır.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusura ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın idaresindeki kamyonla yerleşim yeri içerisindeki bölünmüş yolda seyrederken U dönüşü yasağı levhası bulunan refüj aralığından U dönüşü yapmak amacıyla sola manevra yaptığında, solundan aynı istikamate gitmekte olan katılan A. Ö.’in idaresindeki araçla çarpışmaları sonucu, katılan A. Ö.’in basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde mağdur V. T.’in ise vücudunda kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandıkları olayda, sanığın eyleminde bilinçli taksirin unsurlarının oluştuğunun gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 73/5. maddesinde, iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçmenin, diğerlerini de kapsayacağına ilişkin hükmün kasten işlenen suçlara münhasır olduğu, taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle, sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçmenin, diğer sanığa sirayet etmeyeceği gözetilmeden, mağdur V. T.’in içinde yolcu olarak bulunduğu aracın şoförü katılan A. Ö. hakkında şikayetçi olmayıp, sanık hakkında şikayetçi olmasına rağmen Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.03.2009 tarihli kararıyla sanık hakkında katılan Veysel T.’e yönelik taksirle yaralama eyleminden şikayet yokluğu nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, dosya kapsamında kararın mağdur V. T.’e tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanılmadığı da gözetildiğinde,
Sanık hakkında; kendisinden şikayetçi olan mağdur V. T.’in yaralanması nedeniyle dava açılmasının sağlanması sonrası, her iki dosyanın birleştirilerek sanık hakkında TCK’nın 89/4. maddesi gereğince yargılama yapılması için Asliye Ceza Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın taksirli eylemi sonucu, katılan A. Ö.’in basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek şekilde yaralanmasına rağmen katılanın yaralanmasının hatalı nitelendirilmesi sonucu sanığa verilen cezadan 89/2-b maddesi ile artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Sonuç: Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık hakkındaki hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 15.01.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.