Türkiye cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyan suçu TCK m. 313‘de düzenlenmiştir. Düzenleme şu şekildedir:
- Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. İsyana katılan diğer kişilere altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
- Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
- Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyan Madde Gerekçesi
Madde metninde halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik, suç olarak tanımlanmaktadır. Silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder.
Suçun oluşması bakımından önemli olan husus, halkı “silahlı olarak” maddi bir fiile kışkırtmaktır.
Suçun oluşması için, isyana tahrik fiili yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi şart değildir. Zira maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, yapılan kışkırtma sonucu isyanın gerçekleşmesi halinde buna katılanlara ve isyanı idare edenlere verilmesi gerekli cezalar ayrıca gösterilmiştir.
İkinci fıkraya göre, isyana kışkırtan ayrıca buna katılmış veya isyanı idare etmiş ise, artık sadece katılma veya idare etmeden dolayı ceza verilmesi gerekecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silâhlı isyana tahrik veya silahlı isyan suçlarının, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza belirlenmiştir.
Silahlı isyan suçunun işlenmesi sırasında kişiler öldürülmüş, yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.Madde metninde halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik, suç olarak tanımlanmaktadır. Silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder.
Suçun oluşması bakımından önemli olan husus, halkı “silahlı olarak” maddi bir fiile kışkırtmaktır.
Suçun oluşması için, isyana tahrik fiili yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi şart değildir. Zira maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, yapılan kışkırtma sonucu isyanın gerçekleşmesi halinde buna katılanlara ve isyanı idare edenlere verilmesi gerekli cezalar ayrıca gösterilmiştir.
İkinci fıkraya göre, isyana kışkırtan ayrıca buna katılmış veya isyanı idare etmiş ise, artık sadece katılma veya idare etmeden dolayı ceza verilmesi gerekecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silâhlı isyana tahrik veya silahlı isyan suçlarının, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza belirlenmiştir.
Silahlı isyan suçunun işlenmesi sırasında kişiler öldürülmüş, yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.

Emsal Yargıtay Kararları
YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/9805 Karar Numarası: 2025/2991 Karar Tarihi: 18.03.2025
SAYISI : 2019/4272 E., 2020/573 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK’nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacının haksız tutukluluk nedeniyle 342.000,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin, davacının Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/6229 sayılı soruşturma dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklandığı ve Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/13 E.-2018/169 K. sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanarak hakkında mahkumiyet kararı verildiği; Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana katılma suçlarından ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, davacının tek bir suçtan tutuklandığı, eylemin yargılamanın ilerleyen aşamalarında hukuki olarak farklı bir suç olarak vasıflandırıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun vekalet ücretinin değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz sebepleri; kararın eksik araştırmaya dayalı olduğuna, kovuşturmaya yer olmadığı kararına rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Tazminat talebinin dayanağı olan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/6229 sayılı soruşturması kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana katılma suçlarından 28.07.2016 tarihinde tutuklandığı, soruşturma sürecinde Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana katılma suçları bakımından 08.01.2018 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından ise kamu davası açıldığı ve Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/13 E.-2018/169 K. sayılı dosyası kapsamında mahkumiyet kararı verildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı hakkında tek suç bakımından tutuklama kararı verildiği, tutuklamaya konu suç bakımından yapılan yargılama sonunda davacının mahkumiyetine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, bu itibarla tazminat isteminin koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacının sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana katılma tutuklama kararı verildiği, davacının silahlı terör örgütüne üye olma dışındaki suçlardan 18.04.2017 tarihinde tahliye edildiği ve bu suçlardan ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, tutuklamaya konu suçlardan biri olan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 15.02.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta ise de; davacı hakkında birden fazla tutuklama müzekkeresi bulunduğu gözetilerek 28.07.2016-18.04.2017 tarihleri arasında tutuklama müzekkeresinin hangi suç yönünden infaz edildiği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nin 304/2-b maddesi uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde karar verildi.
YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/2017 Karar Numarası: 2024/10092 Karar Tarihi: 17.09.2024
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun 5/1, TCK 62/1, 58/9, 53, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararınına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
1-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçu yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçunun yasal düzenlemesinde;
Madde 313- (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.
Yasanın gerekçesi ise;
“Madde metninde halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan tahrik, suç olarak tanımlanmaktadır. Silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder.
Suçun oluşması bakımından önemli olan husus, halkı “silahlı olarak” maddi bir fiile kışkırtmaktır.
Suçun oluşması için, isyana tahrik fiili yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi şart değildir. Zira maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, yapılan kışkırtma sonucu isyanın gerçekleşmesi halinde buna katılanlara ve isyanı idare edenlere verilmesi gerekli cezalar ayrıca gösterilmiştir.
İkinci fıkraya göre, isyana kışkırtan ayrıca buna katılmış veya isyanı idare etmiş ise, artık sadece katılma veya idare etmeden dolayı ceza verilmesi gerekecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan tahrik veya silahlı isyan suçlarının, Devletin savaş halinde olmasının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza belirlenmiştir.
Silahlı isyan suçunun işlenmesi sırasında kişiler öldürülmüş, yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin dördüncü fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.” şeklindedir.
Madde gerekçesinde açıklandığı üzere, silahlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder.
Somut olayda, özetle sanığın Nokta dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü olarak görev yaptığı, derginin 02.11.2015 tarihli 24 üncü sayısının kapak sayfasında Cumhurbaşkanı …’ın fotoğraf ve silueti kullanılmak suretiyle saatli maarif takvimi görseline yer verildiği, üzerinde … olarak “2 KASIM PAZARTESİ Türkiye İç …’nın Başlangıcı” ibarelerinin yer aldığı, 34. sayfada; yine Cumhurbaşkanı …’ın montajlanmış şekilde asker kıyafeti giydirilmiş, başında miğfer ve elinde pimi çekilmiş el bombasının yer aldığı bir fotoğraf ve görseline yer verildiği, üzerinde … olarak bu kez “92. yılında bir ülke çatırdarken, ÇATIŞMALI DÖNEM” ibaresine yer verildiği, 35. sayfada “PROVA YAPILDI” başlığı altında;”7 Haziran – 1 Kasım seçimleri arası, kanlı bir dönem olarak kayıtlara geçti. … İşlediği büyük suçlar nedeniyle demokrasi ve hukuka dönemeyecek olan yönetim, tek seçenek olarak baskı ve şiddetle varlığını sürdürüyor.” şeklinde başlayan ve YENİ DÖNEM başlığı altında devam eden bölümde “…Başkanlık sisteminin hukuk içerisinde kurulamayacağını bir kez daha teyit eden 1 Kasım seçimleriyle birlikte Türkiye, şiddetin dozunun daha da yükseleceği bir döneme giriyor… Haziran seçimlerinden sonra şiddet provası fazlasıyla yapıldı. İktidarın bir daha değişmeyeceğine ilişkin prova ise çoktan tamamlanmış durumda… Devletin kurumlarının tahrip edilmesi ve iktidarın meşru yollardan değiştirilemeyeceğine ilişkin oluşturulan fiili durum, Türkiye’yi karanlık bir döneme itiyor. Dünyada pek çok örneğinde olduğu gibi meşru yolların tıkanması, toplumsal patlamaları beraberinde getirebilecek bir gelişme. Türkiye ilk defa bir iç savaş ortamına sürükleniyor. Türkiye’nin bölünebileceğine ilişkin öngörüler, dünyanın saygın basın organlarında, Türkiye’yi yakından tanıyan uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Üzerinde durulan ikinci nokta ise Türkiye’nin ilk defa ciddi bir iç savaş tehlikesiyle karşı karşıya oluşu. Uzun süredir, “bizden olmayan” söylemi üzerine oluşturulan dil, etnik ve mezhepsel fay hatlarına yönelik ayrımcı ve dışlayıcı söylemler