Takdiri İndirim Sebepleri Nelerdir? (TCK 62)

Ceza da takdiri indirim sebepleri TCK madde 62’de düzenlenmiştir. Takdiri indirim sebepleri 4 unsur olarak sayılmıştır. Bunlar şu şekildedir:

  • Failin geçmişi,
  • Sosyal ilişkileri,
  • Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları,
  • Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri,

Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.

Takdiri indirim nedenleri 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle yapılan değişiklikle beraber tahdidi hale getirilmiştir. Yani sınırlı sayıdadır. Kanunda sayılan gerekçelerden başka takdiri indirim nedeni uygulanamaz.

Takdiri İndirim (İyi Hal İndirimi) Oranları

Takdiri indirim nedeni uygulandığında:

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezası yerine, 25 yıl hapis cezasına hükmolunur.

Diğer cezaların hepsinde ise 1/6 oranında indirim yapılır.

Takdiri indirim sebepleri Eskişehir avukat

Mahkemenin Takdir Yetkisinin Sınırları

Aşağıdaki belirttiğimiz Yargıtay Ceza Dairesi kararı takdiri indirim sebeplerinin uygulanıp, uygulanmaması durumu için mahkemenin takdir yetkisinin sınırlarını belirtmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/314 E.,  2025/1898 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yapılan yargılama sonucunda, İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun’un(5237 sayılı Kanun) 62/2. maddesinde takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin kanunda sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak sayıldığı açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi nedenler, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir.

Serbest takdir sisteminin bir gereği olarak da olayda sanık yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yargılamayı yapan hâkime aittir. Zira yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan hâkim, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığını ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdaki kişidir. Hâkim; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri”nin yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek, bu hususta hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır.

Ancak, hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır.

Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken, sanığın mağdurun öz babası olduğundan, kendi öz kızına karşı şehevi duygular beslediğinden, suçun işleniş şeklinden, kamu vicdanını rencide edici özelliğinden ve toplumda yaratacağı infialden bahsedilerek sanık hakkında anılan maddenin uygulanmamasına karar verilmiş ise de, suçun niteliğinin ve ahlaki redaetinin kanun koyucu tarafından cezasının ağırlığı belirlenirken gözetildiği ve cinsel suçların nispeten ağır yaptırımlara bağlandığı, suçun işleniş şeklinin cezada alt sınırdan uzaklaşma sebebi olabileceği ve zaten alt sınırdan uzaklaşılmış olduğu, mağdurun sanığın öz kızı olmasının kanunen cezanın ağırlaştırıcı nedeni olduğu hususları nazara alındığında gerekçenin yerinde olmadığı, adli sicil kaydı bulunmayan ve suçunu ikrar ederek pişmanlığını dile getirip adli sürece katkı sağlayan, dosyaya ve duruşma tutanaklarına yansıyan başkaca bir olumsuz tutum ve davranışı bulunmayan sanık hakkında yetersiz ve dosya ile örtüşmeyen soyut gerekçelerle takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.03.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü olan bozma kararına katılmıyorum.

Dairemiz çoğunluk görüşü ile aramızdaki görüş ayrılığı ilk derece Mahkemesince TCK.’nın 62. maddesi ile ilgili göstermiş olduğu gerekçenin yeterliliği konusundadır.

İlk derece mahkemesince “suçun işleniş biçimindeki hususiyetler, toplumda meydana getirebileceği tepki ve infial ile kamu vicdanını rencide edici niteliği dikkate alındığında sanığın olumlu bir kişiliğe sahip olduğundan söz edilemeyeceği, sanığın sosyal ilişkileri ile verilecek cezanın herhangi bir indirim yapılmaksızın aynen infazı halinde sanığın gelecek hayatı üzerinde ıslah olması açısından daha etkili olacağına kanaat getirilmekle hakkında TCK.’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiği,
Dairemizin 03/10/2022 tarihli bozma kararı ile de “Adli sicil kaydı bulunmayan ve yargılama aşamasında suçunu ikrar edip pişman olduğunu söyleyerek yargılamaya katkısı olan sanık hakkında dosya kapsamı ile bağdaşmayan soyut ve yetersiz gerekçelerle TCK.’nın 62.maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi” nedeniyle bozma kararı verildiği, ilk derece mahkemesinin bozma kararına karşı direnmesi üzerine Ceza Genel Kurulunca “ilk derece mahkemesince yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurulması direnme kararı niteliğinde olmadığı” belirtilerek Dairemize gönderilen dosyanın incelenmesi sonucunda “yetersiz ve dosya ile örtüşmeyen soyut gerekçelerle takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması hukuka aykırı olduğu” belirtilerek bozma kararı verildiği anlaşılmakla;
TCK.’nın 62/(2). maddesinde “Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.” şeklinde düzenleme olduğu, takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin kanunda sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak sayıldığı açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan nedenler uygulamada hakimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir.

Serbest takdir sisteminin bir gereği olarak da olayda sanık yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yargılamayı yapan hakime aittir. Zira yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba sağlayan hakim, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığı ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdaki kişidir. Hakim; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri”nin yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek, bu hususta hak, adalet ve nezafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır.

Ancak takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Burada da ilk derece mahkemesi, sanığı birebir gözlemleyerek belirttiği gerekçeler ile TCK.’nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar vermesinin yerinde olduğu, TCK.62.

maddesinin uygulanması yada uygulanmamasına yönelik sanığa, dosyaya, somut olaya dayanarak verilen gerekçeler içeren kararlar konusunda hakimin takdir hakkına müdahale edilmemesi gerektiği kanaati ile Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.


Eskişehir avukat Mahmut Rasul UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!