Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla herhangi bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi durumunda da aynı suç oluşacaktır.
Cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. Bu suç şikayete tabi değildir, re’sen soruşturulup kovuşturulur. Bu suç ile ilgili yargılama yapmaya asliye ceza mahkemeleri görevlidir.
Bu suç TCK m. 118’de düzenlenmiştir. Düzenleme şu şekildedir:
- Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/31857 Karar Numarası: 2013/1946 Karar Tarihi: 29.01.2013
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık …’e 28.01.2011 tarihinde yapılan tebligat sonrası Avukat … ve ….’nın sanığın yurt dışında olması nedeniyle, vekaletnamesini dosyaya ibraz edeceğini belirterek, bu sanık yönündende temyiz dilekçesi vermeleri karşısında temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1-Tüm sanıklar hakkında sendikal faaliyetlerin engellenmesi suçu ile sanıklar …, …, … ve … hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçlarından verilen beraat hükümlerinin temyizinde;
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılanlar …, …, … ve … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Suçlamaları kabul etmeyen ve katılanların beyanlarında da ismi geçmeyen Akben A.Ş. yönetim kurulu başkanı olan sanık …’in “ tüm yönetim işlerinin müdürler tarafından yapıldığı, işçi alımı ve çıkarılması hususunda hiçbir müdahalesi olmadığı” yönündeki savunması karşısında; yönetim kurulunca suça konu edilen otelin yönetim işlerinde yetki veya görevlendirilmesi bulunup bulunmadığı da araştırılarak ne şekilde suça katıldığı ve eylemlerle illiyet bağı kurulduğu kararda açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması
b-Sanıkların eylemlerini, katılanlara karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak gerçekleştirmeleri karşısında verilecek cezalarından TCK’nın 43/2. maddesi ile artırım yapılması gerekirken, gerekçede atılı suçtan sanıkların 3 kez ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği belirtilip hüküm fıkrasında ise TCK’nın 118/1 maddesine göre sanıklar hakkında bir kez ceza tayin edilmesi suretiyle çelişki düşünülerek gerekçesizliğe yol açılması,
c-Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, duruşmada kendilerini bir vekil ile temsil ettiren katılanlar …, … ve … yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıklar …, … ve … müdafii ile sanıklar … ve … müdafii ile katılanlar …, …, … ve … vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 4.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/3804 Karar Numarası: 2012/18937 Karar Tarihi: 01.10.2012
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu
ÖZETİ: TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun, cebir veya tehdit kullanmakla oluşacağı gözetilmeden, hangi sanığın hangi mağdura karşı ne şekilde cebir veya tehdit kullandığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmeden hükümler kurulması yasaya aykırıdır.
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: 1) Katılanlar vekilinin, katılan Handan Kır yönünden yasal süresinde hükmü temyiz etmesine karşın, diğer katılanlar E. O., S. T., A. M., K. D., N. C., M. I., N. S., S. O., U. V., N. K., A. G., S. G. ve F. E. yönünden hükmü yasal süresi geçtikten sonra temyiz ettiği,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMK’nın 317.maddesi uyarınca katılanlar E. O., S. T., A. M., K. D., N. C., M. I., N. S., S. O., U. V., N. K., A. G., S. G. ve F. E. vekilinin TEMYİZ İSTEKLERİNİN REDDİNE,
2) Diğer temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A) Sanıkların, Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçlarından hükümlülüklerine dair dosyanın incelenmesinde;
Katılanların Edirne Giyim Sanayi A.Ş de işçi oldukları ve Teksif Sendikasına üye oldukları, sanıkların ise aynı yerde müdür, şef, yönetici ve işçi grup başkanı olarak görev yaptıkları, katılanların iddiasına göre; sendikanın 09.02.2009 tarihinde grev kararını ilan edip, 02.04.2009 tarihinde fiilen greve başlanması üzerine işverenin, işten çıkartma baskısı ile işçilerin gruplar halinde notere giderek sendika üyeliğinden istifa ettiğinin, istifa eden kişilerin daha sonra tekrar sendikaya üye olmaları üzerine bazılarının işten atıldığının bazılarının ise çalıştıkları bölümlerin değiştirildiğinin ileri sürüldüğü, sanıkların ise 2009 yılındaki ekonomik kriz nedeni ile isçilere izin verdiklerini, kimseye sendikadan ayrılmaları için baskı yapmadıklarını, işten çıkartmakla tehdit etmediklerini savunması, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
a) Katılanlar A. M., N. S., K. D.’un, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığına kendilerine sendika üyeliğinden istifa etmeleri yönünde herhangi bir şey söyleyen olmadığı yönündeki anlatımda bulundukları, mağdur N. Ö.’in, sendika üyeliğinden istifa etmesi yönünde baskı görmediğini ifade ettiği,