yanında, iktidarın propaganda makinesi konumundaki medya tarafından nefret söylemi toplumdaki farklı kesimler üzerine boca ediliyor.” ibarelerine yer verildiği, yine aynı sayfada “HAYATI SEN İDAME ET” başlığı altında; “Çatışma ortamına gidiş, pek çok kişide ülkeyi terketme duygusu uyandırırken sosyal medya ortamında iç savaş durumunda alınması gereken tedbirlerle ilgili paylaşımlarda da büyük artış var.” denerek gerekenler listesinde; “Isı yalıtımlı battaniye, yiyecek yığınağı, su temizleme tabletleri, parakort ip, sapan, tel testere, çakmak, bıçak” gibi olası bir iç savaş durumunda ihtiyaç listesinin yer aldığı,
Suça konu dergide verilen mesajla devletin bütünlüğüne, milletin birlik ve beraberliğine kastedildiği ve bu amaçla toplumun huzur ve refahının bozulmak istendiği, ülke içerisinde kaos ortamı oluşturmak niyetiyle derginin basıldığı, iç savaşın sorumlusu olarak başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı … olmak üzere diğer devlet ve hükümet yetkililerinin olduğunun vurgulandığı, silahlı terör örgütü mensuplarının ise isyancı olarak nitelendirildiği ve hatta iç savaş için gerekli malzemelerin hazırlanması gerektiğinin belirtildiği, tedirgin hale getirilen vatandaşların ülkeyi terk etme yoluna başvurması gerektiğinin halka zorunluluk gibi gösterilmeye, “Türkiye İç Savaşının Başlangıcı” ifadelerine yer verilerek bir iç savaş senaryosunun oluşturulmaya çalışıldığı, bu algıyla halkın panik ve korkuya sevk edildiği, jenerik senaryo şeklinde yazıya ve görsele yansıtılan fotoğraflarla halkın bu senaryoda izlemesi gereken rolün biçildiği ve olası bir iç savaş halinde halkın bu senaryoda bir nevi provasını yapacak düzeyde hazırlatılmaya çalışıldığının görüldüğü, sanığın yayınlamış olduğu dergide demokratik olarak yapılan 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan 26 ncı dönem milletvekili genel seçimini sabote etmek ve halkın bir kesimini mevcut Cumhurbaşkanı ile kurulacak hükümete karşı provoke etmek, ülkemizde iç savaş çıkarmak için silahlı isyana tahrik etmek suretiyle üzerlerine atılı suçu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; Suça konu yazının mahiyeti, yazının yayınlandığı derginin ulaştığı kitle ve kitlenin üzerindeki etkisi gözetildiğinde, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı ancak suça konu yazının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, TCK’nın 214 üncü maddesinde düzenlenen “Suç işlemeye tahrik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
2-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16. MD-956 E. 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağının” kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tesbiti halinde, ByLock kullanıcısı dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı olarak ByLock tesbit ve değerlendirme tutanağı getirtilip, istinaf aşamasından sonra beyanları dosyaya gelen … ve …’ın CMK’nın 210 uncu maddesi gereğince doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip, AİHS’nin 6/3-d ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınarak dinlenip, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığ’nın 2023/1025 karar numaralı soruşturmaya yer olmadığına dair karar ve eklerindeki belgeler ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 18.08.2020 tarihli yazısının ekinde yer alan belgeler ile bu belgelerde geçen sanığın bir dönem “Nahçıvan ağabeyi” olduğunu ilişkin kayıtların araştırılıp, sanığa okunarak, keza UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca bir ifade yahut beyan, bilgi ve belge bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa dosyaya getirtilerek ve CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunup, tüm deliller bir arada değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Adli emanetin 2017/9197 sırasında kayıtlı eşyalar hakkında karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.