Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, başkasına ait banka veya kredi kartının, her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elinde bulunduran kimse tarafından, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kullanılarak veya kullandırtılarak kendisine veya başkasına yarar sağlanmasıdır. Cezası 3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi durumunda da oluşur. Bu halde cezası 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıdır.

Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması durumunda, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suçu oluşturmadığı takdirde yine banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Bu halde de cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu TCK m. 245 Metni

  1. Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  2. Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  3. Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
  4. Birinci fıkrada yer alan suçun;
    • Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
    • Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
    • Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

  1. Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Şahsi Cezasızlık Hali

TCK m. 245/4’de de geçtiği üzere, başkasına ait banka veya kredi kartının, ele geçirilmesi veya elinde bulunduran kimse tarafından, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kullanılarak veya kullandırtılarak kendisine veya başkasına yarar sağlanması fiili

  • Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
  • Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
  • Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

zararına olarak işlendiği takdirde ceza verilmeyecektir.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/21928 Karar Numarası: 2015/12389 Karar Tarihi: 23.02.2015

Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

Sanığın Katılan Tarafından Başka Birinin Hesabına Havale Edilmek Üzere Zilyetliği Devredilmeksizin Verilen Parayı Kendi Hesabına Aktarması

Eylemin Hırsızlık Suçunu Oluşturduğu

ÖZETİ: Sanığın, suçu işlerken başkasına ait bir banka veya kredi kartını kullanmadığı anlaşıldığından TCK.nın 245/1. maddesinde belirtili suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ancak sanığın, katılan tarafından başka birinin hesabına havale edilmek üzere zilyetliği devredilmeksizin verilen parayı, kendi hesabına aktarması eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiştir.

Dava ve Karar: Gereği görüşülüp düşünüldü:

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine, ancak;

5237 sayılı TCK.nın 245/1. maddesinde, failin başkasına ait bir banka veya kredi kartını, haksız olarak kullanılması suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlaması yaptırıma bağlanmış olup, incelemeye konu olayda, katılanın banka veya kredi kartı kullanmadan ATM aracılığıyla, bir başkasına havale yapmak için, ATM cihazının yanında bulunan sanıktan yardım istemesi üzerine, sanığın katılandan aldığı parayı, katılanın belirttiği hesap numarası yerine kendi hesabına aktarıp daha sonra çekmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın, suçu işlerken başkasına ait bir banka veya kredi kartını kullanmadığı anlaşıldığından TCK.nın 245/1. maddesinde belirtili suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ancak sanığın, katılan tarafından başka birinin hesabına havale edilmek üzere zilyetliği devredilmeksizin verilen parayı, kendi hesabına aktarması eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan uygulama yapılması,

Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.02.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2011/10197 Karar Numarası: 2012/13350 Karar Tarihi: 05.07.2012

Banka Ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

Zilyedinin Rızası Olmadan Başkasına Ait Taşınır Bir Malı, Kendisine Veya Başkasına Bir Yarar Sağlamak Maksadıyla Bulunduğu Yerden Alma

Hırsızlık Suçu

Biri Diğerinin Unsurunu Veya Ağırlaştırıcı Nedenini Oluşturması Dolayısıyla Tek Fiil Sayılan Suça Bileşik Suç Denir Bu Tür Suçlarda İçtima Hükümleri Uygulanmaz

ÖZETİ: Sanıkların eyleminin bir bütün halinde ‘hırsızlık’ suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, kanuna aykırıdır.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Gerekçeli karar başlığında hatalı gösterilen suç tarihinin, Yapı ve Kredi Bankası Genel Müdürlüğünün 01.03.2006 gün ve 1748 sayılı yazısına göre; 04.12.2005 olarak mahkemesince düzeltilmesi olanaklı görülmüş, eylemin suç tarihi itibariyle uygulama olanağı bulunmayan 765 sayılı TCK’nun 504/3. maddesine uygun olduğundan bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya toplanan delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticesinde oluşan inanç ve takdirine göre sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/11-17 esas 2010/65 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 765 sayılı TCK’da karşılığı bulunmayan ‘banka kredi kartlarının kötüye kullanılması’ suçunun 5237 sayılı TCK’nun 245. maddesinde düzenlendiği, anılan maddenin birinci fıkrasında; ‘başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır’ hükmünün bulunduğu, maddenin gerekçesinde ise; “madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır” denilmek suretiyle bu suçun yasaya konulmasının amacının açıklandığı,

Yasa maddesindeki düzenleme karşısında;

a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,

b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,

c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde TCK’nun 245/1. maddesinde yazılı olan suçun oluşabileceği, maddede yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının yasalarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesinin kastedildiği, bu düzenleme ile yasa koyucunun, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi halinde doğabilecek duraksamaları gidermek istediği ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağladığı,

5237 sayılı TCK’nun 141/1. maddesinde ise; “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma” eyleminin ‘hırsızlık’ olarak tanımlandığı,

5237 sayılı TCK’nun hazırlanmasında esas alınan asıl kuralın gerçek içtima olup ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza’ ilkesinin geçerli olacağı, nitekim Adalet Komisyonu raporunda bu hususun; ‘Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır’ şeklinde belirtildiği,

Gerçek içtima kuralının istisnalarından birisi olan bileşik suçun, Yasanın 42. maddesinde; “biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir” şeklinde tanımlandığı ve bununla da yetinilmeyerek; “bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz” hükmünün getirildiği,