b) Edirne Giyim Sanayi A.Ş’nin, 06.05.2009 tarihinde Edirne İş Mahkemesine, grevin durdurulması için dava açtığı, mahkemenin, 05.06.2009 tarih ve 195/199 sayılı kararındaki “sendikaya kayıtlı işçilerin 3/4’ten fazlasının noter aracılığıyla sendika üyeliğinden istifa etmiş olması ve çoğunluk tarafından BK’nun 23 ve devamı maddeleri gereğince hata, ikrah gibi nedenlerle iradeyi ortadan kaldıran bir nedenle istifa ettikleri de kanıtlanamadığından” şeklindeki gerekçe ile grev kararını kaldırdığı, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.09.2009 tarih ve 32450/23201 sayılı ilamı ile onandığı,
c) Sendikanın şikayeti üzerine Baş İş Müfettişi M. Y.’ün sendikadan istifa eden işçilerin, kendi irade ve istekleri ile ve kendi imkanları ile üyelikten çekildikleri, işverenin herhangi bir baskısının olmadığına dair rapor hazırladığı,
d) Edirne Giyim Sanayi A.Ş’nin iş yaptığı Almanya menşeli Hugo Boss firmasının, denetçisi Franz Riedinger tarafından hazırlanan raporda Edirne İş mahkemesinin 05.06.2009 tarih ve 195/199 sayılı kararından bahsedilerek “işçilerin, çevrede yeteri kadar iş imkanı olmadığı için işlerini kaybetme endişesi ile gönüllü olarak sendikadan istifa ettiklerini, diğer bazı arkadaşlarının istifa etmesi nedeni ile diğerlerinin de bu şekilde davrandığını, işverenin baskısı olmadan kendi kararları ile istifa ettiklerini” belirttiği,
e) Kovuşturma aşamasında dinlenen Noter Katibi tanık S. İ.’ın, üyelikten istifa etmek için işçiler geldiğinde iki kişinin de notere gelerek işçilere “istifa edemezsiniz”, Notere ise “isitifaname yazamazsınız” diye baskı yaptıklarını, polis çağrılması üzerine noterliği terk ettiklerini beyan ettiği,
f) Katılanlar ve katılanlar tarafından gösterilen, duruşmada dinlenen tanıkların özetle, sanıklar tarafından katılanlara sendika üyeliğinden ayrılmaları yönünde baskı yaptıklarını, işverence temin edilen arabalarla sendikaya gönderilip, istifa ettirildiklerini, noter masraflarının da işveren tarafından karşılandığını ifade ettikleri, sanıklar ve savunma tanıklarının da özetle; çalışanların sendika üyeliğinden ayrılmaları yönünde herhangi bir baskı olmadığını, istifa edenlerin kendi rızaları ile sendika üyeliğinden ayrıldıklarını ifade ettikleri,
g) Katılanların bir kısmının işten ayrıldığı, bir kısmının ise halen çalıştığı ancak işverene karşı tazminat davası açtıkları, davanın halen derdest olduğu, anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre; katılanların çalışma vardiya saatleri, notere gidiş tarih ve saatlerine dair belgeler, izne ayrılmaları ve işe başlamalarına dair evraklar getirtilip, katılanların iş çalışma saatlerinde notere gidip gitmedikleri araştırılıp, katılanlar tarafından işverene karşı açılan davalar incelenip, fotokopiden ibaret belgelerin aslı temin edilip ya da aslı gibidir şeklinde onaylatılıp, katılanların anlatımlarındaki çelişkiler giderilmeye çalışılıp, farklı anlatımda bulunan tanıklar yüzleştirilip, istifanameyi düzenleyen noter, sanıklar ve katılanlar tarafından dilekçe ile dinlenilmesini istenilip, herhangi bir gerekçe gösterilmeden dinlenilmeyen tanıklar duruşmada dinlendikten sonra tüm belgeler gerekirse bilirkişiye verilerek, işverence yapılan izne ayırma işleminde hukuka aykırılık olup olmadığına dair rapor alınarak, yukarıda bahsedilen kanıtlar bütün halinde değerlendirilerek, hangi belge ve anlatımlara ne gerekçeyle üstünlük tanındığı da gerekçeye yansıtılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile hükümler kurulması,
B) N. E.’un, iddianamede ve gerekçeli karar başlığında mağdur olarak yer almamış olması, sanıkların bu kişiye karşı herhangi bir eyleminden bahsedilerek dava da açılmamış olması, N. E.’un 16.12.2010 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenmesi karşısında; sanık S. U.’un, N. E.’a sendikadan istifa etmesi için baskı yaptığı kabul edilerek, temel cezanın TCK’nın 43. maddesi ile artırılması sureti ile CMK’nın 225/. maddesine aykırı olarak açılmamış davadan hüküm kurulması,
C) Sanıklar H. A., A. A., C. P., S. U., S. Y., A. G. ve Z. B.’e, ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 43. maddesi uygulanarak CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
D) İddianamede ve gerekçeli karar başlığında mağdur ve katılan olarak gösterilen A. G. duruşmaya çağrılarak, aleyhe kanıt sunma imkanı tanınmadan ve davaya katılmak isteyip istemediği sorulmadan hüküm kurularak CMK’nın 234. maddesine aykırı davranılması,
E) Haklarında hükümlülük kararı verilen sanıklar yönünden, CMK’nun 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
F) Kabule göre de;
a) TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun, cebir veya tehdit kullanmakla oluşacağı gözetilmeden, hangi sanığın hangi mağdura karşı ne şekilde cebir veya tehdit kullandığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmeden hükümler kurulması,
b) Görevsizlik kararında sanıklara 5237 sayılı TCK’nın 117/1-4 maddelerinin de uygulanmasının istenmesi karşısında sanıkların eylemlerinde suç tekliği ya da çokluğu olup olmadığı da değerlendirilmeden, iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçundan açılan davada hüküm kurulmaması.
