Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması Suçu

Ses veya görüntülerin kayda alınması suçu TCK m. 286’da şu şekilde düzenlenmiştir: Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görüleceği üzere suçun cezası TCK m. 49 hükmü ile beraber değerlendirildiğinde 1 ay ile 6 ay arasında hapis cezasıdır.

Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması Suçu
Eskişehir avukat

Madde Gerekçesi

Madde metninde, soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki işlemlerin yapılışı sırasındaki ses ve görüntülerin yetkisiz olarak kayda alınması veya nakledilmesi, suç olarak tanımlanmıştır. Hakim veya savcı tarafından uygun görülmesi durumunda, kayıt alma işleminin yapılmasının suç oluşturmayacağı muhakkaktır. Bu nedenle, madde metninde bu kayıt ve nakletme işlemlerinin “yetkisiz olarak” yapılmasının, söz konusu suçu oluşturacağı kabul edilmiştir.

Ses veya görüntülerin kayda alınması suçu
Eskişehir avukat

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/1573 E. 2021/1100 K.

Ses veya görüntülerin kayda alınması suçundan sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve sanık hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin hüküm, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 13.03.2014 tarihli sağlık kurulu raporu, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek, sanığın, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan bir adli soruşturma kapsamında, Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla alınan 26.11.2013 tarihli ifadesi esnasındaki ses ve görüntüleri, sağ koluna monte ettiği gizli kamera ile yetkisiz olarak kayda alması biçiminde sübut bulan eyleminden dolayı TCK’nın 286/1. madde ve fıkrasındaki ses veya görüntülerin kayda alınması suçunu işlediği sırada, “Bipolar afektif bozukluk” denilen akıl hastalığına müptela olup, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyuttaki bu hastalığın etkisi altında bulunması nedeniyle işlediği suça yönelik ceza sorumluluğunun olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanığın ve sanık müdafiinin sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 03.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/11413 E. 2022/5269 K.

Ses veya görüntülerin kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;

1- Sanık …’in, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan yargılandığı Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/2153 esasına kayıtlı dava dosyasına sunduğu reddi hakim talebini içerir 28.03.2012 tarihli dilekçesinin ekinde, aynı mahkemenin 21.03.2012 tarihli duruşmasına ait kesintisiz ses kaydını delil olarak ibraz etmesini müteakip, anılan mahkemece, kovuşturma işlemleri sırasındaki seslerin yetkisiz olarak kayda alınmasından dolayı suç duyurusunda bulunulmasının ardından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adli soruşturma sonunda, sanığın, TCK’nın 286. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ses veya görüntülerin kayda alınması suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı olayda;

Sanığın, altı aya kadar hapis cezası yaptırımı öngören TCK’nın 286/1. madde ve fıkrasındaki ses veya görüntülerin kayda alınması suçunu işlediğinin iddia edilmesi ve hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12. maddesi ile TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklikle anılan suçun önödeme kapsamına alınması karşısında, usulüne uygun önödeme ihtarı yapılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

2- Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 286. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen “ses veya görüntülerin kayda alınması” suçuna ilişkin olduğu, “ses veya görüntülerin kayda alınması” suçu için TCK’nın 286. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının “altı aya kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK’nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas – 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas – 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…, …hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;

Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

3- Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanığa hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği esnada, uygulama maddesinin; “TCK’nın 50/1-a” yerine “TCK’nın 51-a” olarak yanlış yazılması suretiyle CMK’nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Eskişehir avukat Mahmut UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!