5237 sayılı Yasanın 245/1. maddesinde düzenlenen ‘banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması’ suçunun yasadaki düzenleniş şekli göz önüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediğinin görüldüğü, banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara Yasada öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koyduğu, bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma, gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralının uygulanarak failin her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği, 5237 sayılı TCK’nun 245/1. maddesindeki ‘her ne surette olursa olsun’ ifadesinin banka veya kredi kartlarının sadece hukuka uygun yollardan ele geçirilmesini kapsadığı kartın ele geçirilmesi aşamasına kadar eylemlerin suç teşkil etmesi durumunda, bu aşamaya kadar olan eylemlerin yasadaki karşılığı ne ise o suçtan, cezalandırılacağı, 245/1. maddedeki suçun oluşması için kart ele geçirildikten sonra yarar sağlamaya yönelik icrai hareketlere başlanılması gerektiği cihetle,

Dava konusu olayda sanıkların kurduğu düzenek sayesinde, ATM”den para çekmek için gelen şikayetçiye ait ekonomik değer taşıdığında kuşku bulunmayan menkul mal niteliğindeki kredi kartını, sıkıştığı ATM’den alma eyleminin ‘hırsızlık’ suçunu oluşturduğu, ‘banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması’ suçunun ise icrai hareketlerine başlanmadan sanıkların yakalandıkları ve şikayetçinin kartın ATM’ye sıkışması üzerine hemen bankayı arayıp kart ile ilgili hesap arasındaki irtibatı kapattırması nedeniyle somut olayda bu suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, neticede sanıkların eyleminin bir bütün halinde ‘hırsızlık’ suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2008/12914 Karar Numarası: 2008/8887 Karar Tarihi: 17.09.2008

Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

Zincirleme Suç

Resmi Belgede Sahtecilik

ÖZETİ: Sanıkların yakınana ait kredi kartı numarasını kullanarak bileşim sistemi üzerinden kontör satın alıp sattıkları anlaşıldığına göre, sanıkların eylemi zincirleme suretiyle banka ve kredi kartının kötüye kullanılması suçunu oluşturur.

DAVA: Sanıklar E., E. ve E.’in “banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması”, sanık Serdar’ın “suç eşyasının satın alınması” suçlarından yapılan yargılanmaları sonunda; sanık S. hakkında değişen suç vasfı nedeniyle “kredi kartının kötüye kullanılması” suçundan diğer sanıklarla beraber 5237 sayılı Kanun’un 245/3, 63. (sanık S. için 245/3, 39/2) maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair (İstanbul Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi)’nden verilen 29.12.2006 gün ve 2006/191 Esas, 2006/365 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı’nın onama-bozma isteyen 22.07.2008 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR: Hükümde gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.

1- Sanıklar E., E. ve E. müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 3/e maddesi uyarınca, “kredi kartının, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını” ifade etmesi ve sanıklar E., E. ve E.’nın yakınına ait kredi kartını fiziki olarak ele geçirmeden sadece kredi kartı numarasını kullanarak bilişim sistemi üzerinden kontör satın alınması ve aynı sistem üzerinden başkalarına kontörlerin satılması eylemleri nedeniyle dava açıldığının anlaşılması karşısında; fiilin 5237 sayılı TCK’nın 245/1 ve 43. maddelerinde öngörülen zincirleme suretiyle banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı ve eylemde sahte oluşturulmuş veya üzerinde sahtecilik yapılmış bir banka veya kredi kartından söz edilemeyeceği gözetilmeden, aynı maddenin 3. fıkrası ile uygulama yapılması,

2- Sanık S. müdafiinin temyizine gelince:

Sanık S. hakkında usulsüz olarak temin edildiğini bilebileceği kontörleri diğer sanık E.’den alarak suç eşyasını kabul etmek suçunu işlediğinden bahisle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinden dava açıldığının anlaşılması karşısında, bu sanığın diğer sanıkların suça konu kredi kartı bilgilerini ele geçirmelerinde ve kullanmalarında ne gibi iştiraki olduğuna ilişkin yeterli deliller karar yerinde gösterilmeden ve fiilinin unsurları bakımından kredi kartının kötüye kullanılması suçuna dönüşemeyeceği de dikkate alınmadan hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi (BOZULMASINA), 17.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/11116 Karar Numarası: 2012/20386 Karar Tarihi: 13.06.2012

Banka Ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

ÖZETİ: Somut olayda; müdahili telefonla arayıp bir bankadan aradığını ve banka görevlisi olduğunu, kredi kartından çekilen kart ücretinin iadesi için kart bilgilerinin gerektiğini söyleyen ve müdahilden bu şekilde temin ettiği kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik numarası bilgilerini mail order sistemiyle kullanarak bir mağazadan alışveriş yapan sanığın eyleminin bir bütün olarak banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 245/1. madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde iki ayrı suç olarak kabulüyle ayrıca dolandırıcılık suçundan da hüküm kurulması yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sanığın olay günü, mağdur Kadir dışında başka şahıslara ait kart bilgilerini de kullanarak menfaat sağlaması eylemleri nedeniyle zamanaşımı içerisinde dava açılması olanaklı görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

5237 sayılı TCK’nın 245/1. madde ve fıkrasında, başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; söz konusu madde, “banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi veya banka kartı sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır … Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis’lerinin tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç haline getirilmeleri uygun görülmüştür.”

Öte yandan 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 3/e maddesine göre kredi kartı, “nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını” ifade etmektedir.

Somut olayda; müdahili telefonla arayıp bir bankadan aradığını ve banka görevlisi olduğunu, kredi kartından çekilen kart ücretinin iadesi için kart bilgilerinin gerektiğini söyleyen ve müdahilden bu şekilde temin ettiği kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik numarası bilgilerini mail order sistemiyle kullanarak bir mağazadan alışveriş yapan sanığın eyleminin bir bütün olarak banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 245/1. madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde iki ayrı suç olarak kabulüyle ayrıca dolandırıcılık suçundan da hüküm kurulması yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA ), 13.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!