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan H. K. vekili ile sanıklar H. A., A. A., C. P., S. U., S. Y., A. G. ve Z. B. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2008/15172 Karar Numarası: 2010/13889 Karar Tarihi: 14.07.2010
Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu
ÖZETİ: Sanıkların, yetkilisi oldukları A.P. ve M. Sanayi Anonim Şirketi’nde işçi olarak çalışmakta olan katılanın Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na üye olduğunu öğrenmeleri üzerine, “sendikadan istifa et, yoksa seni işten atarız” diyerek tehdit etmek şeklinde iddia ve kabul olunan eylemlerinde TCY.nın 118. maddesinde tanımlanan “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçunun tehdit unsurunun oluştuğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı olup, HÜKMÜN BOZULMASI gerekmektedir.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların, yetkilisi oldukları A.P. ve M. Sanayi Anonim Şirketi’nde işçi olarak çalışmakta olan katılanın Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na üye olduğunu öğrenmeleri üzerine, “sendikadan istifa et, yoksa seni işten atarız” diyerek tehdit etmek şeklinde iddia ve kabul olunan eylemlerinde TCY.nın 118. maddesinde tanımlanan “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçunun tehdit unsurunun oluştuğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan E. Ö. vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2016/13672 Karar Numarası: 2017/10255 Karar Tarihi: 04.10.2017
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-Sanıklar …, …, …, …, … ve …’e yükletilen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşıldığından,
1- Sanıklar …, …, …, … ve … müdafiilerinin sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi eylemlerine ilişkin olarak ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında sendikal hakların kullanılmasının ihlali suçundan kurulan hükümde ise;
Sanığın yalnızca katılan …’e karşı atılı suçu işlediğinin kabul edilmesine ve ilk hükmün sadece sanığın temyizi üzerine lehine bozulmasına rağmen, sanık hakkında TCK’nın 43/2. maddesi uygulanarak sonuç cezanın 3000 TL yerine 3740 TL olarak belirlenmesi suretiyle CMUK’nın 326/son maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna Aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, ancak; bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, karardan TCK’nın 43 maddesinin uygulanmasına dair kısmın çıkarılması ve uygulamaya göre sonuç adli para cezasının 3000 TL’ ye indirilmesi biçiminde HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanıklar ….., … hakkında kurulan hükümlerin temyizinde ise;başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, failin, mağduru bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, bir sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak için cebir veya tehdit kullanmasıyla oluşur. Kanun maddesinde kullanılan cebir fiziki güç kullanılması anlamına gelmekte, tehdit ise manevi cebir niteliğinde olup mağdurun bireysel sendika özgürlüğünü kullanması yolunda iradesini sakatlayan, sendikal haklarını kullanması veya kullanmaya devam etmesi neticesinde kendisinin veya yakınlarının bir zarara uğratılacağını bildiren, belirli bir boyuta ulaşmış ve kolayca kurtulma olanağı bulunmayan her türlü davranıştır. Bu suçun oluşabilmesi için amacın gerçekleşmesi, başka bir anlatımla kişinin sendikaya üye olmaktan veya faaliyetlerine katılmaktan vazgeçmesi veya sendikadaki görevinden ayrılması zorunlu değildir. Bu amaçla mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Somut olaya gelince,
1-Sanık …’un katılanın sendikal haklarını kullanmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullandıklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu,
2-Suça azmettirmede esas unsur, azmettirilenin iradesi üzerinde suç işleme konusunda kesin etki yaratmasıdır. Başka bir deyişle azmettiren bir başkasına suç işleme kararı verdiren kişidir. Somut olayda sanık … ….’in sanıkların suç işleme kararının oluşmasını ne şekilde sağladığı,
CMK’nın 230/1-b maddesi gereğince kanıtlara dayalı olarak gösterilmeden, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …. ve … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uyun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.